YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1005
KARAR NO : 2023/17090
KARAR TARİHİ : 11.04.2023
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
Hakaret suçundan suça sürüklenen çocuk …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 43 üncü maddenin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 900,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair … Çocuk Mahkemesinin 29.06.2015 tarihli ve 2014/25 Esas, 2015/525 Karar sayılı kararının … Ağır Ceza Mahkemesinin 12.08.2015 tarihli ve 2015/878 değişik iş sayılı itirazın reddi kararı ile kesinleşmesini müteakip, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde 29.05.2018 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine hükmün açıklanmasına, suça sürüklenen çocuk …’ın, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci ve dördüncü fıkraları, 43 üncü maddenin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 900,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … Çocuk Mahkemesinin 29.04.2021 tarihli ve 2020/45 Esas, 2021/229 Karar sayılı ek kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 07.02.2023 gün ve 2022/156378 sayılı Tebliğname’si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, suç tarihinin 06.12.2013 olduğu, bu tarih itibarıyla suça sürüklenen çocuğun 12-15 yaş grubu aralığında bulunduğu, suça sürüklenen çocuğun 18.03.2014 tarihinde savunmasının alındığı, hakkında verilen 29.06.2015 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 12.08.2015 tarihinde kesinleştiği, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde 29.05.2018 tarihinde yeniden suç işlediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 12.08.2015 tarihi ile denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği 29.05.2018 tarihi arasında dava zamanaşımı süresinin 5271 sayılı Kanun’un 231/8-son cümlesi gereğince duracağı, 5237 sayılı Kanun’un 66/2, 66/1-e maddeleri uyarınca dava zamanaşımının 4 yıl olup anılan Kanun’un 66/2, 66/1-e ve 67/4 üncü maddeleri gereğince olağanüstü dava zamanaşımı süresinin ise 6 yıl olduğu dikkate alındığında, suça sürüklenen çocuğun sorgusunun yapıldığı tarih ile hükmün açıklandığı tarih arasında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı, bu haliyle zamanaşımının durduğu, 12.08.2015 ile 29.05.2018 tarihleri arasındaki 2 yıl 9 ay 17 günlük sürenin, suça sürüklenen çocuğun sorgusunun yapıldığı 18.03.2014 tarihi ile hükmün açıklandığı tarihe kadar geçen süreden mahsup edilmesi sonucu kalan sürede, 4 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden, suça sürüklenen çocuk hakkında düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve zamanaşımı açısından suça sürüklenen çocuk hakkında uygulanması gereken 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesi;
“1 Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası;
a. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b. Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi beş yıl,
c. Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d. Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda on beş yıl,
e. Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl geçmesiyle düşer.
2. Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.
3. Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.
4. Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
5. (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./8.mad) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar.
6. Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üst soy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.
7. Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi hâlinde dava zamanaşımı uygulanmaz.” şeklinde,
Anılan Kanun’un 67 nci maddesi;
“1. Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.
2. Bir suçla ilgili olarak;
a. Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b. Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c. Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d. Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
halinde, dava zamanaşımı kesilir.
3. Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.
4. Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.” biçiminde düzenlenmiştir.
Görüleceği gibi 5237 sayılı Kanun’da bütün suçlar bakımından kesme nedenleri ortak olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasında, suçla ilgili olarak şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, iddianame düzenlenmesi, sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi halinde dava zamanaşımının kesileceği kabul edilmiştir.
Dava zamanaşımının durması ise, Kanun’da açıkça sayılan bazı hallerde soruşturma veya kamu davasının yürütülememesinden dolayı, bu halin ortaya çıkmasından, kalkması anına kadar geçen sürede zamanaşımının işlememesini ifade etmektedir. Zamanaşımını durduran nedenlerin varlığı halinde, zamanaşımı süresi en son kesen işlemden itibaren, durdurucu nedenin ortaya çıktığı ana kadar işleyecek, bu engelin kalkmasıyla duran zamanaşımı süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Zamanaşımı süresinin hesaplanmasında ise önceden işleyen süre ile sonradan işleyen süreler birbirine eklenmek suretiyle zamanaşımı süresi belirlenecektir.
Anayasının 38 inci maddesinde dava zamanaşımının kanunilik ilkesi kapsamında olduğu benimsenmiş olup dava zamanaşımını durduran veya kesen nedenlerin Kanun’da açıkça gösterilmesi gerekir, bu nedenlerin yorum veya kıyas yoluyla genişletilmesi mümkün değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 07.03.2017 tarihli ve 2015/8-268 Esas ve 2017/124 Karar sayılı, 17.01.2017 tarihli ve 2015/15-536 Esas ve 2017/14 Karar sayılı, 01.03.2016 tarihli ve 2015/3-599 Esas ve 2016/99 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları açıklandığı üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda dava zamanaşımı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihte durmaya başlayıp, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde yeni suç işlendiği veya denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine aykırı davranıldığı tarihte yeniden işlemeye başlayacaktır.
İncelenen somut olayda, 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuk hakkında 06.12.2013 tarihinde işlediği iddia edilen hakaret suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, bu kararın12.08.2015 tarihinde kesinleştiği, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde 29.05.2018 tarihinde kasten yaralama suçunu işlemesinden dolayı ihbar üzerine hükmün 29.04.2021 tarihinde açıklandığı anlaşılmıştır.
Suça sürüklenen çocuk hakkında 2 yıl 9 ay 17 günlük durma süresi de göz önüne alındığında, yargılama sürecinde olağan dava zamanaşımı süresi olan 4 yıllık sürenin dolmasıyla 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 66 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 67 nci maddesi ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince üzerine atılı suçtan kamu davasının düşürülmesine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Hakaret suçundan … Çocuk Mahkemesinin 29.04.2021 tarihli ve 2020/45 Esas, 2021/229 Karar sayılı ek kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeninin Yargıtay tarafından düzeltilmesini gerektiğinden; suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının, TCK’nın 66/1-e, 66/2 ve CMK’nın 223/8 inci maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davasının düşmesi nedeniyle bu suç için yapılan yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına, hükmolunan cezanın çektirilmemesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.04.2023 tarihinde karar verildi.