Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2012/12008 E. 2012/13705 K. 27.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/12008
KARAR NO : 2012/13705
KARAR TARİHİ : 27.09.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 03/09/2009 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30/12/2010 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkin olup yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karar, davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, davalının, …. 24/02/2007 ve 25/02/2007 tarihlerinde yayınlanan haber turu adlı programda, müvekkiline asılsız itham ve hakaretlerde bulunduğunu, resmini de vermek suretiyle kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu belirterek, manevi tazminat istemli eldeki davayı açmıştır.
Davalı vekili davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davalının basın yoluyla hakaret suçunu işlediği iddiasıyla yargılandığı ve cezalandırıldığı, kararın kesinleştiği, Borçlar Yasasının 53. maddesi gereğince Ceza Mahkemesinin maddi olgunun belirlenmesine ilişkin cezalandırma kararının hukuk mahkemesi yönünden bağlayıcı olduğu, yapılan haksız saldırı nedeniyle davacının kişilik değerlerinin zarar gördüğü gerekçesiyle istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
….

Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında …. bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Davaya konu olayda; davalı hakkında hakaret suçlaması ile …. mahkemesine açılan kamu davasında yapılan ceza yargılaması sonucunda davalının mahkumiyetine dair verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği görülmüştür. Ceza mahkemesinde verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı B.K’nun 53. maddesi anlamında hukuk hakimini bağlayıcı nitelikte bir karar değildir. Ceza dosyasında dava konusu yayınlara ait CD’nin bilirkişiye yaptırılan çözümünde, evlilik mağduru gencin başından geçenleri anlattığı, bu kişinin ve sunucunun ekranda gözükmediği, ekranda gösterilen resimlerdeki kişilerin ise yüzlerinin kapatılması nedeniyle tanınacak durumda olmadıkları, herhangi bir ismin de geçmediği beyan edilmiştir. Bu kapsamda davacıya yönelik bir matufiyet bulunmadığı, yayında hukuka aykırılık olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, istemin tümden reddedilmesi gerektiği gözetilmeyerek yerinde olmayan gerekçeyle, yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA bozma nedenine göre tarafların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve temyiz eden davalıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27/09/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.