Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2010/5747 E. 2011/10348 K. 11.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5747
KARAR NO : 2011/10348
KARAR TARİHİ : 11.10.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Davacı … Oto. ve Tic. Ürünleri A.Ş vekili Avukat … tarafından, davalı … ve diğeri aleyhine 05/04/2006 gününde verilen dilekçe ile yeddiemine teslim edilen aracın satış gününde hazır edilmemesi nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 26/10/2009 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 11/10/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar adına gelen olmadı, karşı taraftan davacı şirket vekili Avukat … geldi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince; dava, yeddiemine teslim edilen aracın satış günü hazır edilemeyip borçluya usulsüz olarak iadesi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece dava kabul edilmiş, kararı davalılar temyiz etmişlerdir.
Davacı şirket, alacağı nedeniyle haciz koydurduğu aracın davalılardan …’nun işlettiği otoparkta, diğer davalı, …’ya yediemin olarak teslim edildiğini aracın satış gününden önce usulsüz olarak davalılarca borçluya iade edilmesi nedeniyle satışın yapılamadığını belirterek araç bedelinin tazminini istemiştir.
Davalı taraf, haczin kaldırıldığı yönünde yanıltılarak aracın iadesinin sağlandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Yerel mahkeme, yedieminin hacizli malı icra dairesine teslim etmediği müddetçe malın haciz tutağında tespit edilmiş olan kıymetini tazmine yükümlü olduğu gerekçesiyle davayı kabul etmiştir.
Her ne kadar yerel mahkemece aracın haciz tutanağında belirlenen miktarının tazmini yönünde hüküm kurulmuşsa da aracın icra dairesi tarafından satılması halinde İ.İ.K 206. maddesi uyarınca vergi borcunun öncelikle ödeneği gözetilerek, 7.119,15 TL motorlu taşıtlar vergisi borcunun, tutanaktaki miktardan düşülmesi gerekirken bu yönün göz ardı edilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
3-Dava, davalıların haksız eylemine dayalı bulunduğundan olayda hükmolunacak faiz yasal faizdir. Yerel mahkemece davanın haksız eyleme dayalı olduğu gözetilmeden avans faizine hükmolunması da doğru görülmediğinden bozma nedeni yapılmıştır.
4-Davacı, borçlusu aleyhine başlattığı İstanbul 13. İcra Dairesinin 2001/22353 Esas sayılı takip dosyasındaki alacağını kısmen davalıların haksız eylemi nedeniyle tahsil edemediğinden bu davayı açmış olup, asıl borçludan alacağı tahsil imkanı ortadan kalkmamıştır. Bu nedenle davacının mükerrer tahsilatına sebep olunmaması için icra dosyasında tahsil edilecek tutarla bu dosyadaki miktarın tahsilde tekerrüre neden olmayacak biçimde tazminine ilişkin hüküm konulmak gerekirken bu yönün gözardı edilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda 2,3 ve 4 nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, davalıların diğer temyiz itirazlarının yukarıda 1 nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/10/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.