YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7548
KARAR NO : 2011/8100
KARAR TARİHİ : 07.07.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … ve diğeri vekili Avukat … tarafından, davalı … Sigorta A.Ş ve diğerleri aleyhine 03/04/2006 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12/02/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı … vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Diğer temyiz itirazlarına gelince:
a-Dava, trafik kazası nedeni ile ölümden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı … tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar, davalı sürücü …’ün kusuru ile meydana gelen trafik kazasında desteklerinin yaşamını yitirdiğini ileri sürerek uğradıkları maddi ve manevi zararın ödetilmesini istemişlerdir.
Davalılar davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece, benimsenen kusur ve hesap bilirkişi raporları uyarınca istemin bir bölümünün ödetilmesine karar verilmiştir.
Dosya arasındaki bilgi ve belgelerden, davacılar desteğinin kaza gününde 84 yaşında olduğu anlaşılmaktadır. Başkaca bir kanıt ileri sürülmeden desteğin, kaza tarihinden yaklaşık dört yıl sonra yapılan zabıta tahkikatına göre ölmeden işçi olarak çalışması nedeni ile aylık 550,00TL kazancı bulunduğunun kabul edilmesi ile asgari ücretin 2,43 katına isabet eden gelir tutarı üzerinden hesap yapılması doğru olmamıştır. Söz konusu tahkikat raporu tek başına desteğin gelirini kanıtlar nitelikte bulunmadığından olay günündeki yasal asgari ücret esas alınarak hesap yapılmak üzere kararın bozulması gerekmiştir.
b-Borçlar Yasası’nın 47. maddesi gereğince yargıcın, özel durumları göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Takdir edilecek bu tutar, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O
halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel durum ve koşullar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden yargıç, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde nesnel (objektif) ölçülere göre uygun (isabetli) bir biçimde göstermelidir.
Somut olaya gelince, olay tarihi, tarafların ekonomik ve sosyal durumları ile yukarıda anılan ilkeler gözetildiğinde davacılar yararına takdir edilen 4.000,00erTL manevi tazminat fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
c-Davacı eş … yararına desteğin ölümünden sonra aylık bağlandığı anlaşılmaktadır. Davacı … yararına bağlanan aylığın rücuya tabi olup olmadığı Sosyal Güvenlik Kurumundan sorulmamıştır. Davacı yararına bağlanan aylığın rücuya tabi olup olmadığı sorularak varılacak sonuca göre destekten yoksun kalma nedeni ile maddi zararı bulunup bulunmadığı belirlenerek bir karar verilmesi gerekirken bu yönün düşünülmemesi de doğru olmayıp kararın bozulması gerekmiştir.
d-Davacı … yararına karar altına alınan destekten yoksun kalma tazminatına, desteğin ölüm tarihi olan 16.02.2003 gününden itibaren yasal faiz uygulanması gerekirken, olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte hüküm altına alınması da doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2/a-b-c-d ) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, ilk bentteki nedenlerle öteki temyiz itirazlarının reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 07/07/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.