Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2022/15690 E. 2022/25779 K. 20.12.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/15690
KARAR NO : 2022/25779
KARAR TARİHİ : 20.12.2022

K A R A R

Tehdit ve kasten yaralama suçlarından sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a, 86/2, 86/3-e, 35/2 ve 29/1. maddeleri gereğince 1 yıl hapis ve 1 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetime tabi tutulmasına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 14/04/2015 tarihli ve 2014/67 esas, 2015/158 sayılı kararının itiraz edilmeksizin 21/05/2015 tarihinde kesinleşmesi sonrasında, sanığın denetim süresi içerisinde 07/09/2017 tarihinde kasten işlediği suçtan mahkum olduğunun ihbar edilmesi üzerine, hakkındaki hükmün açıklanmasına ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 106/2-a, 86/2, 86/3-e, 35/2 ve 29/1. maddeleri gereğince 1 yıl hapis ve 1 ay 15 gün hapis cezaları ile cezalandırılmasına ilişkin … Asliye Ceza Mahkemesinin 28/09/2021 tarihli ve 2021/412 esas, 2021/508 sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 10/11/2022 gün ve 2022/126973 sayılı tebliğnamesiyle dava dosyası Dairemize gönderilmekle incelendi:
İstem yazısında;
“Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 23/10/2019 tarihli ve 2019/1956 esas, 2019/5006 karar sayılı ilamında “alacağın tahsili amacıyla yakınanın tehdit edildiğinin bildirilmesi karşısında; sanığın eyleminin daha az hal ve/veya yağma suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdir ve tartışılmasının üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, duruşmaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,…BOZULMASINA” şeklinde yer alan açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre, sanık …’ın müşteki …’den iş akdinden kaynaklanan alacağı olduğu iddiasıyla müştekinin işyerine giderek silahtan sayılan makas ile “benim paramı verin, sizi doğrarım öldürürüm” diyerek müştekiyi tehdit ettiği ve makas ile müşteki …’a vurmaya çalıştığı, ancak eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı Mahkemesince kabul edilerek sanığın, silahla tehdit ve kasten yaralamaya teşebbüs suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiş ise de, sanığın eyleminin alacağını tahsil amacıyla yağma suçunu oluşup oluşturmayacağı hususunda değerlendirme yapma yetkisi ile görevinin Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” denilmektedir.
Hukuksal Değerlendirme:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03/04/2012 gün ve 10/438-141 sayılı kararında belirtildiği üzere, öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı CMK’nın 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14/11/1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir.(Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
İnceleme konusu somut olayda; Mahkemesince dosya kapsamındaki deliller değerlendirilip sanık hakkında tehdit ve kasten yaralama suçlarının işlendiğinin sabit kabul edilmesi, takdire ilişkin konuların olağanüstü kanun yolu olan Kanun yararına bozma yoluyla denetlenememesi karşısında, takdirde yanılgıya düşüldüğünden ve görevsizlik kararı verilmesi gerektiğinden bahisle, kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE, 20/12/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.