Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2023/12810 E. 2023/23072 K. 24.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/12810
KARAR NO : 2023/23072
KARAR TARİHİ : 24.10.2023

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/86 E., 2022/55 K.
SUÇ : Hakaret
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile suça sürüklenen çocuk hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının delaletiyle birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 ve 52 nci maddeleri uyarınca 5.060,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 12.05.2023 tarih ve 94660652-105-41-20252-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2023 tarihli ve KYB-2023/58025 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
” …5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlıklı 231/6. maddesinin, ” Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için; a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi, gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmez.” şeklinde olduğu,
Dosya kapsamına göre, Mahkemece suça sürüklenen çocuğun hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğinden bahisle, hakkında 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, savunmasının alındığı 26/10/2021 tarihli ilk celsede hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini kabul ettiği, dosyada mevcut adli sicil kaydının incelenmesinde suç tarihinden önce kasıtlı bir suçtan mahkûmiyetinin bulunmadığı ve suç nedeniyle bir kamu zararının da bulunmadığı, Yargıtay 20. Ceza Dairesinin 15/11/2020 tarihli ve 2019/3773 esas, 2020/463 karar sayılı ilâmı ile; “Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 03/11/2015 tarih ve 2014/8-580 esas, 2015/360 sayılı kararında belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun lehe olup öncelikle uygulanması gerektiği,” şeklinde de belirtildiği üzere, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle,
– Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
– Suçun 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin 14 üncü fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
– Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
– Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazının bulunmaması,
Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Anılan bu objektif koşulların gerçekleşmesi ile birlikte ayrıca “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına.” ilişkin takdire dayalı subjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.02.2010 tarih ve 4/253-28 sayılı kararında da belirtildiği üzere; “…Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesi, objektif koşulların (mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, sanığın kabulü, zararın giderilmesi) varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve re’sen değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanmalıdır.”
Kanun yararına bozma konusu yapılan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde sayılan objektif ve subjektif koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Objektif koşulların değerlendirilmesindeki hatalar kanun yararına bozma konusu olabilecekken, subjektif koşula yönelik hukuka uygun gerekçeler takdire ilişkin olduğundan, kanun yararına bozma konusu yapılamayacaktır. Bununla birlikte, sanık veya müdafiinin bu kurumun lehlerine uygulanmasına yönelik talepleri bulunması ve objektif koşulların oluşmasına karşın, koşullu bir düşme nedeni olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun tartışılmaması da, yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık kabul edilerek, kanun yararına bozma konusu yapılabilecektir.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; suça sürüklenen çocuk hakkında, hakaret suçundan 5.060,00 TL adli para cezası verildiği ve suça sürüklenen çocuğun 26.10.2021 tarihli duruşmada, hakkında ceza verilecek ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.
5271 sayılı Kanun’un “Hükmün gerekçesinde gösterilmesi gereken hususlar” başlıklı 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde, cezanın bireyselleştirilmesine yönelik istemlerin kabul veya reddinde gerekçe gösterilmesinin zorunlu olduğuna işaret edilmiştir. Ancak yargılama safhasında sanığın açık bir talebinin bulunmasına karşın, Mahkemece kısa karar veya gerekçede suça sürüklenen çocuğun hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunu kabul etmediği şeklinde gerekçeyle uygulanmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca, suça sürüklenen çocuk hakkında aynı dosyada görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükmün, açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği bu suretle çelişkiye yol açıldığı belirlenmiştir.
Bu nedenle, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun objektif şartlarının oluşması ve Mahkemece görevi yaptırmamak için direnme suçu yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi karşısında, subjektif koşulun da gerçekleştiği anlaşılmakla; hakaret suçu yönünden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesi hukuka aykırıdır.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Hakaret suçundan suça sürüklenen çocuk hakkında, Yerel Mahkeme kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. Karardaki hukuka aykırılığın, aynı Kanun maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca, Yargıtay tarafından giderilmesi gerektiğinden, Yerel Mahkemece yapılan uygulama da gözetilerek, hükümden “SSÇ’nin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasını istemediği anlaşılmakla hakkında CMK’nın 231/5-6 maddesinin uygulanmasına yer olmadığına” ibaresinin çıkarılarak, yerine “Suça sürüklenen çocuk hakkında hükmolunan cezanın miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı mahkum olmaması, kişilik özellikleri ile dosyaya yansıyan tutum ve davranışları göz önünde bulundurulduğunda yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaate varılması, dosyaya yansıyan somut bir zararın bulunmaması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul ettiğini beyan etmesi hususları birlikte değerlendirilerek 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca suça sürüklenen çocuk hakkında verilen HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA,
5395 Sayılı Çocuk Koruma Kanunu’nun 5560 sayılı Kanun ile değişik 23 üncü maddesi gereği 3 yıl süre ile denetime tabi tutulmasına, denetim süresi içerisinde takdiren yükümlülük yüklenmesine yer olmadığına,
Suça sürüklenen çocuğa 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on ve onbirinci maddeleri uyarınca, denetimli serbestlik süresi içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı mahkûm olmadığı ve denetimli serbestlik tedbirinin getirdiği yükümlülüklere uyduğu takdirde, davanın düşmesine karar verileceği, aksi takdirde hükmün açıklanacağı hususunun ihtarına (ihtar edilemedi), 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin on üçüncü fıkrası uyarınca ancak bir soruşturma ve kovuşturma ile bağlantılı olarak Cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından istenilmesi halinde ve bu maddede belirtilen amaç için kullanılabilmek amacıyla bunlara mahsus bir sisteme kaydedilmesi amacıyla ilamın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine” ibarelerinin eklenmesine, hükümdeki diğer hususların olduğu gibi bırakılmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.10.2023 tarihinde karar verildi.