Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2023/12300 E. 2023/23068 K. 24.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/12300
KARAR NO : 2023/23068
KARAR TARİHİ : 24.10.2023

HAKİMLİĞİ : Burhaniye Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI : 2022/598 D. iş
SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret
KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itirazın reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan yapılan soruşturma sonunda, Cumhuriyet başsavcılığınca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Burhaniye Sulh Ceza Hakimliğinin kararı ile reddedildiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 08.05.2023 tarih ve 94660652-105-10-10654-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.06.2023 tarihli ve KYB-2023/57142 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
” …Şüphelinin kendisine ait … isimli sosyal medya hesabından “Senin cumhurbaşkanın zavallı bir parazit. Yedi bitirdi dağı, taşı, ovayı, Ya, aldığınız nefesinizi kesti. Neymiş cumhurbaşkanıymış. CUMHURİYET kuruldu kurulalı bu millet, BAŞKA ülkeler karşısında hiç bu kadar küçük düşürülmedi.” şeklinde paylaşımda bulunması nedeniyle Burhaniye Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Cumhurbaşkanına hakaret suçundan başlatılan soruşturma sonunda, “Şüpheli hakkında hazırlanan araştırma raporunda söz konusu paylaşıma rastlanılmadığı ve şüphelinin de üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği, kovuşturma yapmaya yeterli somut herhangi bir delil elde edilemediği” gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair verilen karara karşı yapılan itirazın “Soruşturmaya konu paylaşımda yer alan ifadenin onur, şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta olmadığı ve eleştiri niteliğinde kaldığından” bahisle reddine ilişkin Burhaniye Sulh Ceza Hakimliğince karar verilmiş ise de;
Her ne kadar, … İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünün 08/05/2020 tarihli araştırma raporunda soruşturmaya konu paylaşımın yer almadığı belirtilmiş ise de; 03/04/2020 tarihli ve 2001159499 sayılı Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) başvurusu ekinde anılan paylaşımın yer aldığı ve şüphelinin kollukta alınan 30/06/2020 tarihli beyanında soruşturmaya konu paylaşımı yaptığını, fakat düşünce özgürlüğü kapsamında hareket ettiğini, hakaret etme amacı taşımadığını belirtmesi karşısında, böyle bir paylaşımın mevcut olduğunun anlaşıldığı ve söz konusu bu ifadelerin şeref ve haysiyeti ihlal edici ve kişilik haklarını zedeler mahiyette olduğu ve delillerin mahkemesince takdir ve değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 299/3. maddesinde yer alan, “Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.” şeklindeki düzenleme gereğince Adalet Bakanlığından kovuşturma izni alınması ve şüpheli hakkında kovuşturma yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinde “Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (Değişik: 29/6/2005 – 5377/35 md.) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasında “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı verilir. Bu karara itiraz edilebilir.” şeklinde düzenleme mevcuttur.
Adalet Bakanlığının 18/1 sayılı Genelgesi;
“5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 299’uncu maddesi gereğince kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlı olan “Cumhurbaşkanına hakaret” suçu nedeniyle yapılan soruşturma işlemleri ile anılan Kanun’un “Türklüğü, Cumhuriyeti, Devletin kurum ve organlarını aşağılama” kenar başlıklı 301’inci maddesinde yer alan suçlardan dolayı kovuşturma yapılmasının Adalet Bakanının iznine bağlı olmaktan çıkarıldığına ilişkin hususları vurguladığımız 01/01/2006 tarihli ve (18) No’lu Genelgenin; TCK’nın 301 “inci maddesinde 30/4/2008 tarihli ve 5759 sayılı Kanun’un 1 ’inci maddesi ile yapılan değişiklik sonucu bu maddede yazılı suçlarda soruşturma yapılmasının Adalet Bakanının iznine bağlanması karşısında güncellenmesine ihtiyaç duyulmuştur.
Bu kanuni düzenleme sebebiyle; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 299 ve 301′ inci maddelerinde yer alan suçların soruşturma evresinde, işin sürüncemede kalmaması için lüzumsuz yazışma ve gecikmelere sebebiyet verilmemesi bakımından aşağıda yer alan hususların hatırlatılmasında yarar görülmüştür.
Bilindiği üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 24’üncü maddesinde din ve vicdan hürriyeti, 25’inci maddesinde düşünce ve kanaat hürriyeti, 26’ncı maddesinde düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti, 27’nci maddesinde ise bilim ve sanat hürriyeti düzenlenmiş bulunmaktadır.
Öte yandan; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 9’uncu maddesinde düşünce, vicdan ve din özgürlüğü, 10’uncu maddesinde ise ifade özgürlüğü yer almıştır.
Nitekim, Avrupa İnsan Haklan Mahkemesi kararlarına göre de, temel hak ve özgürlüklerden biri olan “düşünceyi açıklama özgürlüğü”; demokratik bir toplumun zorunlu temellerinden ve toplumun ilerlemesi ve her bireyin özgüveni için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Avrupa İnsan Haklan Sözleşmesi’nin 10’uncu maddesinin ikinci fıkrasının Avrupa İnsan Haklan Mahkemesince yapılan yorumunda bu “hürriyet”; sadece toplumda beğenilen, kabul gören, zararsız veya kayıtsızlık içeren bilgiler veya fikirler için değil aynı zamanda kırıcı, şok edici veya rahatsız edici olanlar için de geçerli sayılmış ve bunun demokratik bir toplumun olmazsa olmaz unsurlarından olan çok seslilik, tolerans ve hoşgörünün gereği olduğu vurgulanmıştır.
Diğer taraftan;
İzne bağlı olan bu suçlar hakkında yapılan soruşturmalarda, soruşturma veya kovuşturma yapılmasının Adalet Bakanının iznine bağlı tutulmasındaki amaç da göz önünde bulundurularak:
A) TCK’nın 299′ uncu maddesi gereğince “kovuşturma” yapılması Adalet Bakanının iznine bağlı “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlarında:
1- Soruşturmanın, kolluk makam ve memurlarına bırakılmayarak bizzat Cumhuriyet başsavcısı veya görevlendireceği bir Cumhuriyet savcısı tarafından yapılması.
2- Soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin, kamu davası açılmasını gerektirecek şekilde suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturması halinde, düzenlenecek evrakın, buna ilişkin gerekçeli düşünce de belirtilmek suretiyle fezlekeye bağlanarak ağır ceza Cumhuriyet başsavcılığı aracılığıyla Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesi, aksi durumda soruşturma evrakı gönderilmeden kanuni gereğinin mahallinde takdir ve ifa olunması.
3- Kovuşturma yapılması izne bağlı olan suçu işlediği iddia olunan şüphelilerden hangilerinin tutuklu olduğunun fezlekede açıkça belirtilmesi yanında, fezlekenin sağ üst köşesine de “Tutuklu-İş” ibaresinin belirgin bir şekilde yazılması.
4- Şüpheliye isnat edilen suçun: ne şekilde ve hangi sözlerin sarf edilmesi suretiyle işlendiğinin fezlekede açık bir şekilde belirtilmesi.
5- Olayın failine ait nüfus kayıtları ile akıl hastalığına duçar veya akli maluliyete müptela olanların raporlarının mutlaka soruşturma evrakına eklenmesi.
6- Kovuşturması izne bağlı suçun birden fazla olması durumunda, şüphelinin bütün suçları ile ilgili olarak izin talebinde bulunulması.
7- Kovuşturma izni alınmadan kamu davasının açılması ve mahkemece bu durumun tespiti ile durma kararı verilerek dosyanın Bakanlığımız Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmesi durumunda: sanığın hangi suçundan dolayı izin istenildiğinin açıkça belirtilmesi ve bu takdirde dahi evrakın Cumhuriyet savcısı tarafından fezlekeye bağlanarak gerekçeli düşünce belirtilmek suretiyle sunulması
…Konularında gereken dikkat ve özenin gösterilmesini rica ederim.” biçiminde düzenlenmiştir.
Yukarıda yer alan düzenlemeler karşısında; 03.04.2020 tarihli ve 2001159499 sayılı Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) başvurusu ekinde suça konu paylaşımın yer aldığı ve şüphelinin kollukta alınan 30.06.2020 tarihli beyanında soruşturmaya konu paylaşımı yaptığını, fakat düşünce özgürlüğü kapsamında hareket ettiğini, hakaret etme amacı taşımadığını belirtmiş ise de, toplanan delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte bulunduğu, şüpheli hakkında anılan suçtan 5237 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığından kovuşturma izni talep edildikten sonra sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Burhaniye Sulh Ceza Hakimliğinin, 15.03.2022 tarihli ve 2022/598 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. Aynı Kanun maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Oy birliğiyle, 24.10.2023 tarihinde karar verildi.