YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9918
KARAR NO : 2023/18496
KARAR TARİHİ : 17.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama
Katılan sıfatıyla … vekilinin sanık … hakkında verilen beraat ve ceza verilmesine yer olmadığına dair hükümleri kanunî süresinde temyiz ettikten sonra, 15.02.2016 havale tarihli dilekçesiyle temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği belirlenmiştir.
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile;
A. Sanık … Hakkında
1. Hakaret suçundan; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 3 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (e) bendi, 35 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 4 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
B. Sanık … Hakkında
1.Kasten yaralama suçundan; 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı,
2.Tehdit suçundan; 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı,
3.Hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan sanık müdafiinin temyiz isteği; sanık … hakkında verilen hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğuna, mağdur …’ın 30.12.2015 tarihli dilekçesiyle şikâyetinden vazgeçmesi nedeniyle müvekkili sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna, ayrıca aleyhine verilen mahkumiyet kararlarında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin tartışılmadığına, kasten yaralama suçunda alt sınırdan hüküm kurulmasına karşın, teşebbüs hükümlerinde en az indirim oranının uygulandığına, mahkemenin, sanığın yan dükkana geçtiği, mağdurun geçtiği esnada mağdura tabure ile hamle yaptığı şeklindeki herhangi bir delil, beyan veya raporu bulunmayan gerekçeye dayandığına, bir nesnenin silah sayılabilmesi için Yargıtay’ın aradığı niteliklere göre değerlendirilme yapılması gerektiğine, hükümlerin bozulması talebine yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık …’ın sahibi olduğu mağazaya mağdurun müşteri olarak ürün değişimi için geldiği, çıkan tartışmada sanığın mağdura eline aldığı bir tabure ile saldırdığı ancak araya girenlerce engellenerek kasten yaralama eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı ve mağdura hitaben “..senin ananı avradını sinkaf ederim…senin a…a koyacağım, sen görürsün…” diyerek hakaret ettiği, sanık savunması, mağdur ve tanık beyanı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile Yerel Mahkemece sabit kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Katılan vekilinin kanunî süresinde temyiz isteminde bulunduktan sonra, 15.02.2016 tarihli dilekçesiyle temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmıştır.
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Sanık savunması, mağdur ve tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı karşısında, sanığın atılı suçları işlediğine ve taburenin 5237 sayılı Kanun’un altıncı maddesinin birinci fıkrasının (f-4) bendinde yer alan silah tanımına uyduğundan aynı Kanun’un 86 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının (e) bendi uyarınca hüküm kurulmasına ve anılan Kanun’un 61 inci maddesinde belirtilen ilkeler dışında 3 üncü maddesinde belirtilen orantılılık ilkesi de gözetildiğinde alt sınırdan uzaklaşılmayarak verilen karar yönünden Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Ancak,
1. Takibi şikayete bağlı olan hakaret suçuna ilişkin olarak hükümden sonra 30.12.2015 tarihli dilekçe ile mağdur …’ın şikâyetinden vazgeçtiği anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 73 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca mağdurun şikayetten vazgeçmesini kabul edip etmediği sanıktan sorularak sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2. Kabule göre de ;
a) Hakaret eyleminin karşılıklı gerçekleştiği sabit görülerek mağdur hakkında sanığa yönelik hakaret suçundan açılan kamu davası yönünden 5237 sayılı Kanun’un 129 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesine karşın, olayın çıkış nedeni ve gelişimi üzerinde durularak sanık hakkında mağdura yönelik hakaret suçundan kurulan hükümde aynı maddenin üçüncü fıkrasının uygulanarak cezasından indirim yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b) Lehe hüküm talebi olan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesi kapsamında takdiri indirim nedenlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
c) Sanığın adli sicil kaydında tekerrüre esas sabıkası bulunduğu halde hakkında aynı Kanun’un 58 inci maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmaması,
d) (1) nolu bent gereğince sanığın hakaret suçu yönünden şikâyetten vazgeçmeyi kabul etmesi ve davanın düşmesine karar verilmesi halinde ise, kasten yaralama suçu yönünden; 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 saıylı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönüyle hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Katılan vekilinin kanunî süresinde temyiz isteminde bulunduktan sonra, 15.02.2016 havale tarihli dilekçesiyle temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği, vekâletnamede vekilin vazgeçme yetkisinin bulunduğu ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanunu’nun 326 ncı maddesinin son cümlesi uyarınca sanık hakkında cezayı aleyhe değiştirme yasağının dikkate alınmasına, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
17.05.2023 tarihinde karar verildi.