YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1143
KARAR NO : 2023/18256
KARAR TARİHİ : 10.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Tehdit, hakaret
Sanık hakkında tehdit suçundan neticeten hükmolunan 500 TL adlî para cezasına ilişkin mahkûmiyet kararının, tür ve miktarları itibarıyla 5320 sayılı Kanun’un geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmıştır.
Sanık hakkında bozma üzerine hakaret suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında, kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (c) bendi, 35 inci ve 62 inci maddeleri ile 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ile dördüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 7.080 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 3.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2. Yerel Mahkeme kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 09.12.2020 tarihli ve 2020/18923 Esas, 2020/19096 Karar sayılı ilamı ile; kasten yaralama suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemi reddedilmiş, hakaret ve tehdit suçlarından kurulan hükümlerin ise; “Okul muhasebe bürosu içerisinde gerçekleştirilen hakaret eyleminde aleniyet unsurunun ne şekilde oluştuğu açıklanıp tartışılmadan, yetersiz gerekçe ile TCK’nın 125/4 üncü maddesinin uygulanması, İddianame anlatımında yer alan ve mahkemece sanığın katılana söylediği kabul edilen “…aksi halde bedeli ağır olur, sınıfta kalırsa hesabını verirsiniz, sorumlusu sensin, seninle görüşeceğiz.” şeklindeki sözlerin, bir bütün olarak TCK’nın 106/1-2 nci cümlesinde düzenlenen basit tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması, sanığa ek savunma hakkı verilmeden, iddianamede gösterilmeyen TCK’nın 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin uygulanması suretiyle CMK’nın 226/2 nci maddesine aykırı davranılması” ve “hakaret eyleminin aleni olmayan bir yerde işlendiğinin kabul edilmesi halinde sanık hakkında basit yargılama usulü hükümlerinin uygulanması” nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Bozma üzerine yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddenin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 4.560 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesi, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddenin üçüncü fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 360 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
4. Yerel Mahkeme kararına sanık müdafii ve katılan vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, Mahkemece, 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 6.080 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tehdit suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteğinin, sanığın atılı suçları işlemediğine, iddianamede geçen sözleri katılana yönelik söylemediğine, katılanın çalışanı olan tanıkların beyanlarının hükme esas alınmasının doğru olmadığına, sanığın atılı suçları işlediği hususunda soyut iddia dışında delil bulunmadığına, iddianamede geçen sözlerin hakaret unsuru içermediğine, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 129 uncu maddesinin tartışılmadığına ve resen gözetilecek sebeplerle cezaların temyizen incelenerek bozulması talebine yönelik olduğubelirlenmiştir.
Katılan vekilinin temyiz isteğinin, hakaret suçunda aleniyet unsurunun oluştuğuna, üst sınırdan ceza tayin edilmesi ve sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanmaması gerektiğine ve bu nedenlerle kararın bozulması talebine yönelik olduğu belirlenmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın suç tarihinde çocuklarının kayıt işlemi için özel koleje gittiği, okul müdürü olan katılanın çocuklardan birisinin 7 tane zayıfı olduğu için kaydının yapılamayacağını söylemesine sinirlenen sanığın “Bu çocuğu eşsek gibi okutacaksınız, aksi halde bedeli ağır olur, sınıfta kalırsa hesabını verirsiniz, sorumlusu sensin, seninle görüşeceğiz.” gibi sözlerler tehdit ve hakarette bulunduğu, Yerel Mahkemece kabul olunmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Hükmün tür ve miktarı itibarıyla 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 31.03.2011 tarihli ve 6217 sayılı Kanun’un 26 ncı maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2 nci maddesi uyarınca kesin nitelikte bulunduğu anlaşılmakla, sanık müdafiinin ve katılan vekilinin temyiz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanık Müdafiinin Temyiz SebepleriAçısından
Katılanın aşamalardaki istikrarlı beyanlarının tanıklar S.A. ve A.H. tarafından doğrulanması, sanık tarafından söylendiği kabul edilen sözlerin hakaret suçunun unsurlarını oluşturması, olayda haksız tahrik sebeplerini oluşturacak katılandan sadır olan bir haksız eylemin bulunmaması hususları birlikte değerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebeplerine dair, Yerel Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Katılan Vekilinin Temyiz Sebepleri Açısından
Aleniyetin gerçekleşmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesi gerekmekte olduğundan suçun işlendiği iddia ve kabul edilen muhasebe bürosunun aleni mahallerden olmaması, sanık hakkında alt sınırdan hüküm kurulması ile takdiri indirim uygulanması hususlarında Yerel Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmamıştır,
3. Sair Yönlerden
Sanığa yükletilen hakaret eylemiyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemin sanık tarafından işlendiğinin Kanun’a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezanın kanuni bağlamda uygulandığı anlaşıldığından,
Sair yönlerden yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
A. Tehdit Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafii ve katılan vekilinin temyiz istemlerinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Hakaret Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle sanık hakkında Yerel Mahkemece verilen hükümde sanık müdafii ve katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle HÜKMÜN, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.05.2023 tarihinde karar verildi.