YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/12890
KARAR NO : 2023/23318
KARAR TARİHİ : 30.10.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/30 Değişik iş
SUÇ : Hakaret
KARAR : İtirazın reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan sanık … hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin altıncı fıkrası gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair Bakırköy 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.10.2020 tarihli ve 2020/272 Esas, 2020/260 Karar sayılı kararı ile anılan bu karara karşı yapılan itiraz hakkında, mahkemenin bu konuda görev ve yetkisinin bulunmadığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin mercii Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.01.2021 tarihli ve 2021/30 değişik iş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.06.2023 gün ve 2023/59203 sayılı Tebliğname’si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“1. Bakırköy 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.10.2020 tarihli ve 2020/272 Esas, 2020/260 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 61 inci maddesinin 5 inci fıkrasında “…Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir..” şeklindeki düzenleme ile sonuç cezanın nasıl belirleneceğinin düzenlendiği, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Basit yargılama Usulü” başlıklı 251/3 ünci maddesinde “Beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223 üncü maddede belirtilen kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenlemede de öngörülen ve takdiri olmayan indirim oranının sonuç ceza belirlendikten sonra uygulanması gerektiği anlaşılmakla, Mahkemesince sanık hakkında hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125/1, 125/3-a ve 62. maddeleri uyarınca sonuç ceza belirlendikten sonra, 5271 sayılı Kanunun 251/3 üncü maddesi gereğince dörtte bir oranı üzerinden yapılan indirim sonucuna göre çıkan gün sayısı ile 5237 sayılı Kanunun 52/1 inci maddesine göre adli para cezasının hesap edilmesi gerekirken, cezanın uygulamasında usul hatası yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmasında,
2- Bakırköy 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.01.2021 tarihli ve 2021/30 değişik iş sayılı kararı yönünden yapılan incelemede,
5271 sayılı Kanun’un “Basit yargılama usulünde itiraz” başlıklı 252/1 inci maddesinde, “251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir.” şeklinde yer alan,
252/6 ncı maddesinde “Birinci fıkradaki itirazın, süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan tarafından yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, 268 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir. Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir.” şeklinde yer alan,
“İtiraz usulü ve inceleme mercileri” başlıklı 268/1-2 nci maddesinde, “(1) Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır.
(2) Kararına itiraz edilen hâkim veya mahkeme, itirazı yerinde görürse kararını düzeltir; yerinde görmezse en çok üç gün içinde, itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderir.” şeklinde yer alan düzenlemelere nazaran,
Bakırköy 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.10.2020 tarihli kararının 14.10.2020 tarihinde sanığa usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, 16.11.2020 tarihli itiraz dilekçesinin ise 7 günlük yasal süre geçtikten sonra sanık tarafından sunulmasını müteakip, 5271 sayılı Kanun’un 252/6 ncı maddesi gereğince bu konuda bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesince itiraz merciine gönderildiği anlaşılmakla, bu halde mercii tarafından itirazın süresinde yapılmadığı gözetilerek itirazın süre yönünden reddine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1 numaralı istem yönünden;
5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin beşinci fıkrasında “…Yukarıdaki fıkralara göre belirlenen ceza üzerinden sırasıyla teşebbüs, iştirak, zincirleme suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını gerektiren şahsi sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirim nedenleri uygulanarak sonuç ceza belirlenir..” şeklindeki düzenleme ile sonuç cezanın nasıl belirleneceği düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrasında; “Beyan ve savunma için verilen süre dolduktan sonra mahkemece duruşma yapılmaksızın ve Cumhuriyet savcısının görüşü alınmaksızın, Türk Ceza Kanunu’nun 61 inci maddesi dikkate alınmak suretiyle, 223 üncü maddede belirtilen kararlardan birine hükmedilebilir. Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.” şeklindeki düzenlemede öngörülen ve takdiri olmayan indirim oranının sonuç ceza belirlendikten sonra uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; Yerel Mahkemece sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 62 nci maddesi uyarınca sonuç ceza belirlendikten sonra, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca dörtte bir oranı üzerinden indirim yapılması gerekirken, cezanın uygulamasında usul hatası yapılarak yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; sonuca etkili olmadığından hukuka aykırılık doğurmadığı anlaşılmıştır.
2 numaralı istem yönünden;
5271 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin birinci fıkrasında; “251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebilir. Süresi içinde itiraz edilmeyen hükümler kesinleşir.” şeklinde, altıncı fıkrasında sie; “Birinci fıkradaki itirazın, süresinde yapılmadığı veya kanun yoluna başvuru hakkı bulunmayan tarafından yapıldığı mahkemesince değerlendirildiğinde dosya, 268 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderilir. Mercii bu sebepler yönünden incelemesini yapar ve kararını gereği için mahkemesine gönderir.” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
Somut olayda; Bakırköy 19. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 07.10.2020 tarihli kararının sanığa usulüne uygun olarak 14.10.2020 tarihinde tebliğ edilmiş, sanık tarafından karara 7 günlük yasal süre geçtikten sonra 16.11.2020 tarihinde itiraz edilmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin altıncı fıkrası gereğince bu konuda bir karar verilmek üzere dosyanın mahkemesince itiraz merciine gönderildiği anlaşılmakla, mercii tarafından itiraz hususunda her zaman karar verilebileceği ve olağanüstü kanun yolu olan ve öğretide “Olağanüstü temyiz.” olarak adlandırılan kanun yararına bozma isteminde bulunulacak ağırlıkta hukuka aykırılık doğurmadığı anlaşılmıştır.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğname’deki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.10.2023 tarihinde karar verildi.