YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4270
KARAR NO : 2010/6964
KARAR TARİHİ : 10.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … İnş. Tur. Gıda San. Tic. Ltd. Şti. vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 16/07/2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 15/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, tapu sicilinin tutulmasından dolayı uğranılan zararın, Devletin sorumluluğuna ilişkin Medeni Yasa’nın 1007. maddesi gereğince, ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yerinin görevli olduğu gerekçesiyle yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesi reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı sahibi olduğu taşınmazın orman sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptaline karar verildiğini, iyi niyetle satın aldığı taşınmazın elinden çıkması sonucu oluşan zarardan Hazine’nin sorumlu olduğunu iddia ederek, uğradığı zararın davalıdan alınmasını istemiştir.
Yerel mahkemece, Medeni Yasa’nın 1007. maddesi gereğince Hazine’nin sorumlu tutulabilmesi için zararın tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanmış olması gerektiği, oysa zarara neden olan hatalı işlemin kadastro tespiti sırasında oluştuğu, idari eylemlerden kaynaklanan tazminat davalarının idari yargı yerinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir.
Davacı, tapulu taşınmazın mahkeme kararı ile elinden çıktığını belirterek uğradığı zararın ödetilmesi amacıyla eldeki davayı açmıştır. 4721 sayılı Türk Medeni Yasası’nın “Sorumluluk” kenar başlığını taşıyan 1007. maddesi gereğince “Tapu Sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücu eder. Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.”
Dava konusu olayda, Hazine adına itiraz etmekle yükümlü olan görevliler üzerlerine düşen görevlerini yapmamışlardır. Tapu işlemleri, kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini izleyen işlemler olduğundan ve tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, bu kayıtlarda oluşan hatalardan Devlet, Medeni Yasa’nın 1007. maddesi gereğince kusursuz olarak sorumludur. Kusursuz sorumluluk, tapu siciline bağlı çıkarların ve malvarlığına ilişkin hakların, yanlış tescil sonucu sicile güven ilkesi yönünden değişmesi ya da yitirilmesi, bu haklardan yoksun kalınması temeline dayanır. Çünkü sicillerin doğru tutulmasını üstlenen Devlet, sicillerdeki aykırı kayıtlardan doğan zararları ödemeyi de üstlenmektedir. Dayanaksız ya da hukuki duruma uymayan kayıtlar düzenlemek, taşınmazın niteliğinde yanlışlıklar yapmak da aynı kapsamda düşünülmüştür. Devletin kadastro işlemlerinden sorumluluğunun kapsamı Medeni Yasa’nın 1007. maddesi kapsamında düşünüldüğünde, eldeki davaya adli yargıda bakılması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18/11/2009 gün ve 2009/4-383-2009/517 sayılı kararı da bu biçimde açılan davaların adli yargı yerinde görülmesi gerektiği yolundadır.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek, uyuşmazlığın esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan yazılı gerekçeyle, yargı yolu bakımından mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 10/06/2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.
…