Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2022/15659 E. 2023/703 K. 26.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15659
KARAR NO : 2023/703
KARAR TARİHİ : 26.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Tehdit

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24/02/2022 tarih, 2019/16-573 Esas ve 2022/119 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının bir parçası olarak etkin başvuru yolu, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin (İHAS) 13 üncü maddesi ve 5271 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası, Tebligat Kanunu’nun 11 inci maddesinin son cümlesi ile aynı Kanun’un 35 inci maddesinin 2 nci fıkrasındaki düzenlemeler ve müdafii ile vekil arasındaki farklılıklar da gözetildiğinde; sanığın ve müdafiinin yokluğunda verilen hükmün müdafiden başka, kamu davasının tarafı, süjesi, cezanın sorumlusu kısacası ilgilisi olan sanığa da ayrıca tebliğ edilmesi gerekmekte olup, incelenen dosya içeriğine göre yokluğunda verilen hükmün sanığa tebliğ edilmeden kesinleştirildiği belirlenmekle, mahkemece sanık müdafiinin temyiz isteğinin reddine dair 05/09/2022 tarihli ek kararın kaldırılmasına karar verildi.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında tehdit suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43. üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 6 ay 7 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına hükmedilmiş olup hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi üzerine Mahkemece hükmün aynen açıklanmasına karar verilmiştir. Hükmün sanık müdafiince temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 29.11.2017 tarihli ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiş olup, bozma ilamı üzerine verilen mahkumiyet hükmünün sanık müdafiince temyizi üzerine Dairemizin 18/01/2021 tarihli ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteminin, yokluğunda verilen hükme ilişkin gerekçeli kararın müdafii olarak kendisine değil, kendisinden sonra dosyaya vekaletname sunan diğer müdafie tebliğ edildiği, kararın süresi içerisinde temyiz edilmediği gerekçesiyle yapılan kesinleştirme işleminin usule uygun olmadığı, zira müdafii olarak kendisinin dışında başka bir müdafiinin sanık tarafından görevlendirdiğinden haberdar olmadığı, buna dair bir muvafakatinin de bulunmadığı, kararın aynı zamanda sanığın kendisine de tebliğ edilmesi gerektiği, kaldı ki kesinleşme tarihi olan 05.07.2022 tarihi itibarıyla da dava zamanaşımının gerçekleştiği, zamanaşımının gerçekleşmesine karşın kesinleştirme işlemi yapılarak dosyanın infaza verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu sebepleriyle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. GEREKÇE
1.Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2.5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, suç tarihi dikkate alınarak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve uzlaşmaya ilişkin durma süreleri de gözetildiğinde, suçun tabi bulunduğu 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin inceleme tarihi itibarıyla gerçekleştiği belirlenmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme’nin kararına yönelik sanık müdafisinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeninden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE,
26/01/2023 tarihinde karar verildi.