YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/10834
KARAR NO : 2022/24585
KARAR TARİHİ : 06.12.2022
K A R A R
Tehdit suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma sonunda … Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 03/04/2021 tarihli ve 2020/183107 soruşturma, 2021/43123 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … Sulh Ceza Hâkimliğinin 02/06/2021 tarihli ve 2021/2761 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 23/06/2022 gün ve 2022/82228 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında;
“Dosya kapsamına göre, müştekinin, eski erkek arkadaşı olan şüphelinin kendisine ve ailesine tehdit içeren mesajlar atarak rahatsız ettiğinden bahisle şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, … Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüphelinin atılı suçları işlediğine dair müştekinin soyut iddiası dışında hakkında kamu davası açmaya yeterli şüphe oluşturacak başkaca delil elde edilemediği gibi müştekinin anlatımlarının hayatın olağan akışına aykırı olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de;
Şüphelinin kullanımında bulunan … hesabından, müştekiye yönelik olarak “Benden kurtulduğunu düşünüyorsun. Şu an hayatım normale girecek diye düşünüyorsan çok yanılıyorsun. Her şey yeni başlıyor. Gün say ve her yürüdüğünde araba ile de olsa arkanı kontrol etmeden gitme. Baban da aynı şekilde sizin sülalenizi kurutacağım ve çok az zamanda karşına çıkacağım. O gün son yüz benim yüzüm olacak” şeklinde mesaj atması, şüphelinin kolluk ifadesinde de, “…yine bir gün babasının tehditleri sonrasında …’tan o mesajı attım. Fakat bunu atma amacım karşı tarafın peşimi bırakması amacıylaydı…” şeklinde müştekiye gönderdiği mesajı kabul etmesi karşısında, kamu davası açılması için yeterli delilin elde edildiği ve delillerin takdirinin mahkemesine ait bulunduğu cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
CMK’nın 160. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.” 2. fıkrasında, “Cumhuriyet Savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” 170. maddesinin 2. fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.” 172. maddesinin 1. fıkrasında, “Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 6545 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet Savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinde ise;
“(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O Yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet Savcısına gönderir. Cumhuriyet Savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet Savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır.
Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet Savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.
Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye “araştırma mecburiyeti ilkesi”; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise “kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi” denilmektedir.
Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13. maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. – Finlandiya kararı 2007; Sürmeli – Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; müştekinin, eski erkek arkadaşı olan şüphelinin müştekiye ve ailesine tehdit içeren mesajları … sosyal paylaşım sitesinden göndererek rahatsız ettiğinden bahisle şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, şüphelinin kolluktaki beyanında “…yine bir gün babasının tehditleri sonrasında …’tan o mesajı attım. Fakat bunu atma amacım karşı tarafın peşimi bırakması amacıylaydı…” şeklinde müştekiye gönderdiği mesajı kabul etmesi karşısında, CMK’nın 170/2. maddesi uyarınca şüpheli hakkında tehdit suçundan iddianame düzenlenebilmesi için suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu açıktır. Şüphelinin eyleminin sübut bulup bulmadığı hususu, lehine ve aleyhine toplanacak tüm kanıtların, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara göre, şüpheli … hakkında tehdit suçundan kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ve bu karara itiraz sonucunda verilen itirazın reddine dair mercii kararı hukuka aykırıdır.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1-… Sulh Ceza Mahkemesinin 02/06/2021 tarihli ve 2021/2761 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2-CMK’nın 309. maddesinin 4-a fıkrası gereğince sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı’na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 06/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.