YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/14577
KARAR NO : 2023/24045
KARAR TARİHİ : 14.11.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/740 Esas, 2022//155 Karar
SUÇ : Hakaret
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Sanık hakkında Yerel Mahkeme kararı ile hakaret suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası, dördüncü maddesi, 62 inci maddesi uyarınca 1.740 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş söz konusu kararın itiraz üzerine 26.12.2016 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle mahkemesine ihbarda bulunulduğu, ihbar üzerine Yerel Mahkemece hükmün aynen açıklanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.09.2023 tarih ve 94660652-105-22-12994-2023-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 06.10.2023 tarihli ve KYB-2023/103405 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.10.2023 tarihli ve KYB-2023/103405 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
” 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesinde yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki hüküm nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, somut olayda, sanık hakkında verilen Edirne 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.11.2016 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 26.12.2016 tarihinde kesinleştiği ve 5 yıllık denetim süresinin bu tarihte başladığı anlaşılmakla, sanığın denetim süresinde işlediği ihbar edilen İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.01.2020 tarih 2019/619 esas 2020/39 sayılı kararına konu eylem ile ilgili olarak suç tarihinin 24.05.2017 olarak karar başlığında belirtildiği, bu karara yönelik yapılan istinaf incelemesi sonucunda verilen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 04.03.2021 tarih ve 2020/474 esas 2021/249 sayılı bozma ilamında istinaf incelemesine konu eylemin suç tarihinin 04.06.2013 olduğu halde 24.05.2017 tarihi olarak belirtildiği anlaşıldığından; kanun yararına bozma konusu suç tarihinden önce işlendiği anlaşılan eylem sebebiyle verilen mahkumiyet hükümünün 26.12.2016 tarihinde kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik denetim süresi içinde işlenmediği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün açıklanarak mahkumiyet kararı verilmesinde, isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde düzenlenen “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanabilmesi için öncelikle,
– Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezasından ibaret olması,
– Suçun CMK’nın 231. maddesinin 14. fıkrasında yazılı suçlardan olmaması,
– Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
– Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazının bulunmaması,
Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesine ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Anılan bu objektif koşulların gerçekleşmesi ile birlikte ayrıca “Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılmasına” ilişkin takdire dayalı subjektif koşulun da gerçekleşmesi halinde “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesinin uygulanması olanağı bulunmaktadır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 16.02.2010 tarih ve 4/253-28 sayılı kararında da belirtildiği üzere, sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünün hukuki bir sonuç doğurmamasını ifade eden ve doğurduğu sonuçlar itibariyle karma bir özelliğe sahip bulunan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumu, denetim süresi içinde kasten yeni bir suçun işlenmemesi ve yükümlülüklere uygun davranılması halinde, geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesi uyarınca düşürülmesi sonucunu doğurduğundan, bu niteliğiyle sanık ile devlet arasındaki cezai nitelikteki ilişkiyi sona erdiren düşme nedenlerinden birisini oluşturmaktadır. Koşullu bir düşme nedeni oluşturan “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” müessesesi, objektif koşulların (mahkûmiyet, suç niteliği ve ceza miktarı, daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmama, sanığın kabulü, zararın giderilmesi) varlığı halinde mahkemece, diğer kişiselleştirme hükümlerinden önce ve re’sen değerlendirilerek, uygulanması yönünde kanaate ulaşıldığı takdirde, hiçbir isteme bağlı olmaksızın öncelikle uygulanmalıdır.
Ayrıca, 5271 sayılı Kanun’un “hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması” başlığını taşıyan 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasında; “Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. (Ek cümle: 18/06/2014-6545 S.K./72. md) Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. …” hükmü yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen kanuni düzenlemeye göre; hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık, 5 yıl süreyle denetime tabi tutulacak ve bu süre içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi halinde yapılacak yargılamada mahkumiyetine karar verildiği takdirde bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyecektir.
İnceleme konusu somut olayda; sanığın denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediği gerekçesiyle hükmün açıklanmasına karar verildiği görülmektedir. Ancak denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlendiği ihbarında bulunan İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/619 Esas ve 2020/39 Karar sayılı dosyasının incelenmesinde, suç tarihinin 04.06.2013 olduğunun görüldüğü, incelemeye konu dosyadaki denetim süresinin başlangıcının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleştiği 26.12.2016 tarihi olduğu, dolayısıyla ihbara konu suçun, denetim süresi henüz başlamadan gerçekleştiği gözetilmeden, hükmün açıklanması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Yerel Mahkeme kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin mahallinde tamamlanmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
14.11.2023 tarihinde karar verildi.