Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2011/7602 E. 2012/10451 K. 14.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7602
KARAR NO : 2012/10451
KARAR TARİHİ : 14.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 08/11/2005 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 15/03/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dedesinden kalma su taşıma tesisatı ile davalıya ait arazide çıkan kaynak suyundan faydalandıklarını ancak davalının kepçe makinaları ile yeraltı su borularını çıkartıp kırdığını bu nedenle bahçesinde sulama yapamadığını ve meyve ve sebzelerin kuruduğunu beyanla uğradığı zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, kendisine ait parsel içinde kaynak suyu bulunduğunu, parselin tapu kaydında davacı lehine suyu kullanma hakkı veren bir irtifak kaydının olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından; davacının davaya konu su tesisatı ve ürünlerin maliki olmadığı, esasen taşınmaz malikinin de davacının babası olduğu, hatta bu konuda davalıya ait taşınmazdaki kaynak suyu ile ilgili irtifak hakkı tesisi için asıl malik olan davacının babası tarafından ayrıca Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldığı anlaşılmaktadır. Bir davanın esas yönden başarı ile sonuçlanabilmesi için davanın doğru hasım tarafından doğru hasım aleyhine açılması, başka bir ifade ile o davada taraf durumunu alanların gerçekten davacı ve davalı sıfatını taşımaları gerekmekte olup bu durum dava konusu hakkın özünü teşkil eder. Bu durumda, davacı tarafından açılan davanın taraf sıfatı (aktif husumet ehliyeti) yokluğundan reddedilmesi gerekirken davacı lehine tazminata hükmedilmesi doğru bulunmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.