Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2012/1037 E. 2012/18390 K. 03.12.2012 T.
Yayınlanma Tarihi: 23.01.2024 18:38
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1037
KARAR NO : 2012/18390
KARAR TARİHİ : 03.12.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... AŞ. ve diğeri aleyhine 28/12/2010 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 13/04/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, istemin bir bölümünün kısmen kabulüne ve hükmün özetinin masrafının davalılardan alınmak kaydıyla aynı yerde aynı süre ile yayınlanmasına karar verilmiş; karar, davacı ve davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıların yaptıkları yayın nedeniyle kişilik haklarının saldırıya uğradığını ileri sürerek manevi tazminat ile birlikte karar özetinin de yayınlanmasına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, istem aynen kabul edilmiştir. Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinde hakimin tazminatın ödenmesi yerine diğer bir yaptırıma veya ilave bir yaptırıma karar verebileceği gibi saldırıyı kınayan bir hüküm de kurabileceği öngörülmüştür. Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde ise yasanın takdir hakkı tanıdığı durumlarda hakimin somut olaydaki olguları gözeterek hak ve adalete göre karar vereceği belirtilmektedir.
Buna göre, hakimin davaya konu olan uyuşmazlıkların çözümünde uygulanacak yaptırımları serbestçe takdir edebileceği ancak bu yaptırımın somut olay itibariyle hak ve adalete de uygun olması gerektiği anlaşılmaktadır.
Davaya konu edilen olayda, mahkemece istenen tazminatın hüküm altına alınması ile, davalıların hukuka aykırı eylemlerinin sabit olduğu belirlenmiş, böylece hem hukuka aykırılığın saptanmış olması ve hem de yararına tazminata hükmedilmekle davacının tatmin duygusu sağlanmış bulunmaktadır. Somut olayın özelliğine, haberin verildiği tarih üzerinden uzun bir sürenin geçmiş bulunmasına ve Borçlar Kanunu’nun 49/2. maddesindeki ölçüler de esas alındığında ayrıca yayına da karar verilmiş olması yerinde değildir. Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, kararın HUMK’nun 438. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte belirtilen nedenlerle, hüküm fıkrasında yer alan “Hükmün özetinin masrafının davalılardan alınmak kaydıyla aynı yerde aynı süre ile yayınlanmasına” sözcük dizisinin çıkarılmasına ve kararın bu düzeltilmiş biçimi ile ONANMASINA, davacının tüm, davalıların diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte belirtilen nedenlerle reddine ve ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, peşin alınan harcın bundan mahsubuna ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 03/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.