Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2023/12882 E. 2023/23419 K. 31.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/12882
KARAR NO : 2023/23419
KARAR TARİHİ : 31.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/362 E., 2022/184 K.
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Görevi yaptırmamak için direnme suçundan sanık …’in 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 265 inci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrası, 43 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 18 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Tokat 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 17.03.2022 tarihli ve 2021/362 Esas, 2022/184 Karar sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.06.2023 gün ve 2023/58601 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
” Dosya kapsamına göre, her ne kadar sanıklardan … hakkında birden fazla kişi ile birlikte görevi yaptırmamak için direnme suçundan hüküm kurulmuş ise de, yargılamaya konu Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 04.08.2021 tarihli ve 2021/3928 Esas, 2021/2140 Karar sayılı iddianame anlatımında sanığın üzerine atılı görevi yaptırmamak için direnme suçuna ilişkin olarak eylemlerini tam ve kesin şekilde tarif eden bir anlatım bulunmadığı, nitekim 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 225 inci maddesindeki; “Hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir. Mahkeme fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.” şeklindeki düzenleme gereğince, hangi fail ve fiili hakkında dava açılmış ise, ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yapılarak hüküm verilebileceği, anılan iddianamede sanığın eyleminin “arbede sırasında kolluk güçlerinin elinden kaçarak uzaklaşmaya çalışması” şeklinde tarif olunduğu, bu suretle 5271 sayılı Kanun’un 170 inci maddesine uygun olarak açılmış bir davanın bulunmadığı, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemle sınırlı olduğu gözetilmeden sanık hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.04.2012 gün ve 10/438-141 sayılı kararında belirtildiği üzere, öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı Kanun’un 309 ve 310 uncu maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
İncelenen dosyada, sanığın 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10 uncu maddesi uyarınca, tebligatın bilinen en son adrese yapılması gerektiği ve sanığın mahkeme ifadesinde cezaevinde olması nedeni ile yeni bir adres bildirmediği, sanığın beyan ettiği son adresinde kolluk ifadesindeki adresi olduğu gözetilmeden; soruşturma aşamasında bildirdiği en son adresinden farklı olan adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğu, kararın usulüne uygun olarak kesinleştirilmediği anlaşıldığından , bu aşamada kanun yararına bozma yoluyla incelenmesi olanaklı görülmemiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği Tebliğname’deki düşünce, hükmün henüz kesinleşmemiş olması nedeniyle yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN REDDİNE,
2. Dosyanın, kanun yolu bildiriminin başvuru mercii, süresi ve yöntemi açısından şerhli davetiye ile sanığa bildirilip, tebligat eksikliğinin ikmali ile süresinde başvuruda bulunulması halinde kanun yolu incelemesi için ilgili merciye gönderilmesini, aksi takdirde usulünce kesinleştirme işlemi yapılarak, bu aşamadan sonra kanun yararına bozma isteminde bulunulmasını teminen mahkemesine iadesine, dosyanın Adalet Bakanlığı’na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE,
31.10.2023 tarihinde karar verildi.