YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/12852
KARAR NO : 2023/23437
KARAR TARİHİ : 31.10.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/1365 Değişik iş
SUÇ : Hakaret
KARAR : İtirazın reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan şüpheli … hakkında yapılan soruşturma neticesinde Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 13.05.2022 tarihli ve 2022/9703 soruşturma, 2022/3697 Esas, 2022/2559 Karar sayılı iddianamenin iadesine dair Karşıyaka 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.05.2022 tarihli ve 2022/305 sayılı kararına yönelik itirazın reddine ilişkin Karşıyaka 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.05.2022 tarihli ve 2022/1365 Değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.07.2023 gün ve 2023/60118 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 170/3 üncü maddesinde iddianamede nelerin gösterileceği, aynı Kanun’un 174/1 inci maddesinde iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, aynı Kanun’un 170/2 inci maddesinde yer alan “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler.” hükmü uyarınca Cumhuriyet savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukukî nitelendirilmesinin de Cumhuriyet savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği,
Somut olayda, Karşıyaka Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 13.05.2022 tarihli iddianame ile şikâyetçi …’a … internet sitesinden hakaret edildiği iddiası ile kamu davası açılması üzerine, şikâyet dilekçesi ekinde sunulan internet çıktısı incelendiğinde, şikâyetçinin amaçlandığını ortaya koyacak bir tespit yapılmasının mümkün olmadığı, bu durumun bir iddiadan ibaret olduğu, sübutu etkileyecek mutlak delil niteliği taşıyan internet paylaşımlarını inceleyip fiziki ortama aktarmadan, sübutu etkileyecek delil toplanmadan iddianame düzenlendiğinden bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, bu hususun yargılama aşamasında Mahkeme tarafından değerlendirilebileceği ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174/1 inci maddesinde düzenlenen iddianamenin iadesi sebepleri arasında sayılan hususlardan olmadığı gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 1 inci maddesinde, kanun koyucu, kanunun kapsamını; ceza muhakemesinin nasıl yapılacağı hususundaki kurallar ile bu sürece katılan kişilerin hak, yetki ve yükümlülüklerini düzenlemek şeklinde belirtmiştir. Ceza yargılaması içerisinde iddia faaliyetini yürüten savcılık makamını ülkemizde Cumhuriyet Başsavcılıkları temsil etmektedir. Cumhuriyet savcısının soruşturma aşamasındaki bazı görev ve yetkileri de 5271 sayılı Kanun’un 160 vd maddelerinde düzenlenmiştir. Yürüttüğü soruşturmadan bir sonuç çıkartmak görevi olan savcı, 5271 sayılı Kanun’un 170 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre “soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı bir iddianame düzenler” şeklindeki düzenlemeden Cumhuriyet savcısının yaptığı soruşturma neticesinde çıkardığı sonuçlardan birinin iddianame düzenlemek olduğu anlaşılmaktadır.
5271 sayılı Kanun’un tanımlar başlıklı 2 nci maddesinden; soruşturma aşamasının, Kanun’a göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi, kovuşturma aşamasının ise iddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi kapsadığı anlaşılmaktadır. O halde iddianamenin düzenlenip Mahkemeye verilmesinden Mahkemece iddianamenin kabulüne kadar geçen süre de soruşturma aşaması içerisinde kabul edilmelidir.
5271 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinde iddianamenin iadesi müessesesi düzenlenmiştir. Bu kurumla, kamu davasının açılmasından evvel kanuni şartları taşımayan, yeterli bilgileri içermeyen ve hatalı düzenlenen iddianamelerin bir nevi süzgeçten geçirilip filtrelenerek yargının faaliyetinin hızlandırılması, makul sürede yargılamanın gerçekleştirilmesi, gereksiz davaların önüne geçilmesi, lekelenmeme hakkının korunması amaçlanmaktadır.
5271 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrasında ise açıkça; suçun hukuki nitelendirmesi nedeniyle iddianamenin iade edilemeyeceği belirtilemektedir. Ceza Muhakemesinde yaptığı soruşturmadan sonuç çıkarma görevi olan Cumhuriyet savcısının, sonuç çıkarma aşamasında suçun hukuki niteliğini takdir etme hakkı da bulunmaktadır. Buna göre yapılan soruşturma sonucunda, tipik fiilin, Kanun’un hangi maddesindeki suçu oluşturduğunu Cumhuriyet savcısı gösterecek, ancak hakim, bu gösterim ile bağlı olmayacaktır. Hakim, hükmünü,5271 sayılı Kanun’un 225 inci maddesinin birinci fıkrasına göre; iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve fail hakkında verecektir. Hakimin, Cumhuriyet savcısının yaptığı nitelendirme ile bağlı olmadığı için iddianameyi bu yönde de iade edemeyeceği 5271 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin ikinci fıkrasında hüküm altına alınmıştır.
5271 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinde iddianamenin iadesi sebepleri sınırlı sayıda gösterilmiştir. Bu sebepler dışında iddianamenin iade edilmesi ceza adalet sistemimizde kabul edilmemiştir. 5271 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen iddianamenin de iade edileceği kuralı getirilmiştir. Bu düzenlemeden hareket ederek şüpheli ifadesinin suçun sübutuna etki edecek mutlak bir delil olup olmadığı ve bu eksikliğin anılan bu madde kapsamında iade nedeni olup olmadığı hem uygulamada hem de doktrinde tartışma konusudur. Toplanması gereken mevcut bir delil, delil yasaklarıyla mahdut, hukukun izin verdiği sınır içerisinde, fiilen ele geçirilmesi de mümkün olan delil manasındadır. Cumhuriyet savcısının tüm çabalarına rağmen toplanamayan delilden dolayı iade de mümkün olmayacaktır.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; şikâyet dilekçesi ekinde sunulan internet çıktısı incelendiğinde, yorum yapılan gönderinin dosyada mevcut olmadığı, paylaşımın şikâyetçi …’ı hedef aldığının tespitinin mümkün olmadığı, sübutu etkileyecek deliller toplanmadan iddianame düzenlendiği anlaşıldığından iddianamenin iadesi kararına yapılan itirazın reddine dair verilen karar hukuka uygun bulunmakla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
Oy birliğiyle, 31.10.2023 tarihinde karar verildi.