Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2012/13633 E. 2013/11916 K. 20.06.2013 T.
Yayınlanma Tarihi: 24.01.2024 12:32
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/13633
KARAR NO : 2013/11916
KARAR TARİHİ : 20.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... tarafından, davalı ... ve diğeri aleyhine 21/12/2010 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayete dayalı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 01/03/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, anne-oğul olan davalıların, sırf davalılardan ... hakkında yürüttüğü idari soruşturmada kendisini baskı altına almak amacıyla, tehdit ve hakaret suçlarından dolayı kendisi hakkında adli ve idari makamlara şikayette bulunduklarını, hakkında açılan idari ve adli soruşturmalar neticesinde işlem yapılmasına yer olmadığına ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, bu süreçte manevi olarak çok yıprandığını iddia ederek manevi zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalılar, şikayet haklarını kullandıklarını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalıların şikayetlerinin haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, davalı ...'ın Gelibolu Cumhuriyet Başsavcılığına 15/03/2010 tarihinde müracaat ederek, ev telefonundan kendisine tehdit ve hakarette bulunduğu iddiasıyla davacıdan şikayetçi olduğu, yapılan soruşturma sonucunda yeterli delil bulunmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği; davalı ...'ın ise Çanakkale Valiliği'ne hitaben yazmış olduğu dilekçede ve eğitim müfettişlerine vermiş olduğu ifadesinde, hakkında yürütülen idari soruşturmalarda müfettişlerin kendi ifadelerini değiştirerek yazdığı, kendisini korkuttuğu, davacının annesine telefonda hakaret ve tehditte bulunduğundan annesinin fenalaştığı, yine davacının kendisini ifade vermekten kaçınıyormuş izlenimi oluşturduğu soruşturmalarda mağdur öğrencinin yönlendirildiği iddialarında bulunduğu, bunun üzerine davacı hakkında başlatılan disiplin soruşturması sonucunda, iddiaların sabit olmadığı gerekçesiyle işlem yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davacı hakkındaki adli ve idari soruşturmalar sonucunda verilen kararlar üzerine, davalıların davacı hakkındaki isnatları nedeniyle, haklarında iftira suçundan kamu davası açıldığı ve yargılama sonucunda, yeterli delil olmadığı ve iftira kastıyla hareket edip etmediklerinin açıkça anlaşılmadığı gerekçesiyle beraatlerine karar verildiği görülmüştür.
Davalılar, Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen şikayet hakkını kullanan durumundadır. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için, şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların olması zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir.
Somut olayda davalılar, hakaret ve tehdit iddialarını, içeriği belirlenemeyen telefon konuşmasına dayandırarak şikayette bulunmuş, diğer yandan, davalılar hakkında iftira suçundan yapılan yargılama sonunda da yeterli delil bulunmadığı, telefon konuşmasının içeriğinin bilinemeyeceği gerekçesiyle davalıların beraatlerine karar verilmiştir. Davacı hakkında yapılan idari soruşturma sonucunda da, iddiaların sabit olmadığı gerekçesiyle işlem yapılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmıştır.
Davaya konu olayın özellikleri ve gelişim biçimi göz önünde tutulduğunda, şikayet hakkını kullanması bakımından yeterli emarenin varlığı benimsenmelidir. Yukarıda belirtilen ilke ve saptanan olgular ışığında, davalılar yönünden hukuka uygunluk nedeninin gerçekleştiği kabul edilmeli ve dava tümden reddedilmelidir. Mahkemece, kısmen kabul kararı verilmesi doğru görülmemiş ve bu yön bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenle davalılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 20/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.