Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2021/9930 E. 2023/18895 K. 24.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9930
KARAR NO : 2023/18895
KARAR TARİHİ : 24.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/619 E., 2016/83 K.
SUÇ : Hakaret
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü ve 53 üncü maddelerinin birinci fıkraları uyarınca neticeten 1 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, mahkeme hakiminin hukuku uygulamadığına, söz konusu dilekçelerle durumu anlatmaya çalıştığına, iddianameye konu dilekçe içeriklerinde yazılanların hakaret suçunu oluşturmadığına, yazıların 5237 sayılı Kanun’un 128 inci maddesi kapsamında kalması gerektiğine, savunma hakkının kısıtlandığına ve re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında davacı şirket vekilince projeye aykırılığın eski hale getirilmesi davası açıldığı, davalı olan sanığın 05.05.2014 tarihli 26 sayfalık cevap dilekçesinin 4. sayfasında “Evrak üzerinde suç işlediğiniz açıkça belli”, 7. sayfasında “Avukatın hukukdışı davranışlarında yardım ediyor, görevinizi kötüye kullanıyorsunuz.” şeklinde, 22.07.2014 tarihli dilekçesinde “Yargı içinde varolan paralel yapıya, çeteye hizmet ettiğiniz kanaatindeyim.” ve 16.09.2014 tarihli dilekçesinde ise “Siz, paralel yapı, çete üyeleri, devletimizden maaş alıyorsunuz, devletimizi dolandırıyorsunuz.” diyerek dosyanın hakimi şikâyetçiye hakarette bulunduğu, sanık savunması ve iddianameye konu dilekçelerle sabit olduğu, Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
Temyiz sebebi olarak ileri sürülen adil yargılanma hakkı ile savunma hakkının ihlali yönünden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6 ncı maddesinde de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlali sonucuna sebebiyet verecek ve böylece Anayasa ve uluslararası sözleşmelerde güvence altına alınan savunma hakkının kısıtlanması sonucuna neden olacak koşulların incelemeye konu olayda gerçekleşmediği anlaşıldığından hükümde bu yönlerden hukuka aykırılık bulunmadığı belirlenmiştir.
Ancak,
1. Hükümden sonra sanığın vasisi olduğunu beyan eden ve vasilik kararını da sunan S.E.’nin, sanığın akıl hastalığı nedeniyle kısıtlandığını, 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesine göre ceza ehliyetinin bulunmadığını ve sanık hakkında benzer nedenlerle açılan davalarda anılan madde nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığı yönünde kararlar verildiğini beyan etmesi ve buna dair belgeleri de sunması karşısında, sanığın suç tarihi itibarıyla 5237 sayılı Kanun’un 32 nci maddesi uyarınca “akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış veya önemli derecede azalmış olup olmadığı” konusunda yöntemince rapor alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden hüküm kurulması,
2. Kabule göre de;
a. Suç tarihinde adli sicil kaydı bulunmayan, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep eden ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesine objektif koşullar bakımından engel hali bulunmayan sanığa, aynı maddenin altıncı fıkrası uyarınca, pişmanlığı, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak, yeniden suç işleyip işlemeyeceği konusunda bir değerlendirme yapılması gerektiği gözetilmeden, hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun tartışmasız bırakılması,
b. 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönlerden hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.05.2023 tarihinde karar verildi.