Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2022/15042 E. 2022/26128 K. 27.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15042
KARAR NO : 2022/26128
KARAR TARİHİ : 27.12.2022

KARAR

Cumhurbaşkanına hakaret suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda … Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 19/02/2021 tarihli ve 2020/2860 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … Sulh Ceza Hâkimliğinin 13/04/2021 tarihli ve 2021/1068 değişik iş sayılı kararının Yüksek Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02/11/2022 gün ve 2022/113545 ayılı istem yazısıyla Dairemize gönderilen dava dosyası incelendi.
İstem yazısında; “Dosya kapsamına göre, müştekinin, şüpheli ile aynı laboratuvarda çalıştıklarını, şüphelinin çalışma ortamında Cumhurbaşkanına yönelik alenen hakaret içeren sözler sarf etmesi etmesi sebebiyle rahatsız olduğunu, hakaret eylemini ispat edebilmek için konuşmaları kaydettiğini belirterek şikayetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonunda, … Cumhuriyet Başsavcılığınca Cumhurbaşkanına yönelik hakaret suçu bakımından ses kaydının hukuka aykırı elde edildiği ve bu durumda delil olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile kovuşturmaya yer olmadığında dair ek karar verilmiş ise de; dosya kapsamındaki mevcut ses kaydından şüphelinin Cumhurbaşkanı ile ilgili olarak alenen “Güneydoğu sattılar, çaldıkları paralarla sana yeniden Türkiye yaparlar, … en büyük hırsız, yalandan kıbrısa su veriyoruz dediler, gardaşım bunlar ne kadar güçlü gelirse kontrolsüz o kadar oluyorlar o kadar çok hırsızlık yapıyorlar tamam mı, …’ye karşı çıkmıyor ki oyun, … – … Partinin oyunu bak sizi öyle kandırıyorlar tamam mı … karşı çıkıyor ha demek ki bu iyi bişey hadi oy verelim, bunlar zaten kardeş parti, Türkiye’yi beraber bölüyorlar, sen … denilen kadın israil ajanı biliyon mu?” şeklinde sözler sarf etmek suretiyle alenen hakaret ettiğinin anlaşılması karşısında, dosyada mevcut delillerin Cumhurbaşkanına hakaret suçundan kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte olduğu, her ne kadar ses kaydının hukuka aykırı elde edilmesi sebebiyle delil olarak değerlendirilmesi mümkün değilse de ihbar edenin, şüphelinin Cumhurbaşkanına alenen hakaret ettiğine dair görgüye dayalı tanıklığı karşısında, şüpheli hakkında anılan suçtan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 299/3. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığından kovuşturma izni talep edildikten sonra sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 299. maddesinde “Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Değişik: 29/6/2005 – 5377/35 md.) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu 223/8. maddesinde “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
c-) Adalet Bakanlığının 18/1 sayılı Genelgesi;
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 299’uncu maddesi gereğince kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlı olan “Cumhurbaşkanına hakaret” suçu nedeniyle yapılan soruşturma işlemleri ile anılan Kanun’un “Türklüğü, Cumhuriyeti, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” kenar başlıklı 301’inci maddesinde yer alan suçlardan dolayı kovuşturma yapılmasının Adalet Bakanının iznine bağlı olmaktan çıkarıldığına ilişkin hususları vurguladığımız 01/01/2006 tarihli ve (18) No’lu Genelgenin; TCK’nın 301 “inci maddesinde 30/4/2008 tarihli ve 5759 sayılı Kanun’un 1 ’inci maddesi ile yapılan değişiklik sonucu bu maddede yazılı suçlarda soruşturma yapılmasının Adalet Bakanının iznine bağlanması karşısında güncellenmesine ihtiyaç duyulmuştur.
Bu kanuni düzenleme sebebiyle; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 299 ve 301′ inci maddelerinde yer alan suçların soruşturma evresinde, işin sürüncemede kalmaması için lüzumsuz yazışma ve gecikmelere sebebiyet verilmemesi bakımından aşağıda yer alan hususların hatırlatılmasında yarar görülmüştür.
Bilindiği üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 24’üncü maddesinde din ve vicdan hürriyeti, 25’inci maddesinde düşünce ve kanaat hürriyeti, 26’ncı maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti, 27’nci maddesinde ise bilim ve sanat hürriyeti düzenlenmiş bulunmaktadır.
Öte yandan; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9’uncu maddesinde düşünce, vicdan ve din özgürlüğü, 10’uncu maddesinde ise ifade özgürlüğü yer almıştır.
Nitekim, Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi kararlarına göre de, temel hak ve özgürlüklerden biri olan “düşünceyi açıklama özgürlüğü”; demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden ve toplumun ilerlemesi ve her bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesinin ikinci fıkrasının Avrupa İnsan Haklan Mahkemesince yapılan yorumunda bu “hürriyet”; sadece toplumda beğenilen, kabul gören, zararsız veya kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerli sayılmış ve bunun demokratik bir toplumun olmazsa olmaz unsurlarından olan çok seslilik, tolerans ve hoşgörünün gereği olduğu vurgulanmıştır.
Diğer taraftan;
İzne bağlı olan bu suçlar hakkında yapılan soruşturmalarda, soruşturma veya kovuşturma yapılmasının Adalet Bakanının iznine bağlı tutulmasındaki amaç da göz önünde bulundurularak:
A) TCK’nın 299′ uncu maddesi gereğince “kovuşturma” yapılması Adalet Bakanının iznine bağlı “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlarında:
1- Soruşturmanın, kolluk makam ve memurlarına bırakılmayarak bizzat Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği bir Cumhuriyet savcısı tarafından yapılması.
2- Soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, kamu davası açılmasını gerektirecek şekilde suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde, düzenlenecek evrakın, buna ilişkin gerekçeli düşünce de belirtilmek suretiyle fezlekeye bağlanarak ağır ceza Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi, aksi durumda soruşturma evrakı gönderilmeden kanuni gereğinin mahallinde takdir ve ifa olunması.
3- Kovuşturma yapılması izne bağlı olan suçu işlediği iddia olunan şüphelilerden hangilerinin tutuklu olduğunun fezlekede açıkça belirtilmesi yanında, fezlekenin sağ üst köşesine de “Tutuklu-İş” ibaresinin belirgin bir şekilde yazılması.
4- Şüpheliye isnat edilen suçun: ne şekilde ve hangi sözlerin sarf edilmesi suretiyle işlendiğinin fezlekede açık bir şekilde belirtilmesi.
5- Olayın failine ait nüfus kayıtları ile akıl hastalığına duçar veya akli maluliyete müptela olanların raporlarının mutlaka soruşturma evrakına eklenmesi.
6- Kovuşturması izne bağlı suçun birden fazla olması durumunda, şüphelinin bütün suçları ile ilgili olarak izin talebinde bulunulması.
7- Kovuşturma izni alınmadan kamu davasının açılması ve mahkemece bu durumun tespiti ile durma kararı verilerek dosyanın Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi durumunda: sanığın hangi suçundan dolayı izin istenildiğinin açıkça belirtilmesi ve bu takdirde dahi evrakın Cumhuriyet savcısı tarafından fezlekeye bağlanarak gerekçeli düşünce belirtilmek suretiyle sunulması
…Konularında gereken dikkat ve özenin gösterilmesini rica ederim.” biçiminde düzenlenmiştir.
Yukarıda yer alan düzenlemeler karşısında … Sulh Ceza Hakimliğinin 2021/1068 değişik iş sayılı kararına konu eylemin suç tarihi itibarıyla TCK’nın 299/3 maddesindeki “bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanı’nın iznine bağlıdır” şeklindeki düzenleme gereğince kovuşturma iznine tabi olduğu, Adalet Bakanlığı’ndan kovuşturma izni talep edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırıdır
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, Kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1- … Sulh Ceza Hâkimliğinin 13/04/2021 tarihli ve 2021/1068 değişik iş sayılı kararının , 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2- Aynı Kanun maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına, 27/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.