Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2011/1140 E. 2012/5759 K. 05.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1140
KARAR NO : 2012/5759
KARAR TARİHİ : 05.04.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 03/02/2010 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar, davalı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı vekili, müvekkilinin … ilçesinde İlçe Milli Eğitim müdürü olarak görev yaptığını, davalının Marmaris Cumhuriyet Başsavcılığı’na 30/05/2007 tarihinde verdiği şikayet dilekçesinde kendilerini vatansever olarak tanıtan ülkücü çeteyle işbirliğine giderek yasadışı ekonomik gelir elde ettiğini, rakiplerini bu çeteyi kullanarak tehdit ettirdiğini, birçok tecavüz, cinsel taciz, psikolojik taciz gibi olayları savcılığa bildirmediği vs gibi yedi maddeden ibaret iftiralarla cezalandırılmasını istediğini, Milli Eğitim Bakanlığı Teftiş kurulu tarafından müvekkili hakkında ön inceleme yapıldığını ve sonuçta soruşturma izni verilmemesine karar verildiğini, davalının haksız iftiraları nedeniyle bakanlık teftiş kurulu tarafından ön inceleme yapılmasına ve kişilik haklarının rencide olmasına neden olduğunu, belirterek 10.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı anayasal şikayet hakkını kullandığını, tüm eylemlerinin kanuna ve hukuka uygun olduğunu, davacının denetim sorumluluğunu ihmal ederek bir çok kötü olaya sebep olduğunu ve bazılarının ise içinde yer aldığını ve bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel Mahkemece, davalının yaptığı ihbar ve şikayetlerin asılsız çıktığı, şikayetin Anayasanın kendisine tanıdığı şikayet hakkını aşar nitelikte olduğu ve davacının kişilik haklarına saldırı niteliği taşıdığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir”şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasanın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde
herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK.nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlemiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
Somut olayda; davalının şikayeti üzerine davacı hakkında Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerince yapılan ön incelemede; davacının, … Kuvvetler Güçbirliği … Şube Başkanı …’ı, … … Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi Kantin işleticisi … ile bu okulda usta öğreticisi olarak çalışan …’ı tehdit suçuna azmettirdiği ve bu eylemden dolayı Sulh Ceza Mahkemesinde yargılandığı için davalının bu şikayetine yönelik soruşturma izni verilmediği belirtilmiştir. Yine Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma sırasında bilgisine başvurulan … … Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi Müdürü …, davacının ihalelere müdahale ettiğini, okul idarecileri üzerinde baskı oluşturduğunu beyan etmiştir. Yine daha önce … İlköğretim Okulu Müdürlüğünü yapan … da davacının kendisi hakkında suçsuz yere soruşturma açtığı için müdürlük görevinden alındığını, kendisine verilen cezanın idare mahkemesince iptal edildiğini, kantin ihalesi ile ilgili usulsüz teklifleri kabul etmediği içinde şikayet edildiğini beyan etmiştir.
Bu kapsamda davacı hakkındaki şikayet bir bütün olarak değerlendirilerek, iddialar konusunda zayıfta olsa bazı somut belirtiler (emareler) bulunduğu; şikayetin, olağan kuşku üzerine ve somut belirtilere dayandırılarak yapıldığı sonucuna varılmak gerekir.
Yerel mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle, davalının tazminat ile sorumlu tutulmuş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/04/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.