YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/12942
KARAR NO : 2023/23808
KARAR TARİHİ : 07.11.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2858 E., 2022/1961 K.
SUÇLAR : Yağma, tehdit, kasten yaralama, dolandırıcılık, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, göçmen kaçakçılığı, 6136 sayılı Yasa’ya muhalefet
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine, bozma, düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle; temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ile temyiz sebeplerine göre, sanık … müdafii tarafından suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçundan, sanık … ve müdafileri tarafından ise 14.11.2017 tarihli 16 ncı olay göçmen kaçakçılığı suçundan verilen beraat kararlarıyla ilgili istinaf isteminin esastan reddine dair kararların temyiz edilmediği belirlenerek, sanıklar …, … ile … müdafilerinin duruşmalı inceleme taleplerinin 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca reddine karar verilmekle dosya görüşüldü:
A. Sanıklar … hakkında 07.11.2017 tarihli 14 üncü ve 08.11.2017 tarihli 15 inci Olaylardaki Dolandırıcılık, … hakkında 20.08.2017 tarihli 7 nci, 23.08.2017 tarihli 8 inci ve 27.08.2017 tarihli 9 uncu Olaylardaki Göçmen Kaçakçılığı ile 14.11.2017 tarihli 16 ncı Olaydaki Yağma, … Hakkında 20.08.2017 tarihli 7 nci ve 25.09.2017 tarihli 12 nci Olaydaki Göçmen Kaçakçılığı, 07.11.2017 tarihli 14 üncü Olaydaki Dolandırıcılık, … Hakkında 27.06.2017 tarihli 2 nci Olaydaki Kasten Yaralama (mağdur …’na yönelik) 07.08.2017 tarihli 5 inci Olaydaki Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma, 11.08.2017 tarihli 6 ncı, 20.08.2017 tarihli 7 nci ve 23.08.2017 tarihli 8 inci, 27.08.2017 tarihli 9 uncu Olaylardaki Göçmen Kaçakçılığı, 29.08.2017 tarihli 10 uncu Olaydaki Kasten Yaralama, 04.11.2017 tarihli 13 üncü Olaydaki 6136 sayılı Yasa’ya Muhalefet ile Suça Sürüklenen Çocuk … Hakkında 25.09.2017 tarihli 12 nci Olaydaki Göçmen Kaçakçılığı Suçlarından Verilen Bozma Kararları Yönünden
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerinin temyiz edilebileceği, sanıklar ile suça sürüklenen çocuk hakkındaki hükümlerin niteliği itibarıyla temyiz edilemez olduğu anlaşıldığından, sanıklar …, …, … ile suça sürüklenen çocuk … müdafileri ile … ve müdafilerinin Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesi gereğince, TEMYİZ İSTEMLERİNİN REDDİNE,
B. Sanık … Hakkında 24.06.2017 tarihli 1 inci Olaydaki Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma ve Yağma ile 14.11.2017 tarihli 16 ncı Olaydaki Yağma Suçu İle İlgili Yerel Mahkemece Verilen Beraat Kararları İle İlgili İstinaf İsteminin Esastan Reddine Dair Verilen Kararlar Yönünden
Sanık hakkında verilen “beraat” hükümlerine ilişkin istinaf başvurusunu esastan reddine ilişkin kararların gerekçesine yönelik olmayan temyizinde hukuki yararı bulunmadığı anlaşıldığından; Tebliğname’ye uygun olarak, sanık ile müdafilerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN REDDİNE,
C. Sanıklar … Hakkında 29.07.2017 tarihli 11 inci Olaydaki Silahla Tehdit, … Hakkında 27.06.2017 tarihli 2 nci Olaydaki Kasten Yaralama (…’e yönelik), 12.09.2017 tarihli 11 inci Olaydaki Silahla Tehdit, … Hakkında 27.06.2017 tarihli 2 nci Olaydaki Kasten Yaralama (…’e yönelik) 05.08.2017 tarihli 4 üncü ve 12.09.2017 tarihli 11 inci Olaylardaki Silahla Tehdit Suçlarından Verilen İstinaf Başvurularının Esastan Reddine Dair Hükümler Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge adliye mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz edilmesinin mümkün olmaması ve atılı suçların 7188 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun’a eklenen 286 ncı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan temyiz edilebilecek suçlar arasında düzenlenmemesi karşısında; Bölge adliye mahkemesince verilen istinaf başvurularının esastan reddi kararlarının kesin nitelikte olduğu anlaşıldığından, Tebliğname’ye uygun olarak, sanıklar … müdafii, … ve müdafii ile … ve müdafilerinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesi uyarınca, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN REDDİNE,
D. Sanıklar …, …, …, …, …, …, … ve … Hakkında 14.11.2017 tarihli 16 ncı Olaydaki Göçmen Kaçakçılığı Suçundan, …, … ve … Hakkında 24.06.2017 tarihli 1 inci Olaydaki Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Temyiz isteklerinin reddi nedenleri bulunmadığından 5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294 üncü maddeleri kapsamında sanıklar … ile … ve müdafileri ile diğer sanıklar müdafilerinin hukuka aykırılık nedenleri ile anılan Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve maddi ceza hukukuna ilişkin sair yönlerden yapılan değerlendirmede:
Sanık … müdafiinin temyiz isteğinin; dosya kapsamında sadece telefon kayıtlarının eylemin gerçekleştiğini ispata yarar delil olarak kabul edilmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğuna, müvekkilinin hiçbir sanık, tanık, mağdur ve göçmen beyanında isminin geçmediğine ve hakkında göçmenler tarafından yapılmış bir teşhisinin bulunmadığına, sadece tape kayıtlarının tek başına somut bir delil olarak kabul edilemeyeceğine, mahkemece cezanın tespitinde alt sınırdan uzaklaşılmasının ve müvekkili hakkında takdiri indirim maddesinin uygulanmamasının dosya kapsamına uygun olmadığına bu nedenlerle hükümlerin bozulması gerektiğine,
Sanık … müdafiinin temyiz isteğinin; müvekkilinin, dosya kapsamında tape kayıtlarında konuşmaları tespit edilen şahsın müvekkili olduğuna dair kesinlik bulunmadığına, müvekkilinin kesin olarak teşhis edilmeden yargılandığına, tape kayıtlarındaki telefonların müvekkili tarafından kullanılmadığına, bu hususlarda araştırma yapılmadan karar verildiğine, müvekkili hakkında diğer sanıklar ya da göçmenler tarafından teşhis işlemi yapılmadan karar verildiğine, bu nedenle müvekkili hakkında hiçbir kesin, net, şüpheden uzak dosya kapsamında delil bulunmadığına, ayrıca atılı göçmen kaçakçılığı suçunun oluşmadığına, yargılamaya konu eylemin, yasal olmayan yollarla ülkeye giren bir düzensiz göçmenin ülkede kalmasına imkan sağlanması durumunda, suç tarihinden önce ülkeye giriş yapan ve geçici koruma statüsü kazanan bu suretle düzenli hale gelen göçmenlerin ülkede kalmasına imkan sağlanması olması nedeniyle atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı, bu nedenlerle usûl ve yasaya aykırı olan hükmün bozulması gerektiğine,
Sanık … müdafiinin temyiz isteğinin, müvekkilinin eylemde yakalanan kişiler arasında olmadığına, göçmenler tarafından teşhis edilmediğine, müvekkilinin tape kayıtlarını kabul etmediğine, bu nedenle tape kayıtlarına itibar edilerek hükmün kurulamayacağına, iddianamede eyleminin belirlenmediğine, mahkemece hüküm kurulurken bireyselleştirme yapılmadığına ve gerekçesiz hüküm kurulduğuna, bu nedenlerle hükmün bozulması talebine yönelik olduğu,
Sanık … müdafiinin temyiz isteğinin; atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, suç tarihinden önce yasal olmayan yollarla ülkeye giren ve geçici koruma statüsü kazanan bu suretle düzenli hale gelen göçmenlerin ülkede kalmasına imkan sağlanması şeklinde gerçekleşen eylemde atılı suçun unsurlarının oluşmadığı, bu nedenlerle usûl ve yasaya aykırı olan hükmün bozulması gerektiğine,
Sanık … müdafiinin temyiz isteğinin, müvekkilinin atılı suçu işlemediğine, göçmenlerin yasal olmayan yollardan ülkemize sokmaya çalışıldığını bilmediğine, göçmenlerden herhangi bir menfaat temin edilmediğine, müvekkilinin atılı suçu işlediğine dair herhangi bir delilin bulunmadığına, bu nedenlerle hükmün bozulması talebinin bulunduğuna,
Sanık … ve müdafiinin temyiz isteğinin; sanığa atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, eksik araştırma ve inceleme ile hükmün kurulmuş olması nedeniyle bozulması gerektiğine,
Sanık … müdafiinin temyiz isteğinin; müvekkilinin her aşamada doğruyu söylediğine, müvekkilinin atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, somut ve inandırıcı delil bulunmadığına, dosya kapsamında varsayımdan öte hiçbir somut delil bulunmadığına, yeniden yargılama yapılarak müvekkilinin beraatine karar verilmesi gerektiğine,
Sanık … müdafiinin temyiz isteğinin; müvekkilinin beraat etmesi gerekirken mahkûmiyetine karar verilmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğuna, dosya kapsamında toplanan delillerin hatalı yorumlandığına ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince müvekkilinin beraatine karar verilmesi gerektiğine,
Sanık … ve müdafiinin temyiz isteğinin; hukuka aykırı elde edilen deliller nedeniyle müvekkilinin cezalandırıldığına, varsayımsal şüpheye dayalı olarak hükmün kurulduğuna, isnat edilen suça yönelik dosyada fizik takip, kamera görüntüsü gibi hiçbir somut delilin bulunmadığına bu nedenlerle usûl ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiğine,
Sanık … müdafiinin temyiz isteğinin; isnat edilen suça yönelik dosyada fiziki takip, kamera görüntüsü gibi hiçbir somut delilin bulunmadığına, bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı kararın bozulması gerektiğine, müvekkilinin suçu kabule dair beyanının bulunmadığına, eksik inceleme ile hükmün kurulduğuna,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, iletişimin tespiti kararlarının “suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yağma” suçlarından alınması, karar tarihlerinde “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçunun 5271 sayılı Kanun’un 135 inci maddesindeki katalog suçlar arasında yer almaması karşısında, iletişimin tespiti kararlarıyla elde edilen görüşme kayıtlarının, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçu açısından hukuka uygun delil niteliğinde olmadığı delil değerlendirme yasağı kapsamında kaldığı anlaşılmakla, bu kayıtlar dışlanarak yapılan değerlendirmede,
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 79 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre, bir kısım göçmenlerin beyanlarında kendilerini Türkiye’ye kaçak yollarla geçiren ve Türkiye tarafından bir tarlaya bırakan kimliği belirlenemeyen göçmen kaçakçısının kendilerine iki kişinin gelerek kendilerini …’ya götüreceğini söylediği ve Türkiye’ye girdiklerinde araç ile kendilerini sanık …’in karşıladığı şeklindeki beyanlarına göre, sanıkların eylemlerinin kimliği tespit edilemeyen göçmen kaçakçısıyla fikir ve eylem birliği içerisinde hareket etmek suretiyle göçmenlerin yasa dışı yollardan yurda girmelerine imkan sağlaması niteliğinde olması karşısında, Mahkemenin gerekçe ve uygulamasının yerinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
1. Sanıklar …, …, …, …, … (… oğlu) ile …’ya yükletilen göçmen kaçakçılığı eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu ögelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Hükümlerde bozmayı gerektirecek bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 14.11.2022 tarih 2022/2858 Esas, 2022/1961 sayılı hükmünün tüm dosya kapsamına göre hukuka uygun olduğu anlaşıldığından; sanıklar …, …, …, …, … müdafileri ile … ve müdafilerinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
2. Sanıklar, …, … ile … Hakkında 24.06.2017 tarihli 1 inci Olaydaki Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma, … ile … Hakkında 14.11.2017 tarihli 16 ncı Olaydaki Göçmen Kaçakçılığı Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
a. Sanıklar …, … İle … Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Verilen Hükümlere Yönelik
Sanıkların aşamalarda atılı suçu kabul etmemesi, mağdurun soruşturma aşamasında alınan beyanında, sanıkların suçu işlediklerine dair bir beyanının bulunmaması, yasal delil niteliğinde olmamaları nedeniyle iletişimin tespiti yoluyla elde edilen görüşme kayıtlarının bu suç yönünden değerlendirme dışı bırakılmış olması karşısında, sanıkların atılı 5237 sayılı Kanun’un 109 uncu maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve cezalandırmaya yeterli delillerin nelerden ibaret olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince açıklanmadan, yetersiz gerekçeyle atılı suçtan mahkûmiyetine karar verilmesi,
b. Sanıklar … ile … Hakkında Göçmen Kaçakçılığı Suçundan Kurulan Hükümlere Yönelik
Sanıkların suçlamayı kabul etmeyerek, hükme dayanak yapılan telefon görüşmelerinin kendilerine ait olmadığını savunmaları karşısında; sanıklara ait ses örnekleri alınarak telefon konuşmalarının sanıklara ait olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi veya uzman bir kurum ya da kuruluşa ses analizi yaptırılarak rapor alınmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle sanıklar hakkında göçmen kaçakçılığı suçundan yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirdiğinden, sanıklar …, …, … ile … müdafileri ile … ve müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle hükümlerin BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi gereğince dosyanın Hatay 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.11.2023 tarihinde karar verildi.