YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/8500
KARAR NO : 2012/10462
KARAR TARİHİ : 14.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vdl. vekili Avukat …. tarafından, davalı … ve diğeri aleyhine 30/12/2005 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/10/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacılar vekili ve davalı … vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince:
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar, desteğin vefatıyla sonuçlanan trafik kazasında davalıların kusurlu olduğunu beyanla destekten yoksun kalma tazminatı ve uğradıkları üzüntünün telafisi amacıyla da manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmişlerdir.
Davalılar, kusursuz olduklarını beyanla davanın reddini savunmuşlar, mahkemece açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
a)Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olayda; tarafların kusur durumu, olayın oluş şekli, vefat edenin yaşı, ölenin davacılara olan yakınlığı ve yukarıdaki ilkeler dikkate alındığında; davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Davacılar yararına uygun bir miktarda manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
b)Tedavi ve cenaze giderleri belgelendirilmese dahi ölümle sonuçlanan yaralanma nedeni ile belli bir tedavi gideri yapılması ayrıca ölüm nedeni ile de cenaze ve defin giderleri yapılması kaçınılmazdır. Bu gibi harcamalar belgelendirilmese dahi, cenaze gideri Belediyeden sorularak, tedavi gideri de doktor bilirkişiden rapor alınarak belirlenebilecektir. Bu da mümkün olmadığı takdirde 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 42. maddesi “Zararı ispat etmek müddeiye düşer, zararın hakiki miktarını ispat etmek mümkün olmadığı takdirde hakim, halin mutat cereyanını ve mutazarrır olan tarafın yaptığı tedbirleri nazara alarak onu adalete tevfikan tayin eder” hükmü gereği tedavi ve cenaze gideri takdir edilmesi gerekirken belgelendirilmediğinden reddi doğru bulunmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA, davalının tüm, davacıların diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden davacılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/06/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.