YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/7719
KARAR NO : 2023/19467
KARAR TARİHİ : 06.06.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2022/495 Değişik iş
SUÇ : Hakaret
KARAR : İtirazın kabulü
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Kamu görevlisine karşı görevinden dolayı hakaret suçundan sanık …’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 125 inci maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrası ve aynı maddenin dördüncü fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 7.080,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesinin 01.02.2022 tarihli ve 2021/737 Esas, 2022/85 Karar sayılı kararına karşı sanık müdafii tarafından yapılan itirazın kabulüne ve anılan kararın kaldırılmasına ilişkin İstanbul Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 28.04.2022 tarihli ve 2022/495 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına bozulmasının istenilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 28.04.2023 gün ve 2023/37602 sayılı Tebliğname’si ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin;
“Her ne kadar İstanbul Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesince, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 125/1 inci maddesinde düzenlenen hakaret suçuna uyduğu ve uzlaşma hükümlerine tabi olduğundan dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak itirazın kabulü ile anılan kararın kaldırılmasına dair karar verilmiş ise de;
Dosya kapsamına göre, katılanın Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı olarak görev yaptığı, 5237 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinde kamu görevlisinin, kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi olarak tanımlandığı, dolayısıyla katılanın kamu görevlisi olduğu, sanığın, … isimli sosyal medya üzerinden katılanın görevinden dolayı aldığı maaşa ilişkin açıklamasına dair paylaşım altına yaptığı yorum ile hakaret içerikli ifadeler kullandığı hususları bir bütün halinde değerlendirildiğinde, sanığın eyleminin kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret suçuna uyduğu ve bahse konu suç yönünden uzlaşma hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı gözetilmeden, itirazın reddi yerine, yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmemiştir.” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak adlandırılan kanun yararına bozma olağanüstü yasa yolunun koşulları ve sonuçları, “kanun yararına bozma” adı ile 5271 sayılı Kanun’un 309 ve 310 uncu maddelerinde düzenlenmiştir.
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca, hâkim veya mahkemece verilip istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümlerde, maddî hukuka veya yargılama hukukuna ilişkin hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini yasal nedenlerini açıklayarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirecektir. Bunun üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da hükmün veya kararın bozulması istemini içeren yazısına bu nedenleri aynen yazarak Yargıtay ceza dairesine verecek, ileri sürülen nedenlerin Yargıtayca yerinde görülmesi halinde karar veya hüküm yasa yararına bozulacak, yerinde görülmezse istem reddedilecektir.
Böylece ülke sathında uygulama birliğine ulaşılacak, hâkim ve mahkemelerce verilen cezaya ilişkin karar veya hükümlerdeki hukuka aykırılıklar ile uygulamadaki esaslı yanlışlar ve esasa etkili usul yanılgılarının, toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi sağlanacaktır.
Kanun yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle kesin hükmün otoritesinin bütünüyle zedelenmemesi amacıyla bu yola başvurabilmek için hukuka aykırılık halinin ciddi boyutlara ulaşması gerekmektedir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun 14.11.1977 gün ve 3-2 sayılı kararında da açıkça vurgulandığı üzere, bu yasa yolunun olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, her türlü hukuka aykırılık iddiası, yasa yararına bozma konusu yapılamayacak, bu kapsamda hâkimlerin takdir hakkı alanına giren ve suç işleyenler için bir hak teşkil etmeyen hususlar ile mahkemenin takdirine bağlı istekler ve uygulamadaki takdir yanılgıları veya takdirin yerinde olup olmadığının denetlenmesine ilişkin başvurular, temyiz yasa yolundan farklı olarak yasa yararına bozma konusu yapılamayacağından, bu yolla denetlenemeyecektir. (Ceza Genel Kurulunun 23.03.2010 tarih ve 2/29-56 sayılı kararı da bu doğrultudadır.)
İnceleme konusu somut olayda; sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına sanık müdafii tarafından yapılan itiraz üzerine, mercii İstanbul Anadolu 17. Ağır Ceza Mahkemesince itirazın kabulüne karar verilmesini müteakip, İstanbul Anadolu 41. Asliye Ceza Mahkemesi’nce dosyanın yeni esasa kaydedildiği ve yargılamanın devam ettiği, bu yargılamada delil takdiri yapılarak karar verileceği ve bu karara karşı temyiz/istinaf başvurusunun yapılabileceği anlaşılmakla kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği Tebliğname’deki düşünce yerinde görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi koşullarını taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na TEVDİİNE,
06.06.2023 tarihinde karar verildi.