Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2010/7057 E. 2011/8037 K. 06.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7057
KARAR NO : 2011/8037
KARAR TARİHİ : 06.07.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vd vekili Avukat … tarafından, davalı … ve …AŞ aleyhine 20/02/2009-04/12/2009 gününde verilen dilekçeler ile trafik kazası nedeniyle tazminatın dava ve birleşen dava ile istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; dava ve birleşen davanın kısmen kabülüne dair verilen 01/04/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan zararın dava ve birleşen dava ile tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece dava ve birleşen dava kısmen kabul edilmiş; karar davacılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılardan …, davalının %80 kusuru ile sebep olduğu trafik kazasında %12 oranında daimi işgücü kaybına uğramış, diğer davacıların desteği … ise ölmüş, davacılar bu nedenle uğradıkları maddi ve manevi zararların tazminini istemişlerdir.
Davalı … bir kısım ödemede bulunduğunu belirterek davacıların davalarını ispatlaması gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece ölenin anne ve babası olan davacıların 24.000,00’er TL manevi tazminat istemlerinin 5.000,00’er TL’lik, ölenin kardeşinin 12.000,00 TL olan manevi tazminat isteminin 2.000,00 TL’lik, davacı …’in 12.000,00 TL olan manevi tazminat isteminin 5.000,00 TL’lik kısmını hüküm altına almıştır.
Borçlar Yasası’nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.
Somut olayın gelişimi, tarafların kusur durumu, olay tarihi ve yukarıda anılan ilkeler birlikte gözetildiğinde hüküm altına alınan manevi tazminatlar düşüktür. Bu nedenle tüm davacılar yararına hükmolunan manevi tazminatların yükseltilmesi daha üst düzeyde miktarların belirlenmesi için kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davacılar 30/12/2009 tarihli ıslah dilekçesi ile artırdıkları miktarın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle hüküm altına alınmasını istemişlerdir. Davanın haksız fiilden kaynaklandığı düşünüldüğünde istem gibi ıslah olunan miktarlara da olay tarihinden faize hükmolunmak gerekirken bu miktarlara ıslah tarihinden faize hükmolunması da usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2 ve 3) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA, davacıların diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) sayılı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 07/07/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.