Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2023/12884 E. 2023/23052 K. 24.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/12884
KARAR NO : 2023/23052
KARAR TARİHİ : 24.10.2023

MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/289 E., 2022/492 K.
SUÇ : Hakaret
KARAR : Ceza verilmesine yer olmadığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Cumhurbaşkanına hakaret suçundan suça sürüklenen çocuk … hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 32 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince ceza verilmesine yer olmadığına, 5237 sayılı Kanun’un 57 nci maddesi uyarınca güvenlik tedbirine hükmolunmasına ve sanığın koruma ve tedavi altına alınmasına yer olmadığına dair Bakırköy 2. Çocuk Mahkemesinin 10.11.2022 tarihli ve 2021/289 Esas, 2022/492 Karar sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04.07.2023 gün ve 2023/61417 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, anılan kararın gerekçesinde, suça sürüklenen çocuk hakkında belirtilen hususlar nazara alınarak, suça sürüklenen çocuğun tıbbi kontrol ve takip altına alınmasına karar verilmesi gerektiği kanaatine varıldığının belirtilmesine rağmen hüküm kısmında bahse konu tıbbi kontrol ve takip altına alınması kararı uygulanmayarak gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulmasında ve 10.03.2001 doğumlu olup, suç tarihinde 12-15 yaş aralığında bulunan suça sürüklenen çocuğun, işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunmadığının İstanbul Prof. Dr. … Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi 18.08.2022 tarihli ve 2016/2031 sayılı raporu ile tespit edilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 31/2. maddesinde yer alan “Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanların işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması hâlinde ceza sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur….” şeklindeki hüküm gereğince suça sürüklenen çocuk hakkında güvenlik tedbirine hükmedileceği gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Uyuşmazlık konusunda bir karar vermeden önce, kanun yararına bozma istemine konu edilen hükümde belirlenen yeni bir hukuka aykırılık durumunun incelenmesi gerekmektedir.
Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve zamanaşımı açısından suça sürüklenen çocuk hakkında uygulanması gereken 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesi;
“1. Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası;
a. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b. Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi beş yıl,
c. Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d. Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda on beş yıl,
e. Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl geçmesiyle düşer.
2. Fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.
3. Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.
4. Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
5. (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./8.mad) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar.
6. Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üst soy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.
7. Bu Kanun’un İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi hâlinde dava zamanaşımı uygulanmaz.” şeklinde,
Anılan Kanun’un 67 nci maddesi;
“1. Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.
2. Bir suçla ilgili olarak;
a. Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b. Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c. Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d. Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
halinde, dava zamanaşımı kesilir.
3. Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.
4. Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.” biçiminde düzenlenmiştir.
Görüleceği gibi 5237 sayılı Kanun’da bütün suçlar bakımından kesme nedenleri ortak olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasında, suçla ilgili olarak şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, iddianame düzenlenmesi, sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi halinde dava zamanaşımının kesileceği kabul edilmiştir.
Dava zamanaşımının durması ise, Kanun’da açıkça sayılan bazı hallerde soruşturma veya kamu davasının yürütülememesinden dolayı, bu halin ortaya çıkmasından, kalkması anına kadar geçen sürede zamanaşımının işlememesini ifade etmektedir. Zamanaşımını durduran nedenlerin varlığı halinde, zamanaşımı süresi en son kesen işlemden itibaren, durdurucu nedenin ortaya çıktığı ana kadar işleyecek, bu engelin kalkmasıyla duran zamanaşımı süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Zamanaşımı süresinin hesaplanmasında ise önceden işleyen süre ile sonradan işleyen süreler birbirine eklenmek suretiyle zamanaşımı süresi belirlenecektir.
Anayasa’nın 38 inci maddesinde dava zamanaşımının kanunilik ilkesi kapsamında olduğu benimsenmiş olup dava zamanaşımını durduran veya kesen nedenlerin Kanun’da açıkça gösterilmesi gerekir, bu nedenlerin yorum veya kıyas yoluyla genişletilmesi mümkün değildir.

İnceleme konusu somut olayda; 12-15 yaş grubunda olan suça sürüklenen çocuk hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 02.09.2021 tarihli 2021/26017 Esas sayılı iddianamesi ile 08.09.2015 tarihinde işlediği iddia edilen Cumhurbaşkanına hakaret suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; suça sürüklenen çocuğa atılı suça ilişkin yasa maddesinde öngörülen cezanın üst sınırı uyarınca, 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 66 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 67 nci maddesinin birinci fıkrasına göre, aynı Kanun’un 299 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen iznin alınmasına kadar geçen durma süresi de dikkate alındığında, suçun tabi olduğu 4 yıllık olağan dava zamanaşımı süresinin iddianame tanzim süresinden önce dolduğu gözetilmeden suça sürüklenen çocuk hakkında iddianame tanzim edilerek yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır.
III. KARAR
Yukarıda açıklanan nedenle;
A. Kanun yararına bozma istemi hakkında bu aşamada KARAR VERMEYE YER OLMADIĞINA,
B. Hükümde saptanan yeni hukuka aykırılık nedeni açısından, kanun yararına bozma yoluna başvurulup başvurulmayacağının takdiri için,
Dava dosyasının, Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
24.10.2023 tarihinde karar verildi.