YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/16038
KARAR NO : 2023/15395
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : İmar kirliliğine neden olma
Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanun’unun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’unun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. … Asliye Ceza Mahkemesinin 30.04.2015 tarih, 2014/589 Esas, 2015/307 Karar sayılı ilamı ile
1. Sanık … hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 53 ve 51 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ve verilen cezanın ertelenmesine,
2. Sanık … hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine,
Karar verilmiştir.
B. … Asliye Ceza Mahkemesinin kararının sanık … müdafii ve katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 14.01.2020 tarihli ve 2019/2324 Esas, 2020/717 Karar sayılı kararı ile;
Sanık …’nin yapının müteaahiti olduğunu ve mimari projeye uygun olarak tamamlayıp yapı kullanma izin belgesini aldığını, dairelerin bir kısmını da sattığını aykırılıkların sonrasında yapılmış olabileceğini belirtmesi, sanık …’nin ise daireyi satın aldığında da söz konusu aykırılıkların bulunduğunu, binada herhangi bir değişiklik yapmadığını savunması karşısında, yapının bulunduğu yere ilişkin önceki yıllara ait hava fotoğrafları ve/veya uydu görüntülerinin temin edilmesi, bilirkişiden yapım tarihinin belirlenmesine yönelik teknik verilere dayalı rapor alınması, daire sahipleri ile varsa komşu taşınmazlarda oturanlar, yapımda çalışan şahıslar belirlenerek tanık sıfatıyla dinlenmeleri ile sonucuna göre karar verilmesi ve imar kirliliğine neden olduğunun anlaşılması halinde hükümden sonra 18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7143 sayılı Kanun’un 16. maddesi ile 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen geçici 16. maddesi uyarınca hukuki durumlarının belirlenmesi gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile hükümler kurulması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
C. Bozma üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu … Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanıklar hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı Kanunu’nun 184 üncü maddesinin beşinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşme kararları verilmiştir.
D. Tebliğname’de her iki sanık hakkında kurulan hükmün de bozulması yönünde görüş bildirilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan vekilinin temyiz isteği, dosyaya sunulan yapı kayıt belgelerinin iş bu davaya konu 389 ada 12 parselde ve … Mahalle … caddesi … numaralı bina da bulunan 7 numaralı daireye ait olmadığına, bu belgelerin aynı binada yer alan ve bu davayla ilgisi olmayan 9 ve 10 numaralı dairelere ait olduğuna bu hususta eksik inceleme yapıldığına, vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Suça konu 389 ada 12 parselde ve … mahalle … caddesi … numaralı bina adresinde bulunan 7 numaralı bağımsız bölümde projesine aykırı olarak açık balkon olarak gözüken kısımların duvar örülerek kapalı alana dönüştürüldüğü iddiasıyla açılan davada Yerel Mahkemece sanıkların her ikisi hakkında da düşme kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık … hakkında kurulan hüküm yönünden
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 184 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 18.11.2014 tarihli savunması olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir. Tebliğname’de hükmün bozulması yönündeki görüşe bu sebeple iştirak edilmemiştir.
B. Sanık … hakkında kurulan hüküm yönünden
1. Sanık tarafından dosyaya sunulan yapı kayıt belgelerinin iş bu davaya konu binanın 7 nolu bağımsız bölümüne ilişkin olmadığı, aynı binanın 9 ve 10 numaralı bağımsız bölümlerine ilişkin oldukları anlaşılmakla, öncelikle suça konu yere ilişkin olarak yapı kayıt belgesi düzenlenip düzenlenmediği araştırılarak, düzenlenmiş olması durumunda söz konusu yapı kayıt belgesinin ruhsata aykırı ilavenin tamamını kapsayıp kapsamadığı ilgili belediyeden sorularak sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi,
2. Suça konu yere ilişkin yapı kayıt belgesinin olmadığının anlaşılması durumunda, ruhsata aykırı olarak yapılan kapalı alanın binanın müteahiti olan sanık … tarafından mı yoksa daireyi satın alan … tarafından mı yapıldığının tespit edilebilmesi amacıyla, dosyada temin edilen yapının bulunduğu yere ilişkin önceki yıllara ait hava fotoğrafları ve/veya uydu görüntüleri ile bilirkişiden yapım tarihinin belirlenmesine yönelik teknik verilere dayalı rapor alınması, daire sahipleri ile varsa komşu taşınmazlarda oturanlar, yapımda çalışan şahıslar belirlenerek tanık sıfatıyla dinlenmeleri ile sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A. Sanık … hakkında kurulan hüküm yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B. Sanık … hakkında kurulan hüküm yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2023 tarihinde karar verildi.