Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2023/1470 E. 2023/18039 K. 08.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/1470
KARAR NO : 2023/18039
KARAR TARİHİ : 08.05.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, tehdit

Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkeme kararı ile sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından cezalandırılmasına karar verilerek hükümlerin 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararların itiraz edilmeden 02.11.2020 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 10.01.2023 tarih ve 94660652-105-08-13398-2022 Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2023 tarihli ve KYB-2023/1470 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarihli ve KYB-2023/6320 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.04.2018 tarihli ve 2014/15-487 esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz ve istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede;
… Asliye Ceza Mahkemesinin 17.09.2020 tarihli kararı ile sanığın müşteki polis memurlarına ve Cumhuriyet Savcısına yönelik hakaret eylemlerinden dolayı kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçundan iki kez; müşteki polis memurlarına tehdit suçundan da bir kez mahkumiyetine, görevi yaptırmamak için direnme suçundan ise beraatine karar verildiği, anılan beraat kararının Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 19.02.2021 tarihli ve 2021/207 esas, 2021/305 sayılı bozma kararında da belirtildiği üzere,
Dosya kapsamına göre,
1- Tehdit ve hakaret suçlarından kurulan tüm hükümlere yönelik yapılan incelemede,
Sanığın soruşturma aşamasında … Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan 19.08.2019 tarihli beyanında ve Mahkemesindeki savunmasında psikolojik rahatsızlığı olduğunu ve ilaç kullandığını beyan etmesi karşısında işlediği fiille ilgili olarak 5237 sayılı Kanun’un 32 nici maddesi uyarınca, “akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığı” konusunda yönteme uygun sağlık kurulu raporu alınarak, rapor doğrultusunda gerekiyorsa zorunlu müdafi atanarak, sonucuna göre hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde
2- Kabule göre de;
a- Sanık hakkında müşteki polis memurlarına yönelik tehdit suçundan hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun’un 106/1-1. cümlesi yerine 125/1 inci maddesinin yazılmasının maddi hata temelli yazım hatası olduğu ve mahallinde düzeltilebileceği gözetilerek yapılan incelemede,
Somut olayda, sanığın gözaltı kararı üzerine rapor için doktora götürüldüğü sırada müşteki polis memurlarına “Sizi vuracağım.” şeklinde tehditte bulunduğu, nitekim bu hususun mahkemenin de kabulünde olduğu, buna göre sanığın söylediği sözlerin görevli polislerin görevlerini yaptıkları sırada onlara yönelik tehdit niteliğinde olması nedeniyle anılan Kanun’un 265/1 inci maddesinde düzenlenen görevli memura görevinden dolayı direnme suçunu oluşturduğu nazara alındığında, sanığın bahse konu sözleri nedeniyle olayda uygulama yeri bulunmayan aynı Kanun’un 106/1-1.cümlesi gereğince tehdit suçundan hüküm kurulamayacağının gözetilmemesinde,
b- İddianamede sanık hakkında müşteki polis memurlarına tehdit ve görevinden dolayı hakaret suçlarına ilişkin olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 43 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin istemde bulunulmadığı nazara alınarak, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 226 ncı maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden anılan madde uygulanarak savunma hakkının kısıtlanmasında, isabet görülmemiştir.
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.04.2012 gün ve 10/438-141 sayılı kararında belirtildiği üzere, öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı Kanun’un 309 ve 310 uncu maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında hakaret ve tehdit suçlarından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği ve kararların itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır. Sanığın işlediği fiille ilgili olarak 5237 sayılı Kanun’un 32 inci maddesi uyarınca yöntemince rapor alınması, sanığın kullandığı tehdit sözlerinin görevi yaptırmamak için direnme suçunun unsuru olduğu, hakaret ve tehdit suçlarından ek savunma hakkı verilmeden 43 üncü maddesinin uygulanmasına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının, açıklanması geri bırakılan hükümlerin açıklanarak yeni mahkumiyet hükümleri kurulması sonrasında olağan kanun yoluna tabi olarak incelenmesi mümkün olduğu nazara alınarak, bu kararlar aleyhine kanun yararına bozma yoluna başvurulamayacağından, kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
08.05.2023 tarihinde karar verildi.