YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/7125
KARAR NO : 2023/20120
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/2184 E., 2023/21 K.
SUÇLAR : Fuhuş, insan ticareti
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine,
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, düzeltilerek onama
Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle; temyiz edenlerin sıfatı, başvuruların süresi, kararların niteliği ile temyiz sebeplerine göre, sanıklar … ile … müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine karar verilmekle, dosya görüşüldü:
A. Sanık … Hakkında Fuhuş Suçundan Verilen Hükümler Yönünden
5271 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge adliye mahkemesi kararları ile ilgili olarak istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz edilmesinin mümkün olmaması ve atılı suçların 7188 sayılı Kanun’un 29 uncu maddesi ile 5271 sayılı Kanun’a eklenen 286 ncı maddenin üçüncü fıkrasında yer alan temyiz edilebilecek suçlar arasında düzenlenmemesi karşısında; Bölge adliye mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararlarının kesin nitelikte olduğu anlaşıldığından, Tebliğname’ye uygun olarak, sanık müdafii ile katılan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı vekilinin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesi uyarınca TEMYİZ İSTEMLERİNİN REDDİNE,
B. Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, … ile … Hakkında Fuhuş Suçundan Kurulan Hükümler Yönünden
Hükmolunan cezanın miktar ve türü gözetildiğinde, 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, ilk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz edilmeleri mümkün olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen temyiz istemlerinin reddine ilişkin 19.01.2023, 23.01.2023, 24.01.2023, 27.01.2023, 02.02.2023 ile 03.02.2023 tarihli ve 2022/2184 Esas 2023/21 sayılı ek kararlarda bir isabetsizlik görülmediğinden, bu kararlara yönelik sanıklar müdafilerinin, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği Tebliğname’ye uygun olarak TEMYİZ İSTEMLERİNİN REDDİ İLE EK KARARLARIN ONANMASINA,
C. Sanıklar … ile … Hakkında İnsan Ticareti Suçundan Verilen Beraat ve Mahkûmiyet Hükümleri ile … ile … Hakkında İnsan Ticareti Suçundan verilen Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden
Temyiz isteklerinin reddi nedenleri bulunmadığından 5271 sayılı Kanun’un 288 ve 294 üncü maddeleri kapsamında sanıklar müdafileri ve katılan vekilinin belirttiği hukuka aykırılık nedenleri ile anılan Kanun’un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve maddi ceza hukukuna ilişkin sair yönlerden yapılan değerlendirmede:
Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz isteğinin; sanıklar … hakkında mağdur …’e yönelik, … hakkında ise mağdurlar …, …, … ile …’e yönelik insan ticareti suçundan verilen beraat hükümlerinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, bütün delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda atılı suçların işlenmiş olduğununun sabit olduğuna, delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne, sanıklar hakkında insan ticareti suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinde ise eksik ceza tayin edildiğine, sanıklar hakkında üst hadden ceza uygulanıp takdiri indirimin uygulanmamasına, ayrıca kanundan kaynaklı katılım sağlayan katılan Kurum vekili lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin anayasal eşitlik ilkesi ile usul ve yasaya aykırı olduğuna,
Sanık … müdafiinin temyiz isteğinin; müvekkiline atılı insan ticareti suçunun oluşmadığına, müvekkilinin bir kısım mağdurlarla doğu illerine turistik amaçla gittiklerine, mağdurların beyanlarında da bu hususların belirtildiğine, müvekkilinin mağdurları fuhuş amaçlı bir yerden bir yere götürmediğine, zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmasının gerektiğine, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı hükümlerin bozulmasına ve müvekkilinin beraatine karar verilmesi talebine yönelik olduğu,
Sanık … müdafiinin temyiz isteğinin, müvekkili hakkında aynı fiillerden dolayı birden fazla suçtan ceza verildiğine, müvekkilinin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 44 üncü maddesi uyarınca en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılması gerektiğinin gözetilmemesine, insan ticareti suçunun unsurlarının oluşmadığına, müvekkilinin atılı suçlamaya yönelik hiçbir eyleminin bulunmadığına, usule aykırı olarak elde edilen dinleme kayıtları (tape) dışında hiçbir delilin bulunmadığına, bunların ise hükme esas alınamayacağına, hata hükümlerinin değerlendirilmediğine, şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı davranıldığına, bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı kararların bozulması talebine yönelik olduğu,
Sanık … müdafiinin temyiz isteğinin, verilen hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı davranıldığına, mağdurun bu yönde hiçbir beyanının bulunmadığına, atılı insan ticareti suçunun yasal unsurlarının oluşmadığına, tüm dosya kapsamına göre soyut gerekçe ve varsayımlara dayanarak mahkûmiyet hükmünün kurulamayacağına, bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı kararın bozulması ve beraat kararı verilmesine yönelik olduğu,
Sanık … müdafilerinin temyiz isteğinin ise, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, müvekkilinin savunmasının esas alınarak dosya kapsamına göre müvekkilinin beraatine karar verilmesi gerektiğine, zamanaşımı süresinin gerçekleştiğine, koşulları oluşmadığı halde atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelik olduğu,
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, Anayasa’nın 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği yönündeki Tebliğname’deki görüşe iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
Türk Ceza Kanunu’nun 80 inci maddesinde düzenlenen insan ticareti suçunun oluşabilmesi için failin mağdura yönelik olarak “Zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak” maksadıyla “tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliğinden yararlanarak rızasını elde etmek” biçiminde bir harekette bulunması ve bu hareketleri yaparken veya yaptıktan sonra mağduru ülkeye sokması, ülke dışına çıkarması, tedarik etmesi, kaçırması, bir yerden başka bir yere götürmesi, sevk etmesi veya barındırması gerekmektedir. Suçun oluşması için hem araç hareketlerden, hem de amaç hareketlerden en az birisinin bir arada bulunması gereklidir. Araç hareketler, asıl veya amaç hareketlerden önce veya en geç bu hareketlerle eş zamanlı olarak yapılmalıdır. Böylece öncelikle araç hareketler ile mağdurun iradesi kırılmalı ve görünüşte rızası elde edilmeli daha sonra da bu husustan yararlanarak suçu oluşturan asıl amaç hareketler gerçekleştirilmelidir.
Bu durumun tek istisnası, 5237 sayılı Kanun’un 80 inci maddesinin üçüncü fıkrası “on sekiz yaşını doldurmamış olanların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hâllerinde suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verileceği” yönündeki düzenlemedir.
Bu açıklamalar ışığında, sanıkların suç tarihi itibariyle henüz 18 yaşını bitirmeyen ve bu sebeple çocuk sayılan mağdurları fuhuş yaptırmak amacıyla tedarik etmeleri, bir yerden diğer bir yere götürmeleri, sevk etmeleri veya barındırmaları karşısında, suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da anılan Kanun’un 80 inci maddesinin birinci fıkrasındaki düzenleme gereğince atılı insan ticareti suçunun da oluştuğu,
1. Sanıklar …, …, … ile …’a yükletilen insan ticareti eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu ögelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanun’a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
2. Sanıklar … hakkında mağdurlar … … ile …’e, … hakkında ise mağdur …’e yönelik insan ticareti suçundan verilen beraat hükümlerinde, sanıkların 18 yaşından büyük olan mağdurlara yönelik eylemlerinde, 5237 sayılı Kanun’un 80 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliğinden yararlanarak rızasını elde etmek” şeklindeki araç fiillerin oluşmadığı anlaşıldığından, insan ticareti suçundan verilen beraat kararlarının da usul ve yasaya uygun olduğu,
Hükümlerde bozmayı gerektirecek bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesi’nin 05.01.2023 tarih 2022/2184 Esas, 2023/21 sayılı hükmünün tüm dosya kapsamına göre hukuka uygun olduğu anlaşıldığından; sanıklar …, …, … ve … müdafileri ile katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
3. Sanık … Hakkında Mağdurlar … ile …’a Yönelik İnsan Ticareti Suçundan Kurulan Beraat Hükümlerinin İncelenmesinde İse,
Mağdurelerin yaşı konusunda, dosyadaki grafilerin eklenmesi suretiyle tam teşekküllü bir hastaneden içinde radyoloji uzmanının da bulunduğu sağlık kurulundan rapor alınması, duraksama halinde Adli Tıp Kurumundan görüş alınarak suç tarihindeki gerçek yaşlarının bilimsel olarak saptanmasından sonra, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, içerisinde radyoloji uzmanının bulunmadığı heyet raporuna dayanılarak eksik araştırma ile yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kanuna aykırı ve katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, Tebliğname’ye aykırı olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi gereğince dosyanın Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesine gönderilmesine, 20.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.