YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/478
KARAR NO : 2023/18159
KARAR TARİHİ : 09.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hakaret
Sanık müdafinin 10.10.2016 tarihli dilekçesinin temyiz talebi niteliğinde olmadığı anlaşılmıştır.
Sanığın temyizi üzerine hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında hakaret suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve dördüncü fıkrası, 129 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 5 ay 25 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 51 inci maddesi uyarınca da cezanın ertelenmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, kararın usul ve Kanun’a aykırı olduğu, bu nedenle bozulması gerektiği talebine vesaire ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın olay tarihinde akrabası olan tanık G.K.’yi tedavi için hastanede doktor olarak görev yapan katılana götürdüğü, tedavi ve muayene sebebiyle taraflar arasında tartışma çıktığı, sanığın katılana yönelik ”Sen bizimle dalga mı geçiyorsun, kafamı buluyorsun, işini yapacaksan yap yapmayacaksan s**tir ol git geri zekalı mal herif.” şeklinde sözler söylediği iddiası ile açılan davada, Mahkemece sanığın eylemi sabit görülerek cezalandırılmasına karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Müdafinin Temyiz Talebi İçermeyen Dilekçesi Yönünden
Sanık müdafinin 10.10.2016 tarihli dilekçesinin temyiz talebi niteliğinde olmadığı anlaşılmıştır.
B. Sanığın Temyizi Yönünden
Katılanın ve katılanın beyanını doğrulayan tanığın anlatımları ile sanığın savunması karşısında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup sanığın bozma sebebi dışındaki temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.
Ancak,
1. 5237 sayılı Kanun’un 125 inci maddesinin dördüncü fıkrasında ağırlaştırıcı neden olarak öngörülen aleniyetin oluşabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli olmayıp, hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık olan yerlerde işlenmesinin gerekmesi karşısında, suçun polikliniğin neresinde gerçekleştirildiği tespit edilip, aleniyet öğesinin ne şekilde oluştuğu tartışılıp açıklanmadan, eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle verilen cezanın anılan Kanun maddesi gereğince artırılması,
2. (1) numaralı bozma nedenine uyularak yapılan değerlendirme sonucunda aleniyet öğesinin oluşmadığının kabulü halinde ise;
17.10.2019 gün ve 7188 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, 5271 sayılı Kanun’a 7188 sayılı Kanun’la eklenen geçici 5 inci maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararıyla “basit yargılama usulü” yönünden Anayasa’nın 38 inci maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve 5271 sayılı Kanun’un 251 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamına giren suç yönünden; Anayasa’nın 38 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 7 ve 5271 sayılı Kanun’un 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılmasında zorunluluk bulunması,
3. Suç tarihinin 21.07.2014 olmasına karşın, gerekçeli karar başlığında 07.07.2014 olarak gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 232 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendine aykırı davranılması,
4. Sanık hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanırken hükmün gerekçe kısmında 5237 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesinin, hüküm kısmında ise 129 uncu maddesinin birinci fıkrasının uygulanması suretiyle karışıklığa yol açılması,
Nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Müdafinin Temyiz Talebi İçermeyen Dilekçesi Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz talebi içermeyen dilekçesi nedeniyle esası incelenmeyen dava dosyasının, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle Mahkemesine iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
B. Sanığın Temyizi Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
09.05.2023 tarihinde karar verildi.