YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2954
KARAR NO : 2012/5756
KARAR TARİHİ : 05.04.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … ve diğerleri aleyhine 23/11/2001-21/11/2005 gününde verilen dilekçeler ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine dair verilen 31/12/2009 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların davalılar … Genel Müdürlüğüne ve Sağlık Bakanlığına yönelik tüm temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı …’ye yönelik temyiz istemi yönünden davacı …’ın tüm, davacı …’ın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
3-Davacı …’ın öteki temyiz itirazına gelince;dava, tedavi hatası nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, asıl dava yönünden istemin bir bölümünün kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz olunmuştur.
Birleşen davada davacı …, eşine uygulanan hatalı tedavi sonucu zarara uğradığını beyan ederek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.Yerel Mahkemece maddi zararın ispatlanamadığı,manevi tazminatın ise, eşin ağır bir cismani zarara uğramadığı,ruhsal olarak sağlık bütünlüğünün bozulmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Mahkemece,davacı …’ın manevi tazminat istemi reddedilmiş isede ,dava konusu olayda mağdur olan …’ın davacı …’ın eşi olduğu, dosya kapsamında alınan raporlardan da anlaşılacağı üzere davacı …’ın karın bölgesinde yapılan abse drenaj işlemi sonrasında bağırsağının göbek altında ağızlaştırıldığı ve uzun süre kolostomi torbası kullanmak zorunda kaldığı, davacı …’nin mevcut bedeni zararının derecesi göz önüne alındığında eşi olan davacı … için de manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken istemin reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda (3) sayılı bentte gösterilen nedenle davacı … yararına; BOZULMASINA; davacıların öteki temyiz itirazlarının ise (1 ve 2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden davacılardan …’dan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/04/2012 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
(M)
KARŞI OY YAZISI
Dava, kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken (görevlerini yaparken) kusurları sonucu şahıslara zarar vermelerinden kaynaklanan ve zarar gören şahısların kamu görevlileri aleyhine adli yargıda açtıkları tazminat davasıdır.
Anayasa’nın 129/5. maddesindeki “Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak ancak idare aleyhine açılabilir” hükmü ile buna paralel olarak düzenlenmiş olan 657 sayılı Devlet Memurları Yasası’nın 13. maddesi hükmünün açık, net ve amir olması, bu düzenlemeler gereğince kamu görevinden dolayı zarar gören kişilerin ancak idare aleyhine idari yargıda dava açabileceği, kamu görevlisi aleyhine adli yargıda dava açılmasının ve açılacak bu davalarda kamu görevlisinin kişisel kast veya kusurunun araştırılmasının mümkün olmaması, yasa hükümlerine aykırı yorum ve uygulama yapılamayacağı, idari yargının görevine giren davaların kamu düzenine aykırı sonuç doğuracak şekilde adli yargıda görülemeyeceği, kamu görevlileri hakkında adli yargıda kişiler tarafından açılan tazminat davalarının kast ve kusur araştırması yapılmaksızın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerektiği, taraflardan birinin davacı ve davalı olma sıfatının bulunmadığının anlaşılması halinde açtığı veya aleyhine açılan davanın sıfat yokluğu nedeniyle ret edilmesi gerekirken mahkemece kabul edilmesi halinde, ilgili tarafça itiraz ve temyiz edilmese dahi dosya kapsamından taraf sıfatının yokluğunun temyiz incelemesi sırasında Yargıtay’ca anlaşılması halinde yasaların mahkemelerce uygulanmasını denetleyen Yüksek Mahkeme olarak sıfat yokluğu nedeniyle ilgili taraf hakkında davanın ret edilmesi yönünde kararı bozması gerektiği, bu durumun re’sen incelenecek hususlardan olması nedeniyle aleyhe bozma yasağını ihlal etmeyeceği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum. 05/04/2012