YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8685
KARAR NO : 2011/10425
KARAR TARİHİ : 13.10.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … ve diğerleri vekili Avukat … tarafından, davalı … ve diğerleri aleyhine 20/01/2006 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 19/03/2010 günlü kararın Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … ve duruşmasız olarak incelenmesi de davacılar ile diğer davalılar vekilleri taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne ve tebligat gideri verilmediğinden duruşma isteminin reddine karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalıların diğer temyiz itirazına gelince:
a)Dava, trafik kazası nedeni ile ölümden dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davacılar vekili, davalılar vekili ve davalı … tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar, davalı …’ın maliki, diğer davalıların murisi olan … …’in sürücüsü olduğu aracın kaza yapması sonucu araç içinde bulunan destekleri …’nun yaşamını yitirdiğini belirterek maddi ve manevi tazminat ödetilmesini istemişlerdir.
Davalı …, adına kayıtlı bulunan aracı kaza tarihinden önce sattığını, araç üzerinde fiili bir hakimiyeti kalmadığını bildirerek kendisi yönünden davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalılar ise murisleri … … ile davacıların desteğinin arkadaş oldukları, desteğin araca bu nedenle binmiş bulunduğunu, istemin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Yerel mahkemece istemin bir bölümünün ödetilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece benimsenen ve 27.02.2008 günlü destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasına ilişkin bilirkişi raporunda, tazminat tutarları hesap günündeki verilere göre hesaplanmıştır. Yerel mahkemece 16.08.2005 günü aracın sigorta şirketince destekten yoksun kalma nedeni ile tazminat ödendiği saptanmış bulunmasına karşın hesap tarihinden yaklaşık 2,5 yıl önce yapılan ödeme tutarı güncellenmeden ve toplam tazminat tutarından indirilmeden hüküm kurulmuştur. Oysaki davacılar, bu miktarın hesap rapor tarihine kadar işleyecek yasal faizi ile birlikte oluşacak tutarı oranında haksız yere zenginleşmiş olacaklardır.
Zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, sigorta tarafından yapılan ödemenin tazminat hesabının yapıldığı güne kadar geçen süreye ilişkin yasal faizi hesaplanıp güncelleştirilerek, hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatlarından indirilmesi gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
b)Davacıların desteği …, bir kısım davalıların murisi … …’in aracına ücret karşılığı binmiş bir yolcu olmayıp sırf hatır için taşınmıştır. Hatır taşımacılığında yalnızca yolcunun yararının bulunduğu ve taşıyanın karşılıksız olarak onu taşıdığı gözetilerek Borçlar Yasası’nın 43. maddesi gereğince zararın bir bölümünün tazminat alacaklısının üzerinde bırakılması gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan olgular manevi tazminat tutarının belirlenmesinde göz önünde tutulmuş ise de maddi tazminat tutarlarından, olayda varlığı kabul edilen hatır taşıması nedeniyle Borçlar Yasası’nın 43. maddesi uyarınca uygun tutarlarda indirim yapılmamış olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2/a-b) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; davacıların tüm, davalıların öteki temyiz itirazlarının (1) sayılı bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 13/10/2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.