Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/9794 E. 2023/18882 K. 24.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9794
KARAR NO : 2023/18882
KARAR TARİHİ : 24.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/13 E., 2015/617 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ve sanığa verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; kararın kanuna ve hukuka aykırı olduğuna, mahkûmiyetini gerektirir her türlü şüpheden uzak somut delil bulunmadığından beraatine karar verilmesi gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınmadan hak yoksunluklarına karar verildiğine, tanık M. D.’nin kendisi hakkında şikâyette bulunmak için karakola gitmediğini beyan ettiği ve böylece katılanın kendisine karşı bir görevinin bulunmadığına, katılan dahil bütün karakolun yaralanmasını bildiğine, kendisinin avukatını arayacağı esnada katılanın daha iyileşmemiş kolunu bükerek telefonunu almak istediğine, kamera kaydı ibraz etmediklerine, iddia olunan sözleri söylemediğine sadece kendisini işkenceden kurtarmak istediğine, Mahkemenin bu sözleri söylediğine dair kabulünün dayanaksız olduğuna, katılanın cebir ve şiddet uygulayarak avukat çağırma hakkını gasp ettiğine, kırık kolunu bırakmasını söylediği halde katılanın bükmeye devam ederek işkence suçunu ve eline vurarak telefonunun düşüp kırılmasına sebep olduğundan mala zarar verme suçunu işlediğine, katılanın hareketlerinin ağır tahrik oluşturduğuna, aleyhinde değerlendirme yapılmasına sebep olan sabıkasındaki mahkûmiyetin kendi babasıyla arasındaki anlaşmazlığa dayandığına, lehe hükümlerin reddedilerek hüküm kurulmasının hukuka uygun bulunmadığına, resen gözetilecek nedenlerle hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Olay tarihinde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarından yürütülen soruşturma kapsamında nöbetçi Cumhuriyet savcısı tarafından sanığın gözaltına alınmasına karar verildiği, polis memuru olan katılanın sanıktan gözaltına alınmadan önce üzerinde bulunan eşyaları teslim etmesini istediği, sanığın iki adet cep telefonu ve anahtarı teslim etmek istemediği, katılanın bu eşyaları alabilmek için müdahale ederek sanığın kolunu tuttuğu, bunun üzerine sanığın katılana “Lan şerefsiz, sen bilmiyor musun o kolum kırık, sizin yüzünüzden kırıldı, burada düşmedim mi, bırak lan kolumu şerefsiz.” şeklinde hakarette bulunduğu Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
2. Sanığın, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği yönünde savunma yaptığı anlaşılmıştır.
3. Katılanın her aşamada oluşa ilişkin istikrarlı ve birbiriyle uyumlu anlatımlarının bulunduğu, tespit edilmiştir.
4. Tanık T.A., A.Y.B., A.Ö., M.D.’nin beyanları tespit edilerek dava dosyasına eklenmiştir.
5…. Polis Merkezi Amirliğinin 16.02.2015 tarihli yazısı ve ekindeki aynı tarihli tutanakla polis merkezi amirliğindeki kamera kayıt cihazı 25 gün kayıt kapasiteli olduğundan olay tarihine ilişkin kamera kayıtlarının mevcut olmadığı bildirilmiştir.
6.Sanığa ait adlî sicil kaydı dava dosyasında mevcuttur.
IV. GEREKÇE
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1.Sanığın aşamalardaki olay tarihinde katılanın kırık olan kolunu kıvırarak arkaya doğru çevirdiğine ve kırık olduğunu söylemesine rağmen bırakmadığına yönelik savunması, tanık A.Y.B’nin kendisini hadiseden hemen önce telefonla arayan sanığın büyük bir ah sesini duyduğuna, sanığın çok acı çeker gibi olduğuna yönelik beyanı karşısında olayın çıkış nedeni ve gelişmesi değerlendirilerek sonucuna göre 5237 sayılı Kanun’un 129 uncu maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
2. Kabule göre ise, 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönleriyle, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.05.2023 tarihinde karar verildi.