YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/9975
KARAR NO : 2023/18222
KARAR TARİHİ : 10.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci, 51 inci ve 53 üncü maddelerinin birinci fıkraları uyarınca neticeten 1 yıl 2 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezanın ertelenmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin, sanığın sözlerinin ağır eleştiri niteliğinde olduğuna, sabıkasız olan sanık hakkında seçimlik ceza öngören eylem yönünden gerekçe belirtilemeksizin hapis cezasının seçildiğine, itiraz merciince esas yönünden değerlendirme yapılarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırıldığına, dolayısıyla şartları varsa yeniden 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin uygulanabileceğine ve re’sen tespit edilecek sebeplerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın olay tarihinde şikâyette bulunmak üzere polis merkezine geldiği, burada şikâyetçilerle tartışmaya başlayarak “Benim işimi yapmaya mecbursunuz, beni sağı solu aramaya mecbur etmeyin, ne yapsam katlanmak zorundasınız, ben vatandaşım, siz kimsiniz ki benim vergilerimden maaşınızı alıyorsunuz.” diyerek hakaret içeren sözler kullandığı, şikâyetçilerin beyanları ve olay tutanağı ile Yerel Mahkemece sabit kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
O yer Cumhuriyet savcısının bozma nedeni dışındaki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1. Hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir, bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir.
Sanığın, şikâyetçilere yönelik kaba ifade niteliğindeki sözlerinin, şikâyetçilerin onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi,
2.Kabule göre de;
a) O yer Cumhuriyet savcısının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karara ilişkin itirazının itiraz merciince kabul edilerek kararın kaldırıldığı ve yeniden duruşma açılarak yargılama yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda, Mahkemece 5320 sayılı Yasa’nın 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince sanığa hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kaldırılmasına ilişkin diyeceklerinin sorulması zorunlu olup aleyhine sonuç doğuracak olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki kanıtlarını sunma olanağı tanınmadan savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yokluğunda duruşmaya devam olunarak yazılı şekilde hüküm kurulması,
b) Hakaret eyleminin polis merkezinin hangi bölümünde gerçekleştiği kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenip sonuca göre sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddenin dördüncü fıkrasının uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Sanığa ek savunma hakkı verilmeden, iddianamede gösterilmeyen 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasının uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı davranılması,
d) 5237 sayılı Kanun’da hapis cezası ile adli para cezasının seçenekli yaptırım olarak öngörüldüğü hallerde, aynı Kanun’un 61 inci maddesinde öngörülen ölçütlere göre somut olay irdelenip, anılan Kanun’un 3 üncü maddesindeki fiille orantılı ceza verilmesi ilkesi de gözetilerek, öncelikle seçenekli yaptırımlardan hangisinin seçildiğinin gösterilmesi, sonrasında da alt ve üst sınırlar arasında temel cezanın belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, mükerrir olmayan sanık hakkında, seçimlik ceza öngören hakaret suçunda yeterli gerekçe gösterilmeden temel ceza olarak hapis cezasının tercih edilmesi,
e) Sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanması sırasında yapılan hesap hatası nedeniyle sanık hakkında neticeten “ 1 yıl 2 ay 17 gün” yerine “ 1 yıl 2 ay 20 gün” hapis cezasına hükmolunması suretiyle fazla ceza tayini,
f) Suç tarihinde 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının uygulanmasına engel geçmiş mahkumiyeti bulunmayan sanığın pişmanlığı, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları gözönünde bulundurularak, yeniden suç işleyip işlemeyeceği konusunda bir değerlendirme yapılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden “Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın itiraz üzerine Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kaldırılması.” şeklindeki hatalı gerekçe ile kanuni engel kabul edilerek, anılan Kanun maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi,
g) (b) bendindeki bozma sebebinin sonuca göre suçun aleni olarak işlenmediğinin tespiti halinde ise; 17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 saıylı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunduğu belirlendiğinden karar bu yönüyle hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün , 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.05.2023 tarihinde karar verildi.