YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/13984
KARAR NO : 2007/16462
KARAR TARİHİ : 28.12.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 06/01/2006 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 11/06/2007 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili ile davacı vekili taraflarından süresinde olduğu anlaşılan davacının temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Karar, taraflarca temyiz edilmiştir. Bunlardan davalı HUMK.nun 432/1. maddesinde yazılı onbeş günlük ve 427/4 ve 433/2. maddelerinde belirlenen on günlük süreleri geçirdikten sonra temyiz ettiğine göre davalının temyiz istemi reddedilmelidir.
2-Davacının temyiz itirazlarına gelince; dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalı tarafından temyiz olunmuştur.
BK’nun 60/2.maddesi uyarınca, aynı zamanda suç niteliği taşıyan haksız eylem bakımından, ceza yasalarında ön görülen dava zamanaşımı süresi BK’nun 60/1.maddesinde düzenlenen sürelerden daha uzun ise; ceza davası zamanaşımı süresinin göz önünde tutulması gerekir. Madde hükmünün uygulanabilmesi için, ceza davası açılmış bulunması gerekmediği gibi ; mahkumiyet kararı verilmiş olması da koşul değildir. Bu anlamda, cumhuriyet savcılığının koğuşturmaya yer olmadığına ilişkin kararı dahi, bağlayıcı ve etken değildir. Ceza mahkemesince, suç öğelerinin oluşmadığı nedeniyle beraat kararı verilmesi hali dışında; eylemin suç oluşturup oluşturmadığının, hukuk yargıcı tarafından değerlendirilip saptanması gerekir.
Somut olayda, tarafların aynı işyerinde avukatlık yaptıkları ve daha sonra ayrıldıkları; davacının, müvekkilleri tarafından azledildiği ve buna davalının neden olduğu; davalı tarafından düzenlenen dava dilekçesinde davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu ileri sürülmüştür. Söz konusu dava dilekçesi incelendiğinde, kullanılan ifadeler itibariyle TCK’nun 480 ve 482. maddelerinde düzenlenen hakaret ve sövme suçlarının konusunu oluşturabileceği anlaşılmaktadır. Bu eylemlerin, TCK’nun 102/4. maddesinde ön görülen ceza davası zamanaşımı süresi ise 5 yıldır. Şu durumda, BK’nun 60/2. maddesi uyarınca uzamış ceza davası zamanaşımı süresi söz konusudur ve dava tarihi itibariyle süre dolmamıştır. Mahkemece, işin esasının çözümlenmesi gerekir. Karar, bu bakımdan yerinde görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenle davacı yararına BOZULMASINA; davalının temyiz isteminin (1) nolu bentte açıklanan nedenle reddine ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istek halinde geri verilmesine 28/12/2007 gününde oybirliğiyle karar verildi.