Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2023/1464 E. 2023/18113 K. 09.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1464
KARAR NO : 2023/18113
KARAR TARİHİ : 09.05.2023

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, kasten yaralama

Kasten yaralama ve hakaret suçlarından sanıklar … ve … haklarında, kasten yaralama suçundan ise sanık … hakkında basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, adı geçen sanıkların kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca haklarında verilen hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına; hakaret suçundan sanık …’in 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,

hakaret suçundan sanık …’in ise beraatine dair … 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2020 tarihli ve 2020/246 Esas ve 2020/313 Karar sayılı kararına karşı şikayetçi vekili tarafından yapılan itiraz üzerine anılan Mahkemece, müştekinin katılan sıfatı olmadığından kanun yoluna başvuru hakkı bulunmadığından bahisle 5271 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca itirazın değerlendirilmesi için merciye gönderilmesi üzerine yapılan inceleme sonunda, sanıklar hakkındaki mahkumiyet hükümleri yönünden itirazın reddine, sanık … hakkındaki beraat kararının istinafa tabi olduğu gerekçesiyle bu yönden itiraz hususunda karar verilmesine yer olmadığına ilişkin … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.01.2021 tarihli ve 2020/1435 Değişik İş sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarih ve KYB-2023/3800 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin;
… Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen 21/04/2020 tarihli ve 2019/14928 soruşturma, 2020/4116 esas, 2020/3089 sayılı İddianamenin, … 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/06/2020 tarihli ve 2020/157 iddianame değerlendirme sayılı kararı ile kabul edildiği, anılan Mahkemenin 12/06/2020 tarihli tensip zaptında yargılamanın basit yargılama usulüne göre yapılmasına karar verilerek, taraflara beyanlarını yazılı olarak 15 gün içerisinde bildirmeleri, bu süre sonunda duruşma yapılmaksızın karar verilebileceği, sanıktan şikayetçi olup olmadığı, davaya katılmayı isteyip istemediği hususlarının beyanları ile birlikte mahkemeye bildirilmesinin ihtar olunmasına karar verildiği, müşteki vekilince her ne kadar açıkça katılma talebinde bulunulmamış ise de, 5271 sayılı Kanun’un “Kanun yollarına başvurma hakkı” başlıklı 260/1. maddesinde yer alan, “Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.” şeklindeki düzenleme karşısında, müştekinin karara itiraz hakkı bulunduğu değerlendirilerek yapılan incelemede;
Dosya kapsamına göre, … 7. Asliye Ceza Mahkemesince sanıklar hakkında açılan davanın basit yargılama usulüne tabi olarak yürütüldüğü, sanıklar …, … ve … hakkında verilen hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına ve müşteki sanık …’in beraatine ilişkin kararlara, müşteki vekilinin süresinde itiraz ettiğinin anlaşıldığı, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 252/2. maddesinde yer alan ”İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223 üncü madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır. Duruşmadan önce itirazdan vazgeçilmesi hâlinde duruşma yapılmaz ve itiraz edilmemiş sayılır.” şeklindeki düzenleme karşısında, hükmü veren Mahkeme tarafından itiraz üzerine duruşma açılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden, itirazın kabulü ile genel hükümler uyarınca yargılama yapmak üzere dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
Sanıklar …, … ve … hakkında açılan kamu davalarında, yargılamanın basit yargılama usulüne göre yapılmasına mahkemece karar verildiği, bu hususta şikayetçi …’e “Mahkemece 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesi uyarınca Basit Yargılama Usulünün uygulanmasına karar verilmiş olup; iddianamenin tebliğden itibaren 15 gün içinde yazılı olarak şikayet ve beyanda bulunma hakkınız bulunmaktadır. 15 gün içinde yazılı olarak beyanda bulunmadığınız takdirde beyanda bulunmaktan vazgeçmiş sayılacaksınız. Şikayetçi olmak istediğiniz takdirde 5271 sayılı Kanun’un 234 üncü maddesi gereğince kamu davasına katılmak isteyip istemediğiniz hakkında açıkça beyanda bulunmanız gerekmektedir. 15 günlük sürenin sonunda mahkemece duruşma yapılmaksızın hüküm verilecektir. Verilen hükme 5271 sayılı Kanun’un 252 nci maddesi uyarınca 7 gün içerisinde itiraz etme hakkınız bulunmaktadır. İtiraz halinde duruşma açılarak genel hükümlere göre yargılamaya devam olunacaktır.” Şeklinde şerhi içeren davetiyenin usule uygun tebliğ edildiği, şikayetçi veya vekilince süresinde katılma talebinde veya herhangi bir beyanda bulunulmadığı, ancak şikayetçi … vekilinin süresinde karara itiraz ettiği, mahkemesince katılan sıfatı bulunmayan şikayetçi … vekilinin kanun yoluna başvuru hakkı bulunmadığından dosyanın 5271 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin altıncı fıkrası ve 268 inci maddenin ikinci fıkrası uyarınca itirazı incelemeye yetkili olan mercie gönderildiği, mercii tarafından sanıklar …, … ve … hakkında kasten yaralama, sanık … hakkında hakaret suçlarından kurulan hükümler yönelik itirazın reddine, sanık … hakkında hakaret suçundan verilen beraat kararının istinaf kanun yoluna tabi olduğundan bu itiraz hususunda karar vermeye yer olmadığına karar verilmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinde; Mağdur, suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişiler ile malen sorumlu olanlar, ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabilirler.
(2) Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamaz. Ancak, ilk derece mahkemesinde ileri sürülüp reddolunan veya karara bağlanmayan katılma istekleri, kanun yolu başvurusunda açıkça belirtilmişse incelenip karara bağlanır. şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrasında; 251 inci madde uyarınca verilen hükümlere karşı itiraz edilebileceği belirtilmiştir.
Yukarıda belirtilen bilgilere göre, 5237 sayılı Kanun’un 237 nci maddesinin birinci fıkrasına göre şikayetçinin, kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar davaya katılabilecek olması ve hüküm verilmeden önce şikayetçi … vekilinin mazeret dilekçesi vermiş olması karşısında, davaya katılma ve hükme itiraz etme hakkı bulunduğu, ayrıca sanık … hakkında basit yargılama usulü uygulanarak verilen beraat kararının da itiraz kanun yoluna tabi olduğu, itirazın kabulü ile genel hükümler uyarınca yargılama yapılmak üzere mahkemesine dosyanın iadesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi, Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08.01.2021 tarihli ve 2020/1435 değişik iş sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca, oy çokluğuyla KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2023 tarihinde karar verildi.

(Muhalif) (Muhalif)

Karşı Oy
Müşteki sanıklar …, …, … ve … hakkında müştekisi … olan 27/01/2019 tarihinde meydana gelen hakaret ve basit yaralama suçlarından … 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/10/2020 tarihli ve 2020/246313 E. K. sayılı Kararıyla, basit yargılama usulü uygulanmak suretiyle;
• Müşteki sanık …’in hakaret suçundan açılan kamu davasında 5271 sayılı Kanunun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi gereğince beraatine,
• Müşteki sanık …’in …’e yönelik kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci ve 52 nci maddesinin ikinci fıkraları gereğince neticeten 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
• Müşteki sanık …’in …’e yönelik kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci ve 52 nci maddesinin ikinci fıkraları gereğince neticeten 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
• Müşteki sanık …’in …’e yönelik kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci ve 52 nci maddesinin ikinci fıkraları gereğince neticeten 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
• Müşteki sanık …’in …’e yönelik hakaret suçundan 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci ve 52 nci maddesinin ikinci fıkraları gereğince neticeten 1.100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
• Müşteki sanık …in …’e yönelik kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci ve 52 nci maddesinin ikinci fıkraları gereğince neticeten 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına,
Karar verilmiştir.
Karara karşı müşteki sanık … vekili tarafından itiraz edilmiş olup, itiraz üzerine … 7. Asliye Ceza Mahkemesince … hakkında mahkûmiyet hükmü yönünden yeniden esasa kaydına, müşteki sıfatıyla verilen kararlar yönünden ise kendisine bildirilen süre içinde katılma talebinde bulunmadığından 5271 sayılı Kanun’un 252 nci maddesinin altıncı fıkrası ve aynı Kanun’un 268 inci maddeleri gereğince dosyanın merciine gönderilmesine karar verilmiştir.
Söz konusu kanun yolu başvurusu üzerine … 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/01/2021 tarihli ve 2020/1435 D. İş sayılı Kararıyla;
• … 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/246-313 E.K sayılı Kararında müşteki sanıklar … ve …’in kasten yaralama, müşteki sanık …’in ise kasten yaralama ve hakaret suçlarından seri muhakeme usulü hükümlerine göre sonuçlandırılması yönündeki itiraz olunan kararda yasaya aykırı bir yön bulunmadığından reddine,
• Mahkemenin müşteki sanık … hakkında hakaret suçundan verdiği beraat kararının ise istinaf kanun yoluna tabi olduğu gerekçesiyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Karar verilmiştir.
… 3. Ağır Ceza Mahkemesinin kararının kesin olması sebebiyle 5271 sayılı Kanun’un 237 nci maddesi gereğince hüküm verilinceye kadar davaya katılmak mümkün olduğundan talebin kabulü yerine reddi kararının yerinde olmadığı düşüncesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına vaki kanun yararına bozma talebi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 09/05/2023 tarihli ve 2023/1464-18113 E.K sayılı Kararıyla istem gibi karar verilmiştir.
Yüksek Dairenin bozma görüşüne 5271 sayılı Kanun’un 7188 sayılı Kanunla değişik 251 inci maddesinin ikinci fıkrasındaki süre geçtiği için iştirak edilememiştir.
Bilindiği üzere 5271 sayılı Kanunla tek bir yargılama usulü benimsenmişken söz konusu değişiklikle kimi suçlar bakımından alternatif yargılama usulleri benimsenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrasına göre asliye ceza mahkemesinin görevi alanına giren ve adli para cezasını yahut üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilmesi öngörülmüştür.
Aynı Kanun’un 252 nci maddesiyle de söz konusu yargılama usulüne ilişkin kanun yolu muhakemesi düzenlenmiştir.
251 inci maddenin ikinci fıkrasında “basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verildiği takdirde mahkemece iddianame; sanık, mağdur ve şikâyetçiye tebliğ edilerek, beyan ve savunmalarını on beş gün içinde yazılı olarak bildirmeleri istenir. Tebligatta duruşma yapılmaksızın hüküm verilebileceği hususu da belirtilir.” hükümlerine yer verilmiş olup, bu yargılama usulü bakımından söz konusu onbeş günlük süre hak düşürücü süre olarak belirlenmiştir. Nitekim, basit yargılama usulünün getiriliş amacı söz konusu değişikliğin yapıldığı Kanun’un gerekçesinde de belirtildiği üzere niteliği itibarıyla daha ağır suçlara daha fazla emek mesai ayrılmasını sağlamak amacıyla basit suçlar bakımından daha sade bir prosedür uygulanarak yargının hızlandırılması, yargıdaki iş yükünün azaltılması ve kaynakların verimli kullanılması hedeflendiği ifade edilmiştir.
Bu hedefin bir sonucu olarak suçtan zarar gören veya mağdura basit yargılama usulü uygulanacağına ilişkin yöntemince tebligat yapılması ve Kanunda öngörülen on beş günlük süre içinde herhangi bir beyanda yahut katılma talebinde bulunulmaması halinde, ilgilinin bu yargılama usulü gereği dosyaya katılan olması söz konusu olmayacaktır. Basit yargılama usulü için bu kısıtlayıcı süre öngörülmüşken genel yargılama usulü içinde yer alan 5271 sayılı Kanun’un 237 ve devamı maddelere dayanılarak hüküm verilinceye kadar katılma talebinin kabulü yoluna gitmek söz konusu yargılama usulünün getirilmesi amacıyla da bağdaşmamaktadır.
Yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle sayın çoğunluğun kanun yararına bozma talebinin kabulü yönündeki görüşüne iştirak edilememiştir.