Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2010/10464 E. 2011/10688 K. 18.10.2011 T.

Yayınlanma Tarihi: 24.01.2024 04:08


YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10464
KARAR NO : 2011/10688
KARAR TARİHİ : 18.10.2011


MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı ... ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... ... ve diğerleri aleyhine 17/12/1997 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 06/04/2010 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılardan ..., ... ve ... ... ile ... vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 18/10/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılardan ... ve ... vekili Avukat ... ve davalılar ... ... ve ... ... vekili Avukat ... ile karşı taraftan davacı vekili Avukat ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamasları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve davacı yararına takdir olunan 825,00 TL duruşma avukatlık ücretinin temyiz eden davalılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/10/2011 gününde oyçokluğuyla karar verildi.



KARŞI OY YAZISI

Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş davalılar ... ..., ..., ... ve ...'in temyizi üzerine Dairemizin çoğunluğu tarafından onanmıştır.
Davaya konu trafik kazası 05/06/1995 tarihinde meydana gelmiş davacı tarafından 18/12/1997 günlü dilekçe ile fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 1.220,463 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminat istenmiştir. Yargılama aşamasında Adli Tıp Kurumundan alınan 11/03/2002 günlü raporda davacı ... ...'nin olay nedeniyle %39,2 oranında meslekte kazanma gücü kaybına uğradığı belirlenmiş, buna göre alınan tazminat bilirkişi raporuna dayanarak davacı vekili 20/05/2008 günlü ıslah dilekçesi ile maddi tazminat istemini 24.751,24 TL'ye yükseltmiş, ıslah dilekçesinin tebliği üzerine davalılar ... ... ve ... vekili tarafından süresinde zamanaşımı def'inde bulunulmuş temyiz eden davalılardan ...'e ise ıslah dilekçesi hiç tebliğ edilmeden hüküm verilmiştir. Gerek doktirinde gerekse Yargıtay uygulamalarında davacının müddeabihi arttırma şeklindeki ıslah talebi kısmi ıslah olarak kabul edilmekte ve bu durumda ilk açılan davada sadece dava edilen bölüm için zamanaşımının kesileceği kalan (henüz açılmamış) kısım için ise zamanaşımı işlemeye devam edeceği kabul edilmektedir.
Zamanaşımı bir borcu ortadan kaldıran bir olgu olmayıp, doğmuş ve var olan bir hakkın istenmesini ortadan kaldıran bir savunma aracıdır. Bu bakımdan zamanaşımı alacağın varlığını değil istenebilirliğini ortadan kaldıran BK'nun 60. maddesinde haksız fiillerde zamanaşımını düzenleme altına almış olup, maddenin birinci fıkrasında zarar görenin zarara ve failine ıttıla tarihinden itibaren bir yıllık ve herhalde fiilin vukuundan itbaren on yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüş, ikinci fıkrada ise eylemin ceza kanunları gereğince daha uzun bir zamanaşımına tabi olması halinde hukuk davasında da bu sürenin uygulanacağı kabul edilmiştir.
Yine olayda uygulanması gereken K.T.K 109. maddesinde motorlu araç kazalarından kaynaklanan tazminat istemlerinin zarar ve faili öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl ve herhalde kaza gününden itibaren 10 yıl içinde zamanaşımına uğrayacağı kabul edilmiştir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde zararlandırıcı trafik tazası, 05/06/1995 tarihinde meydana gelmiş, ıslahın ise 20/05/2008 tarihinde yapıldığı gözetildiğinde 2,5 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçtiği anlaşılmaktadır. Şu halde davalılar ... ... ile ...'ın sürede zamanaşımı def'ileri nedeniyle ıslahla istenen maddi tazminat bölümünün reddine karar verilmesi gerekirken bu bölüm tazminat isteminin kabulüne de karar verilmesi doğru olmamıştır.
Davalılardan ...'e ise ıslah dilekçesinin hiç tebliğ edilmediği ve bu davalı yönünden savunma haklarının kısıtlandığı gözetilerek davalı ... yararına da kararın bu nedenle bozulması gerekirdi.
Açıklanan gerekçelerle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan daire çoğunluğunun onama kararına katılmıyoruz. 18/10/2011