YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/267
KARAR NO : 2023/15720
KARAR TARİHİ : 07.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hakaret, cinsel taciz
Cinsel taciz ve hakaret suçlarından suça sürüklenen çocuk …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 105 inci maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 125 inci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 1.200,00 TL ve 1.480,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair … Sulh Ceza Mahkemesinin 13.06.2014 tarihli ve 2014/112 Esas, 2014/129 Karar sayılı kararının … Asliye Ceza Mahkemesinin 24.07.2014 tarihli ve 2014/111 değişik iş sayılı itirazın reddi kararı ile kesinleşmesini müteakip, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde 01.08.2014 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine hükmün açıklanmasına, suça sürüklenen çocuk …’ın, 5237 sayılı Kanun’un 105 inci maddelerinin birinci fıkrası, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, aynı Kanun’un 125 inci ve 43 üncü maddelerinin birinci fıkraları ile 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 1.200,00 TL ve 1.480,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, ilişkin … Asliye Ceza Mahkemesinin 18.06.2020 tarihli ve 2020/67 Esas, 2020/111 Karar sayılı kararının, Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.01.2023 gün ve 2022/141858 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, suç tarihinin 19.02.2014 olduğu, bu tarih itibarıyla suça sürüklenen çocuğun 15-18 yaş grubu aralığında bulunduğu, suça sürüklenen çocuğun 10.06.2014 tarihinde savunmasının alındığı, hakkında verilen 13.06.2014 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 24.07.2014 tarihinde kesinleştiği, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde 01.08.2014 tarihinde yeniden suç işlediği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 24.07.2014 tarihi ile denetim süresi içerisinde yeniden suç işlediği 01.08.2014 tarihi arasında dava zamanaşımı süresinin 5271 sayılı Kanun’un 231/8-son cümlesi gereğince duracağı, 5237 sayılı Kanun’un 66/2, 66/1-e maddeleri uyarınca dava zamanaşımının 5 yıl 4 ay olup, anılan Kanun’un 66/2, 66/1-e ve 67/4 üncü maddeleri gereğince olağanüstü dava zamanaşımı süresinin ise 7 yıl 12 ay olduğu dikkate alındığında, suça sürüklenen çocuğun sorgusunun yapıldığı tarih ile hükmün açıklandığı tarih arasında zamanaşımını kesen başkaca bir sebep bulunmadığı, bu haliyle zamanaşımının durduğu, 24.07.2014 ile 01.08.2014 tarihleri arasındaki 8 günlük sürenin, suça sürüklenen çocuğun sorgusunun yapıldığı 10.06.2014 tarihi ile hükmün açıklandığı tarihe kadar geçen süreden mahsup edilmesi sonucu kalan sürede, 5 yıl 4 aylık olağan dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu gözetilmeden, suça sürüklenen çocuk hakkında düşme kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Suç tarihinde yürürlükte bulunan ve zamanaşımı açısından sanık hakkında uygulanması gereken 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesi;
“(1) Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi beş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda on beş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da on beş yaşını doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; on beş yaşını doldurmuş olup da on sekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.
(4)Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./8.mad) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs hâlinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi hâlinde dava zamanaşımı uygulanmaz.” şeklinde,
Anılan Kanun’un 67 nci maddesi;
“(1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur.
(2) Bir suçla ilgili olarak;
a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi,
b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi,
c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi,
d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi,
halinde, dava zamanaşımı kesilir.
(3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar.
(4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.” biçiminde düzenlenmiştir.
Görüleceği gibi 5237 sayılı Kanun’da bütün suçlar bakımından kesme nedenleri ortak olarak düzenlenmiştir. Anılan Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasında , suçla ilgili olarak şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, iddianame düzenlenmesi, sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi halinde dava zamanaşımının kesileceği kabul edilmiştir.
Dava zamanaşımının durması ise, Kanunda açıkça sayılan bazı hallerde soruşturma veya kamu davasının yürütülememesinden dolayı, bu halin ortaya çıkmasından, kalkması anına kadar geçen sürede zamanaşımının işlememesini ifade etmektedir. Zamanaşımını durduran nedenlerin varlığı halinde, zamanaşımı süresi en son kesen işlemden itibaren, durdurucu nedenin ortaya çıktığı ana kadar işleyecek, bu engelin kalkmasıyla duran zamanaşımı süresi kaldığı yerden işlemeye başlayacaktır. Zamanaşımı süresinin hesaplanmasında ise önceden işleyen süre ile sonradan işleyen süreler birbirine eklenmek suretiyle zamanaşımı süresi belirlenecektir.
Anayasanın 38 inci maddesinde dava zamanaşımının kanunilik ilkesi kapsamında olduğu benimsenmiş olup dava zamanaşımını durduran veya kesen nedenlerin kanunda açıkça gösterilmesi gerekir, bu nedenlerin yorum veya kıyas yoluyla genişletilmesi mümkün değildir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 07.03.2017 tarihli ve 2015/8-268 Esas ve 2017/124 Karar sayılı, 17.01.2017 tarihli ve 2015/15-536 Esas ve 2017/14 Karar sayılı, 01.03.2016 tarihli ve 2015/3-599 Esas ve 2016/99 Karar sayılı kararlarında ayrıntıları açıklandığı üzere; hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi durumunda dava zamanaşımı, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarihte durmaya başlayıp, denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranılması halinde yeni suç işlendiği veya denetimli serbestlik tedbiri yükümlülüklerine aykırı davranıldığı tarihte yeniden işlemeye başlayacaktır.
Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; 15-18 yaş grubu aralığında bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen hakaret ve 105 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cinsel taciz suçlarından iddianame düzenlendiği, 10.06.2014 tarihinde savunması alınıp hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu kararın 24.07.2014 tarihinde kesinleştiği, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde 01.08.2014 tarihinde hırsızlık suçunu işlemesinden dolayı ihbar üzerine hükümlerin 18.06.2020 tarihinde açıklandığı anlaşılmıştır.
7 günlük durma süresi göz önüne alındığında, yargılama sürecinde olağan dava zamanaşımı süresi olan 5 yıl 4 aylık zamanaşımı süresinin dolmasıyla 5237 sayılı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, ikinci fıkrası, 67 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçlardan kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükümleri kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. … Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.06.2020 tarihli ve 2020/67 Esas, 2020/111 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. Bozma nedenine göre karardaki hukuka aykırılığın, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca Yargıtay tarafından düzeltilmesi gerektiğinden; suça sürüklenen çocuk … hakkında, hakaret ve cinsel taciz suçlarından açılan kamu davalarının, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca DÜŞMESİNE, suça sürüklenen çocuk hakkında açılan kamu davalarının düşmesi nedeniyle bu suçlar için yapılan yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.03.2023 tarihinde karar verildi.