YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/14256
KARAR NO : 2023/24568
KARAR TARİHİ : 22.11.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/48 E., 2022/279 K.
SUÇ : Görevi yaptırmamak için direnme
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Görevi yaptırmamak için direnme suçundan sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci ve 62 nci maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemesi nedeniyle de hükmün, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile aynen açıklanmasına karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 27.07.2023 tarih ve 94660652-105-34-30104-2022-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.09.2023 tarihli ve KYB-2023/90228 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“…Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 12/05/2015 tarihli ve 2015/19047 esas, 2015/1279 karar sayılı ilamında yer alan,”…Sanığın, hakkında rapor düzenlenmesi için hastaneye götürüldüğünde, şikâyetçi M.N.’nin sanığın tüm şikâyetlerini rapora yazacağını belirtmesine rağmen, sanığın şikâyetçiye kolunu hiç kullanamadığını tekrarlayarak rapora bu hususu yazdırmak istediğini beyan ettiği, ancak muayene olmak için sedyeye oturmadığı, bu nedenle müştekinin sanığın muayenesini yapamadığı, ardından sanığın şikâyetçiye “ben kolumu feda ettim, seni mi feda etmeyeceğim, seninle görüşeceğiz” şeklinde tehdit eyleminde bulunduğunun anlaşılması ve sanığın bu eylemini müştekinin görevini yaptırmamak amacıyla gerçekleştirmemesi karşısında, tehdit yerine, görevi yaptırmamak için direnme suçundan mahkumiyet hükmü kurulması… BOZULMASINA…” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Somut olayda, sanığın, olay tarihinde eşi Fahriye Kaya’nın diş tedavisi amacıyla eşiyle birlikte Bağcılar Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde olduğu, tedavi sırasında Fahriye Kaya ile katılan diş hekimi arasında tartışma yaşanması üzerine, sanığın katılana hitaben “hastaneyi başına yıkarım, baban bile gelse seni kurtaramaz”, “ben seni aşağı atarım” şeklinde tehdit içerikli ifadelerde bulunduğunun iddia ve kabul edildiği olayda, her ne kadar Mahkemece 5237 sayılı Kanun’un 265/1. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçundan sanığın mahkumiyetine karar verilmiş ise de,
Suça konu, “hastaneyi başına yıkarım, baban bile gelse seni kurtaramaz”, “ben seni aşağı atarım” şeklindeki ifadelerin, görevi yaptırmamak amacıyla sarf edilmiş olmaması, müştekinin vücut dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinden bahisle söylenmiş olması karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 106/1. maddesinin 1. cümlesinde yer alan tehdit suçunu oluşturduğu ve suçun uzlaştırma kapsamında kalması sebebiyle uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerektiği gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek 5237 sayılı Kanun’un 265/1. maddesinde düzenlenen görevi yaptırmamak için direnme suçundan yazılı şekilde karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu ve 310 uncu maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtay’ca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
Ceza Genel Kurulunun 25.10.1993 gün ve 260/281 Karar sayılı kararında ise olaya ilişkin tüm deliller toplanıp değerlendirilip suçun oluştuğu kabul edilerek mahkûmiyet hükmü kurulduğuna göre, delil takdiri yapılarak verilen karar aleyhine, takdirde yanılgıya düşüldüğünden ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığından bahisle, kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağı belirtilmiştir.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Yerel Mahkemece olayın oluşu ve tüm deliller değerlendirilerek sanığın eyleminin katılanın görevinden kaynaklı olduğunun kabul edilmesi karşısında; takdire ilişkin konular, olağanüstü kanun yolu olan Kanun yararına bozma yoluyla denetlenemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğname’deki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.11.2023 tarihinde karar verildi.