YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/13152
KARAR NO : 2023/23288
KARAR TARİHİ : 30.10.2023
MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hâkimliği
SAYISI : 2020/6076 Değişik iş
SUÇLAR : İmar kirliliğine neden olma, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, mala zarar verme
KARAR : Ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Şüpheliler hakkında imar kirliliğine neden olma, genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması, mala zarar verme suçlarından Küçükcekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 16.11.2020 tarihli ve 2016/20270 soruşturma sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına yönelik şikâyetçi şirket vekilinin itirazı üzerine Bakırköy 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21.12.2020 tarihli ve 2020/6076 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 94660652-105-34-20036-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.07.2023 tarihli ve KYB-2023/63695 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 11/07/2023 tarihli ve KYB-2023/63695 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,
Dosya kapsamına göre; müştekinin, inşaatını tamamlayıp teslim ettiği binada … İç Mimarlık Mobilya Emlak İnş. İth. İhr. Tic. Ve San. Ltd. Şti yetkilisi şüphelilerin tadilat maksatlı başvuruda bulundukları, başvurularının onaylandığı ama başvuru kapsamını aşarak, 87,88, 89 ve 90 numaralı dairelerin arasında kalan perdelerde karot ile kapı boşluğu açıldığı, bu şekilde suç işlediklerinin iddia edildiği somut olayda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüphelilerin ifadelerinde basit tadilat ve boyama işlemi yaptıklarını belirttikleri, üzerlerine atılı suçlamayı kabul etmedikleri, onay formunun 2015 yılı Mart ve Temmuz aylarına ait olduğu, ilgili yerde site yönetimince tespitin 19/03/2016 tarihinde, belediyece tespitin 18/01/2017 tarihinde yapıldığı, 2015 yılındaki onay işlemi ile tespitin yapıldığı 19/03/2016 tarihleri arasında başkaca tadilat yapılıp yapılmadığının tespit edilemediği, suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;
Dosyaya mübrez statik değerlendirme teknik raporunda binanın anılan kısımlarındaki perdelerde açılan boşlukların olası bir depremde beklenen korumayı sağlayamayacağı, statik açıdan son derece tehlike arz ettiğinin belirtildiği, tanık …’ın Cumhuriyet Savcısı huzurunda alınan ifadesinde tadilatın yapıldığı zaman diliminde site müdür yardımcısı olduğunu, soruşturmaya konu tadilatların … İç Mimarlık Mobilya Emlak İnş. İth. İhr. Tic. Ve San. Ltd. Şti tarafından yapıldığını, yapılan tadilatın binanın ortak alanlarını da kapsadığını, şikayetler almaları üzerine tespit yaptıkları, tespit sırasında anılan şirket yetkililerinin de bulunduğunu belirttiği anlaşılmakla, şüphelilerin eylemine ilişkin delillerin takdir ve değerlendirmesinin mahkemesince incelenmesi gerektiği gözetilmeksizin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 Sayılı Kanun’un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.” ikinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler.” 172 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.
Aynı Kanun’un 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinde ise;
(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.
(4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır.
Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.
Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye “araştırma mecburiyeti ilkesi”; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise “kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi” denilmektedir.
Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13 üncü maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. – Finlandiya kararı 2007; Sürmeli – Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir.
İnceleme konusu somut olayda; şüpheliler hakkında şikâyetçi vekilinin şikâyet dilekçesiyle yapı statiğini etkileyen esaslı tadilatların yapıldığı imar kirliliğine neden olduğu iddiasıyla şikayette bulunduğunun anlaşılması, konuyla alakalı 18.01.2017 tarihli yapı tatil zaptı düzenlendiği, tanık sıfatıyla dinlenen E.T.’nin site müdür yardımcılığı yaptığı dönemde tadilatları mimarlık şirketinin üstlendiğini ve ortak mülkiyet alanlarının tadilatlarını da şirketin yaptığını belirtmesi karşısında, 5271 sayılı Kanun’un 170 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca şüpheliler hakkında iddianame düzenlenebilmesi için yeterli şüphe oluşturduğu açıktır. Şüphelilerin eylemlerinin sübut bulup bulmadığı hususu, lehine ve aleyhine toplanacak tüm kanıtların, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara göre, şüpheliler hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ve bu karara itiraz sonucunda verilen itirazın reddine dair mercii kararı hukuka aykırıdır.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Bakırköy 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 21.12.2020 tarihli ve 2020/6076 değişik iş sayılı kararının, kısmen farklı gerekçeyle 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.10.2023 tarihinde karar verildi.