Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2023/14253 E. 2023/25159 K. 05.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/14253
KARAR NO : 2023/25159
KARAR TARİHİ : 05.12.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/3354 Değişik İş
SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile 62 nci maddesi uyarınca 11 ay 20 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı yapılan itirazın yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu mercii kararı ile reddedildiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 26.07.2023 tarih ve 94660652-105-06-12877-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90223 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“…Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddi boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği nazara alınarak yapılan incelemede,
1-Dosya kapsamına göre, her ne kadar, Ankara Batı 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/10/2022 tarihli kararı ile katılan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden bahisle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 9.200,00 Türk lirası vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine hükmedilmiş ise de,
1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak çıkarılan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 14/1. maddesinde yer alan, “Kamu davasına katılma üzerine, mahkumiyete ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise vekili bulunan katılan lehine Tarifenin ikinci kısmın ikinci bölümünde belirlenen avukatlık ücreti sanığa yükletilir.” şeklindeki düzenleme karşısında,
Yargılama aşamasında 10/01/2022 tarihli tensip zaptı ile sadece sanığa duruşma gününün tebliğe çıkartıldığı, yargılama sona erdikten ve hüküm tesis edildikten sonra gerekçeli kararın elektronik imza yoluyla Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığına tebliğ edildiği gözetildiğinde; davanın yapılan yargılamasında katılma kararı verilmediği halde katılanın kendisini vekille temsil ettirdiğinden bahisle katılan lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği cihetle, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde,
2- Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 04/01/2022 tarihli ve 2021/16442 soruşturma, 2022/70 esas, 2022/66 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanunun 43/1. maddesinin de tatbiki talep edilmiş olduğu halde; Ankara Batı 8. Asliye Ceza Mahkemesince anılan madde yönünden uygulama yapılmamış olmasına karşın bu hususun karar gerekçesinde tartışılmadan hüküm tesis edildiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. (1) Numaralı İstem Yönünden
Olağanüstü kanun yolu olan ve öğretide “Olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozmanın amacı hakim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen kararların Yargıtay tarafından incelenmesini sağlamak suretiyle ülke sathında birliğe ulaşmak, hakim veya mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıkları toplum ve birey açısından hukuk yararına gidermektir.
Olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma müessesesinin konusunu oluşturabilecek kanuna aykırılık halleri, olağan kanun yolu olan temyiz nedenlerine göre dar ve kısıtlı tutulduğunda kesin hükmün otoritesi korunmuş olur. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.06.1971 gün ve 497-209, 07/02/1972 gün ve 447-72, 24.02.1975 gün ve 37-32, 14.06.2005 gün ve 66-65, 07.02.2006 gün ve 172-10, 22.10.2013 tarih ve 2012/11-1322-2013/421 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere, vekâlet ücretinin yargılama giderlerinden olması şahsi hak olma niteliğini değiştirmeyeceğinden ve kişisel hakka ilişkin olarak yapılan aykırılıklar nedeniyle kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağı anlaşılmıştır.
B. (2) Numaralı İstem Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 309. maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23/03/2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Bu kapsamda (1) ve (2) numaralı istem yönünden inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Mahkemece, delil takdiri yapılarak sanığın söylemiş olduğu sözlerin Cumhurbaşkanına hakaret suçu kapsamında kaldığı kabul edilmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulanmamasının takdir hakkına ilişkin olması ve katılan lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin şahsi hak niteliğinde bulunması nedenleriyle kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.12.2023 tarihinde karar verildi.