Yargıtay Kararı 4. Ceza Dairesi 2023/997 E. 2023/19699 K. 12.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2023/997
KARAR NO : 2023/19699
KARAR TARİHİ : 12.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2012/197 E., 2015/534 K.
SUÇLAR : Dolandırıcılık, suç işlemek amacıyla örgüt kurma
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar … ve … müdafileri, sanıklar H…, …, …, …, …, …, …

Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre; sanık … hakkında 05.12.2011 tarihli eylemlerinden ötürü zamanaşımı içerisinde soruşturma ve kovuşturma yapılmasının mümkün olduğu anlaşılmakla dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, yapılan incelemede;
A. Sanıklar …, …, …, …, …, … ve …’a yükletilen suç işlemek amacıyla örgüt kurma eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanun’a uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu,
Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı,
Anlaşıldığından, Sanıklar … ve … müdafileri, sanıklar …, …, …, … ve …’ın temyiz iddiaları yerinde görülmediğinden, Tebliğname’ye uygun olarak TEMYİZ DAVASININ ESASTAN REDDİYLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
B. Sanıklar … ve … hakkında dolandırıcılık ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçlarından, …, …, …, …, …, … ve … hakkında ise dolandırıcılık suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
1. Sanık … Hakkında Verilen Hükümler Yönünden
UYAP sisteminden alınan güncel nüfus kaydına göre, sanığın 29.04.2022 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, ölümün doğruluğu kesin biçimde saptanarak, sanık hakkında açılan kamu davalarının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 64 üncü maddesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince düşmesine karar verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2. Sanıklar …, …, …, …, …, …, … Ve … Hakkında Dolandırıcılık Suçundan Verilen Hükümler Yönünden
a. Sanıklara yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçu nedeniyle, hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 ve 254 üncü maddeleri uyarınca, dolandırıcılık suçunun uzlaştırma kapsamına alınması karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 2 ve 7 nci maddeleri de gözetilip, uzlaştırma işlemleri uygulanarak sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının bu kapsamda yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b. Sanıklar …, …, …, …, …, … ve … hakkında 30.04.2012 ve 14.02.2012 tarihli, sanık … hakkında ise 14.02.2012 tarihli iddianamelerde bir kez 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin uygulanması talep edildiği halde ek savunma hakkı verilmeden aynı maddenin iki kez uygulanması suretiyle 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesinin ikinci fıkrasına aykırı davranılması,
3. Sanık … Hakkında Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 220 nci maddesinde tanımlanan “örgütün” varlığının kabul edilebilmesi için de hiyerarşik ilişki içinde olan en az üç kişiden teşekkül etmesi, örgütün yapısının sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaçlanan belirsiz sayıda suçları işlemeye elverişli bulunması, suç işlemek amacı etrafında fiili bir birleşme ile işbirliği, eylemli paylaşım anlayışı içinde hareket edilmesi ve bu amaçlar doğrultusunda gevşekte olsa hiyerarşik bir şekilde faaliyette bulunulması ve buna yönelik eylemlerin “devamlılık” göstermesi gerekir. Amaçlanan suçları işlemede kolaylık sağladığı için işlenmesi amaçlanan suçlar açısından hazırlık hareketi niteliğinde olan örgütün içinde yer alan faillerle örgüt arasında, örgütün idaresini kolaylaştıran ve örgütü ayakta tutup iş bölümü, süreklilik, disiplin gibi olguların sağlayıcısı olan hiyerarşik ilişkinin varlığının zorunlu olduğu, faillerin örgütteki konumlarına göre, yönetici veya üye olarak nitelendirilerek, örgütü sevk ve idare eden failin yönetici, örgütün amaçları doğrultusunda gevşekte olsa hiyerarşik yapısına dahil olan failin ise doğrudan örgüt üyesi olarak kabul edilmesi gerekecektir.
Somut olayda ise; sanığın savunmaları, iletişimin tespiti kayıtları, şikâyetçilerin beyanları ve tüm dosya kapsamı incelendiğinde; sanık …’in örgüt hiyerarşisi içerisinde sevk ve idare eden konumunda bulunmadığı, örgütün amaçları doğrultusunda gerçekleştirilen eylemlerin bir kısmında iştirakının olduğu ve bu haliyle suç işlemek amacıyla kurulan örgütün üyesi konumunda bulunduğu ve eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 220 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kaldığı gözetilmeden, yetersiz ve yerinde görülmeyen gerekçeyle sanığın suç işlemek amacıyla kurulan örgütün yöneticisi olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hükümler kurulması,
Kanuna aykırı ve sanıklar … ve … müdafileri, sanıklar …, …, …, …, …, … ve …’nin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden Tebliğname’ye aykırı olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 12.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.