YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10431
KARAR NO : 2022/25969
KARAR TARİHİ : 21.12.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, kişilerin huzur ve sükununu bozma
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi, kararın niteliği ile suç tarihine göre, sanık hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığının 18/09/2012 tarih 2012/2806 esas sayılı iddianamesinde katılan …’ye yönelik işlediği iddia olunan hakaret, tehdit ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarından, 20/12/2012 tarih, 2012/4258 esas numaralı iddianamesinde ise katılan …’ye yönelik işlediği iddia olunan kişilerin huzur ve sükununu bozma suçundan zamanaşımı içinde hükümler kurulabileceği belirlenerek dosya görüşüldü;
A) Sanık hakkında katılan …’ye yönelik 16/07/2012 tarihli tehdit , 24/06/2012 tarihli hakaret, 26/11/2012-29/12/2012 tarihli hakaret ve tehdit suçlarından doğrudan tayin olunan adli para cezalarının miktarına göre, 5320 sayılı Kanuna 6217 sayılı Kanunun 26. maddesiyle eklenen geçici 2. madde uyarınca, kesin nitelikte olduğu anlaşıldığından, tebliğnameye uygun olarak, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 317.maddesi gereğince, sanık … müdafisinin ve katılan … vekilinin TEMYİZ İSTEMLERİN REDDİNE,
B) Diğer hükümler yönünden yapılan incelemede;
Temyiz isteklerinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, katılanlar vekili hakkında tek vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık hakkında TCK’nın 106/1-1. cümle ve 123. maddeleri uyarınca tehdit ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçlarından kamu davalarının açıldığı ve dosyaların birleştirildiği, her ne kadar sanığın kişilerin huzur ve sükununu bozma eylemi uzlaşma kapsamında olup, soruşturma aşamasında uzlaşma teklifi yapılmış ise de, bu tarihte atılı TCK’nın 106. maddenin 1. fıkrasının 1. cümlesinde düzenlenmiş olan tehdit suçunun uzlaşma kapsamında olmaması ve CMK’nın 253/3. fıkrasının ikinci cümlesi dikkate alındığında soruşturma aşamasında yapılan uzlaşma teklifinin geçersiz olduğunun anlaşılması karşısında, hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik CMK’nın 253/1. madde hükmü uyarınca TCK’nın 106. maddenin 1. fıkrasının 1. cümlesinde düzenlenen tehdit suçunun uzlaştırma kapsamına alınmış olması nedeniyle somut olayda 5271 sayılı CMK’nın 253/3. madde ve fıkrasının ikinci cümlesinin uygulanma imkanının ortadan kalktığı, bu nedenle de sanık hakkında kişilerin huzur ve sükununu bozma ve tehdit suçlarından 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirilip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Uzlaşmanın sağlanamaması halinde;
Sanığın, … Cumhuriyet Başsavcılığının 20/12/2012 tarih, 2012 /4258 esas numaralı iddianamesinde anlatılan 24/06/2012 ve 30/06/2012 tarihli tehdit eylemlerinden sonra, aradan geçen süre de dikkate alındığında yenilenen kasıt ile 10/10/2012 tarihli tehdit eylemini gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, tehdit suçundan ayrı hüküm kurulması yerine, yasal olmayan gerekçeyle zincirleme suç hükmünün uygulanması,
Tehdit ve kişilerin huzur ve sükununu bozma suçları yönünden 17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesiyle değişik CMK’nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulamasıyla ilgili olarak CMK’ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 14/01/2021 tarihli ve 2020 /81 esas, 2021/4 sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasanın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK’nın 251/1. maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasanın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 7 ve CMK’nın 251 vd maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafisi ile katılanlar … ve … vekilinin temyiz sebepleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 21/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.