YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/14255
KARAR NO : 2023/3314
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Trafik güvenliğini tehlikeye sokma, hakaret, kasten yaralama
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Danıştay Kanun’u ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 8 inci maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu … Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanığın trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının atfıyla ikinci fıkrası ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 ay 15 gün, kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 5 ay, hakaret suçundan ise 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, dördüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla birinci fıkrası ile 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, sanık hakkında aynı Kanun’un 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanması ile hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, ambulans şoförü ile aralarında arbede yaşandığı, kadın olan katılanlara yönelik bir eyleminin olmadığı, hakaret suçunun ise karşılıklı işlendiği, hakaret suçunda aleniyet şartının gerçekleşmediği, kazanın gerçekleşmesinde alkollü olmasının bir etkisi olmadığı, lehe hükümlerin hakkında uygulanmadığı, vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği ile usul ve Kanun’a aykırı kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1,90 promil alkollü halde kullandığı aracıyla kazaya sebebiyet veren sanığın, olay yerine gelen 112 Acil yardımından yararlanmak istememesi, ilgililerin buna dair belgeyi imzalaması gerektiğini söylemesine sinirlenen sanığın, ambulans şöförü olan katılan … ile acil tıp teknisyeni olan katılanlar … ile …’e yönelik sarf ettiği sinkaflı sözlerle hakaret edip, katılan …’nı darp ettiğinden hakaret, kasten yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçlarından açılan davada, Mahkemede oluşu iddianame gibi kabul ederek sanığın atılı suçlardan cezalandırılmasına karar vermiştir
IV. GEREKÇE
A. Sanığın Lehe Hükümler ile Vekalet Ücretine Yönelik Temyiz İstemine Dair Yapılan İncelemede
Sanığın adli sicil kaydında görülen hürriyeti tahdit suçundan verilen 2 yıl 2 ay 20 gün hapis cezasına ilişkin ilam dikkate alındığında cezasının ertelenmesinin veya hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının yasal olarak mümkün olmadığı, trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan verilen kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinde düzenlenen seçenek yaptırımlara çevrilmemesinin makul gerekçelerle kararda tartışıldığı, 62 nci maddesinin ise sanık hakkında uygulandığı, Sağlık Bakanlığı Personeline Karşı İşlenen Suçlar Nedeniyle Yapılacak Hukuki Yardımın Usul ve Esasları Hakkında Yönetmeliğin 11 inci maddesi ile 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesi uyarınca katılanlar lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine yönelik düzenlemeler dikkate alındığında vekalet ücretinin kaldırılması ile lehe hükümlerin hakkında uygulanması gerektiğine yönelik sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
B. Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma Suçu Yönünden Yapılan İncelemede
1.Sanığın alkollü araç kullandığını kabul eden savunması, olay anında 1,90 promil alkollü olduğunun tespit edilmesi ve 6047 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca bir promilin üzerinde alkollü araç sevk ve idare eden sürücü açısından 5237 sayılı Kanun’un 179 uncu maddesinde belirtilen suçun oluşacağı yönündeki düzenleme dikkate alındığında atılı suçun sanık tarafından işlendiği anlaşılmıştır.
2. Sanığa yükletilen trafik güvenliğini tehlikeye sokma eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun’a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşılmakla sanığın diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
3.Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen aşağıda belirtilen husus dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
Sanık hakkında çocuk yaşta işlenmesi nedeniyle tekerrüre esas alınması mümkün olmayan ilam nedeniyle 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanması isabetli görülmemiştir.
C. Hakaret ve Kasten Yaralama Suçları Yönünden Yapılan İncelemede
1.Katılanların ifadeleri, sanığın tevil yollu ikrar içeren savunması, tanık olarak dinlenen kolluk görevlilerinin beyanları ile katılan … hakkında düzenlenen sağlık raporu dikkate alındığında, alkollü bir biçimde kullandığı aracı ile kazaya karışan sanığın 112 Acil Servis çalışanları olan katılanlara aleni bir yer olan olay mahallinde sinkaflı sözlerle hakaret edip, ambulans şoförü olan katılan …’nı basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek bir şekilde darp ettiği, ilk haksız hareketin sanık tarafından gerçekleştirildiği, hakaret suçunun karşılıklı olmadığı, sanık açısından haksız tahrik nedeni oluşturabilecek bir durumun söz konusu olmadığı ve sanığın her iki suçu işlediği anlaşılmış ise de, tekerrüre esas alınan ilamın çocuk yaşta işlenmiş olması nedeniyle sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması yerinde görülmediği gibi sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı dikkate alınmadan, seçimlik ceza öngören hakaret ve kasten yaralama suçlarında mükerrir olduğundan bahisle hapis cezasının tercih edilmesi,
2.Hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile aynı Kanun maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca belirlenen 1 yıl 2 ay hapis cezası üzerinden aynı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1/4 oranında yapılan artırım ile sanığın 1 yıl 5 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılması gerekirken, cezanın 1 yıl 5 ay biçiminde eksik belirlenmesi ve sonrasında aynı Kanun’un 62 nci maddesi uyarınca cezada 1/6 oranından indirime gidilirken netice cezanın 1 yıl 2 ay 17 gün biçiminde doğru olarak tayin edilmesi suretiyle kararda karışıklığa neden olunması,
Nedenleriyle hukuka aykırılık görülmüştür.
V. KARAR
A. Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçundan kurulan hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği karardan tekerrür uygulamasına ilişkin hüküm fıkrası çıkarılmak suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B. Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.02.2023 tarihinde karar verildi.