YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2022/17341
KARAR NO : 2023/18638
KARAR TARİHİ : 18.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Göçmen kaçakçılığı
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yerel Mahkemece sanık hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 79 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 53 üncü maddesi uyarınca 4 yıl hapis cezası ile taksitler halinde 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin özetle; olay tespit ve yakalama tutanağı, sanık savunmaları, mağdurların hazırlıkta ve Mahkemedeki ifadeleri arasındaki çelişkiler giderilmeden ve her türlü şüpheden uzak kesin, inandırıcı, mahkûmiyete yeterli deliller elde edilmeden sanığın beraati yerine mahkûmiyetine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelik olduğu tespit edilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın kullandığı tır dorsesinin içerisinde yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmak isteyen 3 kişinin tespit edildiği, bu haliyle sanığın üzerine atılı göçmen kaçakçılığı suçunu işlediği Yerel Mahkemece kabul edilmiştir.
IV. GEREKÇE
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1.Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olaylar ve iddialar sanık aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti yargılama aşamasında toplanan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Bu açıklamalar ışığında, somut olay incelendiğinde, sanığın aşamalardaki savunmalarında göçmenleri, kullandığı tırın dorse kısmına kendisinin bindirmediğine, göçmenleri daha önce hiç görmediğine ve atılı suçlamayı kabul etmediğine dair savunması, mağdurların soruşturma aşamasında tırın dorse kısmına bindiklerinden tır sürücüsünün haberinin olmadığını, kovuşturma aşamasında ise olayla bir ilgilerinin olmadığını, kimlik bilgilerinin başkaları tarafından kullanıldığını beyan etmeleri karşısında, mağdurların ve katılanın varsa kolluktaki fotoğrafları ve parmak izleri karşılaştırılmak suretiyle bu beyanları araştırılmaksızın, eylemin sanığın bilgisi dahilinde olup olmadığı hususunda gerekli teşhis ve araştırma yapılmaksızın, tır sürücüsü olan sanığın aşamalarda değişmeyen ifadesinin aksine kaçak göçmenlerin sanığın bilgisi dahilinde dorseye alındığına ya da göçmenlerin dorseye bindiren şahıslarla sanığın bağlantısının olduğuna ve bu şekilde sanığın göçmen kaçakçılığı eyleminde bulunduğuna dair mahkumiyete yeterli derecede her türlü şüpheden uzak deliller ortaya konulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
2.Kabule göre de; iddianamede sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca mağdurların ve katılanın hayatı bakımından bir tehlike oluşturduğu ileri sürülmesine ve mahkemece eylemin onur kırıcı bir muameleye maruz bırakılarak işlendiği kabul edilmesine karşın, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin (a) ve (b) bentleri uyarınca hüküm kurulup aynı maddenin ikinci fıkrasının (a) veya (b) bentleri uygulanmayarak temel cezanın belirlenmesi suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkeme kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağının gözetilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.05.2023 tarihinde karar verildi.