YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10487
KARAR NO : 2023/794
KARAR TARİHİ : 06.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İmar kirliliğine neden olmak
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.06.2016 tarihli ve 2011/591 Esas, 2016/425 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 51 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertlenemesine karar verilmiştir.
B. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.06.2016 tarihli ve 2011/591 Esas, 2016/425 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 29.11.2021 tarihli ve 2021/26692 Esas, 2021/27975 Karar sayılı kararı ile “Hükümden sonra 18/05/2018 tarihinde 30425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7143 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen geçici 16 ncı maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
C. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 31.03.2022 tarihli ve 2022/9 Esas, 2022/166 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 50 ve 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; eksik ve hatalı inceleme ile karar verildiğine, iddianamede 34 ile 35 parseller arasına ilave bodrum kat yapıldığının bahsedilmesine karşın mahkemece giriş kapısının yerinin değiştirildiği gerekçesiyle mahkumiyet kararı verildiğine, iddia edilen imara aykırılıkların giderildiğine, özetle atılı suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşmadığına, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Yerel Mahkemece, “Sanığın binada birinci bodrum kat + zemin kat, birinci normal kat, 2. Normal kat ve çatı katı olarak yapıldığı, giriş kapısının binanın ön tarafından yapılmış olduğunun görüldüğü ancak yerinde binanın sol tarafında 35 parsel tarafında açıldığı, ve bu nedenle … tarafından 05.04.2011 tarih 001011 sayılı 1 nolu yapı tatil tutanağı ve 10.05.2011 tarih 001026 sayılı 1 nolu yapı tatil tutanaklarının düzenlendiği, ancak eylemin farklı zamanlarda yapıldığı hususunun tespit edilemediği, 05.04.2011 tarihli tutanakta dava konusu taşınmazın giriş kapısının yerinin değiştirildiğinin bildirildiği, 12.02.2013 tarihli iddianame de bu hususun belirtildiği, bilirkişi raporunda da aynı husustan bahsedildiği göz önüne alındığında sanığın savunmasına itibar edilemeyeceği” gerekçesiyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulan hüküm;
A. 5237 sayılı Kanun’un 184 üncü maddesinin birinci fıkrasına “Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan ve yaptıran” kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5 inci maddesinde de bina kavramı “Kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır.” şeklinde açıklanmıştır.
3194 sayılı Kanun’un 21 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre “derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak mahallin hususiyetine göre belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar” ruhsata tabi değildir. Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliği’nin 14 ve 3030 sayılı Kanun Kapsamı Dışında Kalan Belediyeler Tip İmar Yönetmeliği’nin 16 ncı maddesine göre esaslı tadilat, “yapılarda taşıyıcı unsuru etkileyen ve/veya inşaat alanını ve ruhsat eki projelerini değiştiren işlemler” şeklinde tanımlanarak, esaslı tadilatın, ruhsata tabi olduğu ifade edilmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda; 09.05.2016 tarihli bilirkişi raporunda belirtilen “bina giriş kapısının proje ve eklerine uygun olmaması” hususunun, binanın taşıyıcı sistemini etkileyip etkilemediği ve idari para cezasını gerektirir projeye aykırı bina içi tadilat niteliğinde olup olmadığı konularında bilirkişiden ek rapor alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile karar verilmesi,
B. 5237 sayılı Kanun’un 184 üncü maddesinde, yapı ruhsatiyesi almadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapma ve yaptırma suç olarak düzenlenmiş, bina kavramı ise 3194 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinde tanımlanmış, 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun 13 üncü maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde ise, yapılarda kullanma izni verildikten sonra imar mevzuatına aykırı olarak yapılan değişiklik ve eklentiler, yıkılması gereken yapılar olarak tespit edilmiş, aynı Kanunun 18 inci maddesinde ise anılan maddeye göre yıkılması gereken yapıların sahipleri hakkında hapis cezası öngörülmüştür.
2960 sayılı Kanun kapsamındaki bölgede yapılan izinsiz imalatın, bina niteliğinde olması durumunda; sanığın eylemi, 2960 sayılı Kanun’un 18 ve 5237 sayılı Kanun’un 184 üncü maddesinin birinci fıkrasına tanımlanan suçları oluşturacak ve 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesi gereğince sanık hakkında daha ağır cezayı gerektiren 5237 sayılı Kanun’un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca hüküm kurulması, ruhsata aykırı imalatın bina niteliğinde olmaması ya da bina niteliğinde olmakla birlikte eyleminin 184 üncü maddenin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilmemesi durumlarında ise, sanığın 2960 sayılı Kanun uyarınca sorumlu tutulması gerekecektir.
Yapılan açıklamalar doğrultusunda incelemeye konu dosyada; suça konu yapının 2960 sayılı Kanun kapsamında kalıp kalmadığının tespiti sonrası, etkin pişmanlık düzenlemesi içermeyen 2960 sayılı Kanuna aykırılıktan hüküm kurulup kurulmayacağı tartışılmadan, 5237 sayılı Kanun’un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca karar verilmesi,
C. Kabule göre de, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci değişiklik getiren ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına bir kez karar verileceğine ilişkin düzenlemenin 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe girmesi, sanığın adli sicil kaydında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair bir adet kararın yer alması ve suç tarihi itibariyle engel oluşturmaması karşısında; sanığın duruşmadaki tutum ve davranışlarıyla kişiliği değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden “Şartları oluşmadığı” şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme kararına yönelik sanık … müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.02.2023 tarihinde karar verildi.