Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2012/13415 E. 2013/11966 K. 20.06.2013 T.
Yayınlanma Tarihi: 24.01.2024 13:09
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13415
KARAR NO : 2013/11966
KARAR TARİHİ : 20.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 28/01/2010 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 30/11/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının diğer temyiz itirazına gelince:
Dava, trafik kazası nedeniyle uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından, davalı ...’na bağlı İtfaiye Müdürlüğü’ne ait itfaiye aracının, yoldan çıkarak davacıya ait bahçeye zarar verdiği, hükme esas alınan İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun 15/11/2011 tarihli bilirkişi raporuna göre; meydana gelen olayda itfaiye aracı sürücüsünün %50, dava dışı araç sürücüsünün %50 kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacının zararının 11.030,00 TL olarak hesaplandığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davalının aracını sevk ve idare eden sürücünün, %50 kusur durumuna göre, hesaplanan tazminattan indirim yapılmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hükme esas alınan kusur raporuna göre; davaya konu kazada, davacıya atfı kabil bölüşük kusur bulunmamaktadır. Meydana gelen zarardan, dava dışı araç sürücüsü ile davalı idare müteselsilen sorumlu olup kusur durumu kendi aralarındaki iç ilişkiye dairdir. Açıklanan nedenle zararın tamamına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile kusur durumuna göre indirim yapılmış olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, davalının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20/06/2013 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesine göre; idarenin (kamu kurumunun) "eylem ve işlemleri" sonucu zarar gördüğünü ileri süren hak sahiplerinin açacakları tam yargı davalarına bakma görevi İDARİ YARGININ yetki sınırları içine girmektedir.
Görev konusu kamu düzeni ile ilgili olup, (zira mahkemelerin görevleri yasalarla belirlenir.) taraflarca ileri sürülmese dahi yargılamanın her aşamasında hakim tarafından re'sen değerlendirilip, görev hususunun yasalara uygun olarak karara bağlanması gerekir.
Yargıtay uygulamalarında idarenin eylemi, "plan ve projeye bağlanmayan" haksız eylem niteliğinde görüldüğü hallerde, hak sahiplerinin açtığı tazminat davalarında görevli mahkemelerin Adli yargı olacağı kabul edilmektedir. Ancak, ben bu uygulamayı 2577 sayılı Kanunun 2/1-b maddesine aykırı gördüğüm için bu görüşe katılmıyorum. Zira, mahkemelerin görev sınırları yasalar ile belirlenip, yasalara aykırı şekilde yargı kararı ile belirlenemez. Ayrıca, 2577 sayılı Kanunun 2/1-b maddesinde hiçbir ayrım yapılmaksızın idarenin tüm "eylem ve işlemlerinden dolayı" idari yargının görevli olduğu açıkça belirtildiğine göre, idarenin “plan ve projeye bağlı olmayan” eylemleri de adından anlaşılacağı üzere “eylem” olduğundan ve Yasa’da tanımlanan görev kapsamına “eylem” de alınmış olduğundan ve burada önemli olanın eylemin niteliği olmayıp eylemin kimin tarafından yapıldığıdır. Yasa, idarenin (kamu kurumunun) eylemlerini idari yargının görev sınırları içerisine almış olduğuna göre, idarenin haksız eylem niteliğinde kabul edilen eylemlerinde görevli mahkemenin (Yargının) adli yargı olacağına ilişkin düşüncelerin doğru olmadığı kanaatindeyim.
Somut olayımızda da davacı taraf, davalı idarenin (kamu kurumunun) kamu hizmetini yerine getirirken ortaya koyduğu eylem veya işlemlerinden zarar gördüğünü ileri sürerek bu davayı açtığına göre davaya bakma görevi idari yargının yetki sınırları içinde kalacağından adli yargı hakiminin yargı yolu bakımından dava dilekçesinin reddine karar vermesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüş ve düşüncelerine katılmıyorum. 20/06/2013