Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2011/6332 E. 2012/8170 K. 09.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6332
KARAR NO : 2012/8170
KARAR TARİHİ : 09.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
2-… vekili Avukat …

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … ve diğeri aleyhine 10/11/2006 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 29/05/2008 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu haberler, Antalya Körfez gazetesinin 24.07.2006, 26.09.2006, 27.09.2006, 11.10.2006, 16.10.2006, 02.11.2006, 06.11.2006, 08.11.2006 günlü sayılarında ” özel idarede telefon krizi”, “devletten aylık STK’lara uşaklık”, “adaylar makam valsinde”, “devlette açık çek”, ” Valilik makamından görüntü var ses yok”, ” 32 yıllık mı?”, ” Gülşen’e inceleme başlattık”, “Gülşen meclisi gerdi”, başlıklarıyla yayınlanmış olup Antalya İl Özel İdare Müdürlüğünde yaşanan bir takım olayların konu edildiği ve atama yapılacak yeni daire başkanlıklarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Davacı, Antalya İl Özel İdare müdür yardımcısı olarak görev yapmakta ve yeni kurulacak daire başkanlıkları için atanacak adaylar bulunmaktadır.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
-/-

-2-
2011/6332-2011/8170

Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Davaya konu olayda; davalı gazetenin 26.09.2006 günlü sayısından “özel idarede telefon krizi” başlığı ile yayınlanan “Özel İdarede bir müdür yardımcısının, kullandığı telefondan özel bir dershane adına yüzlerce kutlama mesajı çektiğinin tespit edildiği, İl Genel Meclis başkanlığınca hemen bir soruşturma komisyonu oluşturulduğu, ancak telefon sahibi müdür yardımcısının üst düzey bir devlet görevlisinin eşine olan yakınlığının, soruşturmanın yapılmasına engel olduğu” biçiminde ve 27.09.2006 günlü sayısında “devletten aylık STK’lara uşaklık” başlığı ile önceki yayındaki iddiaların tekrar edildiği anlaşılmakta olup Antalya Valiliği tarafından gazeteye gönderilen tekzip metninde; … adlı personelin mesajları kendi adına kayıtlı telefondan çektiği, hakkında herhangi bir soruşturma olmadığı belirtilerek iddialar yalanlanmış olduğundan yayınların gerçeklik unsuru taşımadığı ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda 27.09.2006 günlü yayının başlığında kullanılan “uşak” tabiri tahkir edici anlamda olduğundan davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Şu halde; mahkemece davacı yararına 26.09.2006 ve 27.09.2006 günlü yayınlar nedeni ile uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken talebin tümden reddedilmiş olması doğru bulunmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda belirtilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 09/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.