Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/9631 E. 2023/19214 K. 31.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9631
KARAR NO : 2023/19214
KARAR TARİHİ : 31.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/51 E., 2015/915 K.
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… (…) Asliye Ceza Mahkemesinin, 12.11.2015 tarihli ve 2015/51 Esas, 2015/915 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz sebepleri, eksik araştırma yapıldığına, mahkûmiyet için yeterli delil bulunmadığına, sanığın suç işleme kastının olmadığına, kararın gerçeği yansıtmadığına, vatandaşın alkolmetre cihazını üfleme talebini reddetme hakkı olduğuna ve resen belirlenecek nedenlere ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Polis memuru olan katılanların, devriye görevi ifa ettikleri sırada yapılan ihbar üzerine takibe aldıkları araca dur ikazında bulunmalarına rağmen, araç sürücüsünün durmayıp kaçtığı, yapılan takip sonucunda polis memurları tarafından durdurulan aracın sürücüsü olan tanık R. G.’den ruhsat ve ehliyet istedikleri, alkol kontrolü için tanığa alkolmetreyi üflemesi söylendiğinde ise tanık R. G. ile aynı araçta olan sanığın saldırgan tavırlar sergilediği, katılan … Ö.’ye yakasından tutup yumruk salladığı ve yere düşürmeye çalışması suretiyle görevi yaptırmamak için direnme suçunu işlediği, katılanların anlatımları, kolluk tarafından düzenlenen tutanak, tanık beyanları, dosyada mevcut adli muayene raporları ve tüm dosya kapsamıyla, Mahkemece kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
Katılanların anlatımlarının, 15.10.2014 tarihli olay ve yakalama tutanağıyla uyumlu olması, tanıklar R. G., ve İ. F.’nin, taraflar arasında arbede çıktığına dair anlatımda bulunmaları, 15.10.2014 tarihli adli muayene raporlarında katılanların basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralandığının belirtilmesi ve tüm dosya kapsamıyla, sanığın eyleminin sabit olduğuna ilişkin Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık bulunmayıp, haksız tahrikin uygulanma koşullarının oluşmadığı da dikkate alınarak, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Sanığa yükletilen görevi yaptırmamak için direnme eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun’a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Sanığın eylemini birden fazla katılana karşı gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanmamış ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma yapılamayacağı,
Anlaşılmış ve kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen “Tekerrür hükümleri uygulanırken, 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi ile yetinilmesi gerekirken, infazı kısıtlar biçimde 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri süresinin de belirlenmesi” hususu dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden, hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği, tekerrüre ilişkin hüküm fıkrasında, “cezanın infazından sonra” ifadesinin akabinde yer alan “1 yıl” ibaresinin çıkarılması suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
31.05.2023 tarihinde karar verildi.